Sefa Yürükel
Hukukun üstünlüğü, demokratik sistemlerin temel dayanaklarından biridir. Ancak, bazı ülkelerde hukuk sisteminin bağımsızlığını kaybetmesi, otoriter yönetimlerin güçlenmesine ve demokratik kurumların işlevsiz hâle gelmesine yol açmaktadır. Polonya ve Macaristan gibi ülkelerde son yıllarda yaşanan anayasal değişiklikler, yargı bağımsızlığının zayıflaması ve yürütme erkinin güçlenmesi, otoriterleşme sürecini hızlandırmıştır.
Hukukun üstünlüğü (rule of law), devlet yönetiminin keyfîlikten uzak olması ve yasaların herkese eşit şekilde uygulanmasını ifade eder (Dicey, 1885). Demokrasi, hukukun üstünlüğü üzerine inşa edilir; bağımsız bir yargı, hesap verebilir yönetim ve temel hakların korunması gibi unsurlar demokratik sistemlerin sürdürülebilirliği için gereklidir (Linz & Stepan, 1996).
Ancak, son yıllarda birçok ülkede hukukun üstünlüğü giderek zayıflamaktadır. Özellikle Polonya ve Macaristan gibi Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerde, hükümetler yargıyı kontrol altına alarak otoriterleşme eğilimlerini güçlendirmiştir (Peerenboom, 2010).
Hukukun Üstünlüğünün Zayıflama Süreci
Hukukun üstünlüğünün aşınması, genellikle birkaç temel yöntemle gerçekleşir:
- Yargı Bağımsızlığının Zayıflatılması
Bağımsız bir yargı, yürütme gücünün keyfî kararlar almasını engeller. Ancak otoriter eğilimler taşıyan hükümetler, yargıyı kontrol altına alarak hukuku kendi çıkarları doğrultusunda kullanabilmektedir (Moustafa, 2007).
• Polonya Örneği: 2015 yılında iktidara gelen Hukuk ve Adalet Partisi (PiS), Anayasa Mahkemesi’ni ve Yüksek Mahkeme’yi kontrol altına almak için bir dizi yasa değişikliği yapmıştır (Sadurski, 2019).
• Macaristan Örneği: Viktor Orbán liderliğindeki Fidesz hükümeti, 2012 yılında yeni bir anayasa kabul ederek yargıçların emeklilik yaşını düşürmüş ve bağımsız yargıçların yerine hükümet yanlısı isimleri atamıştır (Bánkuti et al., 2012).
- Medyanın ve Sivil Toplumun Baskı Altına Alınması
Bağımsız medya ve sivil toplum örgütleri, hükümetin hukuka aykırı uygulamalarını denetleyebilir. Ancak otoriterleşme sürecinde bu kurumlar baskı altına alınarak susturulmaktadır (Levitsky & Ziblatt, 2018).
• Macaristan’da Medya Kontrolü: Orbán hükümeti, 2018 yılında medya düzenleyici kurumları kendi kontrolüne alarak bağımsız haber kanallarını kapatmış veya devralmıştır (Bátorfy, 2020).
• Polonya’da Basın Özgürlüğü Kısıtlamaları: PiS hükümeti, kamu yayın kuruluşlarını propaganda aracına dönüştürmüş ve muhalif gazetecilere yönelik baskıları artırmıştır (Greskovits, 2020).
- Yasama Sürecinin Tekelleşmesi
Demokratik sistemlerde yasama organları, yürütme gücünü denetler. Ancak otoriterleşme eğilimindeki hükümetler, yasama organlarını etkisiz hâle getirerek tek adam yönetimine doğru ilerler (Schedler, 2006).
• Macaristan’da Anayasa Değişiklikleri: Orbán yönetimi, parlamentodaki çoğunluğunu kullanarak anayasayı birçok kez değiştirmiş ve yürütme erkine daha fazla yetki vermiştir (Halmai, 2019).
• Polonya’da Parlamento Sürecinin Engellenmesi: Muhalefetin yasa teklifleri reddedilmiş, kritik yasalar hızla geçirilerek tartışma ortamı ortadan kaldırılmıştır (Markowski, 2019).
Otoriterleşmenin Sonuçları
- Demokratik Gerileme ve AB ile Çatışmalar
AB, üye ülkelerin hukukun üstünlüğüne uymasını şart koşar. Ancak Polonya ve Macaristan’daki gelişmeler, bu ülkelerin AB ile sık sık karşı karşıya gelmesine yol açmıştır (Scheppele, 2020).
• AB’nin Hukukî Müdahaleleri: 2020 yılında AB, hukukun üstünlüğü ihlalleri nedeniyle Macaristan ve Polonya’ya karşı madde 7 sürecini başlatmıştır (Kochenov, 2021).
• Fon Kesintileri: AB, hukukun üstünlüğü ilkesine uymayan üye ülkelerin fonlarını kesme kararı almıştır (Kelemen, 2020).
- Ekonomik ve Siyasi İstikrarsızlık
Hukukun üstünlüğünün zayıflaması, uzun vadede ekonomik belirsizlikleri artırarak yatırımcı güvenini sarsabilir (Przeworski et al., 2000).
• Polonya’da Yatırımcı Güvensizliği: Hukuk sisteminin bağımsızlığını kaybetmesi nedeniyle uluslararası şirketler, Polonya’da yatırım yapma konusunda çekimser davranmaktadır (Dąbrowski, 2021).
• Macaristan’da Yolsuzluğun Artışı: Yargı sisteminin kontrol altına alınması, devlet ihalelerinin yandaş şirketlere verilmesine neden olmuştur (Magyar, 2016).
Geleceğe Yönelik Öngörüler ve Çözüm Önerileri
1. Uluslararası Baskının Artırılması: AB ve uluslararası kuruluşlar, hukukun üstünlüğü ihlallerine karşı daha sert yaptırımlar uygulayabilir.
2. Sivil Toplumun Güçlendirilmesi: Hukukun üstünlüğünü korumak için bağımsız medya ve sivil toplum kuruluşlarına destek sağlanmalıdır.
3. Demokratik Kültürün Teşvik Edilmesi: Yurttaşların demokratik haklar konusunda bilinçlendirilmesi ve seçim süreçlerine aktif katılım göstermesi sağlanmalıdır.
Sonuç
Hukukun üstünlüğünün zayıflaması, otoriterleşme sürecinin en önemli adımlarından biridir. Polonya ve Macaristan örnekleri, hükümetlerin yargıyı kontrol altına alarak, medyayı susturarak ve yasama organlarını etkisiz hâle getirerek otoriter bir rejime nasıl evrilebileceğini göstermektedir. Bu süreç, sadece ulusal düzeyde değil, aynı zamanda AB ve uluslararası toplum için de ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edilmesi, demokrasinin sürdürülebilirliği açısından kritik bir öneme sahiptir.
Kaynakça
• Dicey, A. V. (1885). Introduction to the Study of the Law of the Constitution. Macmillan.
• Halmai, G. (2019). Illiberal Constitutionalism in Hungary. Constitutional Studies.
• Levitsky, S., & Ziblatt, D. (2018). How Democracies Die. Crown.
• Sadurski, W. (2019). Poland’s Constitutional Breakdown. Oxford University Press.
• Scheppele, K. L. (2020). Autocratic Legalism. The University of Chicago Law Review.


Bir yanıt yazın