Şair Eşref ve Küfrün Osmanlıca Diliyle Direnişi

Okuma Süresi:

1–2 dakika
❤️

Sefa Yürükel

  1. Hicivde Küfürle Yozlaşmayı İfşa Etmek

Şair Eşref’in dili, doğrudan ve çekincesizdir. Hedefi genellikle devrin memurları, din adamları, padişah ve dalkavuklarıdır. Eşref’in hicivleri, öfke yüklü bir halk vicdanının sesi gibidir:

Orijinal Osmanlıca (Latinize edilmiş):
“Herifin evsafını beyân ederken,
Ne desem bilmem ki kerâtaya.
Ne de olsa s*ktir et gitsin,
Kalmadı lugatte sövülecek daha.”

Günümüz Türkçesiyle:
“Adamı tarif etmek istesem,
Ne desem bilemem şu herife.
En iyisi s*ktir et gitsin,
Lugatte küfür kalmadı buna yetecek.”

Bu dizeler, kişisel değil sistemik yozlaşmanın bir ifadesidir. Şair burada hem çaresizliğini hem de dilin yetmezliğini ifade ederken küfrü neredeyse felsefi bir zemine oturtur: Dilin yetersizliği, küfrü zorunlu kılar.

  1. Şeyhülislam’a ve Ulema Takımına Yönelik Hiciv

Eşref’in en fazla hedef aldığı kesimlerden biri de, dönemin dini otorite sahipleridir. Bu tip beyitleriyle hem ikiyüzlü din adamlarını hem de istibdada fetva veren şeyhülislamları alaya alır:

“Din ile aldatanın, gö**ten girsin imanı.
Cübbe giymekle adam olmaz o hayvanı.”

Bu alıntı, sadece bireysel bir hakaret değildir; aksine, dini kisve altında sürdürülen siyasal riyakârlığın teşhiridir. Eşref’in küfrü burada, dini sömürüyü ifşa etmek için kullanılan bir aforizma gibi işler.

  1. Bürokrasi ve Yalakalık Üzerine

“Herifin mumu götlüğünden yanıyor,
Yine de diyorlar ki bu dairede çalışkan.”

Bürokratik yozlaşma, torpil, rüşvet ve dalkavukluk, Şair Eşref’in küfürle hicvettiği başlıca temalardandır. Burada, hem cinsel metafor hem de yergi bir arada kullanılarak sistemin çürümüşlüğü gözler önüne serilir.

Küfrün Edebî Meşruiyeti

Eşref’in küfürlü dili, çağdaşları tarafından çoğu zaman “aşağılık” görülmüşse de, modern eleştirel yaklaşımlarla değerlendirildiğinde, bu dilin bilinçli ve amaçlı olduğu anlaşılır. Küfür, burada salt bir öfke değil; sistemli bir edebi yıkım, bir protesto, bir hakikat biçimidir.

Bu anlamda Şair Eşref’in şiirleri, günümüzde Can Yücel’de, Neyzen Tevfik’te ve hatta Charles Bukowski gibi Batılı karşılıklarında yankılanan evrensel bir aykırılığın Osmanlıca ifadesidir.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar