Yasadışı uygulamalara karşı ne yapmalı? 

Okuma Süresi:

2–4 dakika
❤️

Türkiye, siyasi, ekonomik ve toplumsal göstergeleri bakımından en olumsuz alanlarda dünya sıralamasında zirvede bulunuyor. Bu veriler, Türkiye’nin tek kişiye dayalı politikalarla ne denli yanlış yönetildiğinin en açık kanıtlarıdır.

Nedir bu veriler, birlikte bakalım:

En geniş halk kesiminin yaşam koşullarını doğrudan ve en önemli ölçüde etkileyen fiyat artışlarında (enflasyonda) Türkiye dünyada ilk dört ülke arasında yer almaktadır.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, gıda fiyatları dünyada 2024’te yıllık yüzde 6.7 artarken Türkiye’deki artış yıllık yüzde 43.6 olarak gerçekleşti.

Gençlerin işsizlik oranlarında Türkiye dünyada yine ilk dört ülke arasında bulunmaktadır.

Türkiye OECD ülkeleri içinde en yüksek işsizliğe sahip dördüncü ülkedir. Türkiye’de geniş tanımlı işsizlik oranı AB ortalamasının 2 ve ABD ortalamasının ise 3.4 katı düzeyindedir.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün 2023 Yolsuzluk Algı Endeksi’ne göre, Türkiye’nin kamu yolsuzluklarındaki yeri 1995 de 180 ülke arasında 29. sıradayken özellikle cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçtiği 2018’den bu yana hızla düşerek 2024’te 115. sıraya gerilemiştir.

YARGININ DURUMU

Uluslararası Demokrasi ve Seçim Yardımı Enstitüsü’nün (International IDEA) 2023 Demokrasinin Küresel Durumu raporuna göre Türkiye 173 ülke içinde hukukun bağımsızlığı alanında 148. sırada yer alıyor.

En üst yargı organı olan Anayasa Mahkeme kararlarına karşın milletvekili seçilen Can Atalay’ın hapiste tutulması; yine Anayasa Mahkemesi kararlarına ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına karşın Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın yıllardır hapiste bulunmaları Türkiye’de yargı bağımsızlığına uyulmadığının en açık kantlarıdır.

31 Mart 2024’te Türkiye’de yapılan yerel seçimlerde, belediye başkan adayı olmalarında hiçbir yasal engel görülmeyen DEM Partili Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediye başkanları, keyfi kararlarla görevlerinden alınarak yerlerine bu illerin valileri kayyum olarak atandı.

Anlaşılıyor ki sıra CHP’li belediye başkanlarına geldi. Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer, terör örgütü PKK ile bağlantısı olduğu iddiasıyla tutuklandı. Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat yolsuzluk iddiasıyla görevden alınarak tutuklandı. CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı Cem Aydın sosyal medya hesabından yaptığı bir açıklama nedeniyle sorgulandı ve yurtdışı yasağı ve polis denetimi kararıyla serbest bırakıldı.

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ il başkanları toplantısında yaptığı açıklama nedeniyle, cumhurbaşkanına hakaret suçundan gözaltına alındı.

ARTIK BİR SİYASET ARACI

“Modern Hukuk ve Yargının Siyasallaşması Panelinde” konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, canlı yayındaki konuşmasından kısa bir süre sonra, İstanbul Cumhuriyet başsavcısının ailesinin tehdit edildiği iddiasıyla, hakkında soruşturma başlatıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na atanan Akın Gürlek, daha önce bakan yardımcılığı görevinde bulunduğundan, yasaya aykırı olarak bu göreve getirilmiştir.

Bu yasadışı uygulamaların en belirgini de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na ilişkin yıllardır süre gelen “ahmaklık” davasıdır. Bu davadan İmamoğlu’na 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası verildi. Siyasi yasak da içeren bu ceza, istinaf ve Yargıtay tarafından da onanırsa geçerli olacaktır. Ayrıca Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde “ihaleye fesat karıştırma” iddiasıyla, İmamoğlu’na karşı 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası istemiyle 2022’den günümüze süregelen bir dava devam ediyor.

Türkiye’de yargı hiçbir dönemde, siyasilerden gelen talimatlarla bu denli siyasetin aracı olarak kullanılmamıştır.

CHP NE YAPMALI?

Bu durumda CHP nasıl bir politika izlemelidir? Türkiye’deki gelişmeleri çok yakından ve ilgiyle izleyen bir siyaset bilimci olarak ilgili siyasilerden büyük özveri gerektiren şu öneride bulunmak isterim: CHP daha fazla zaman kaybetmeksizin, gelecek seçimlerde cumhurbaşkanı adayının kim olacağını ivedi olarak kesinleştirmelidir.

Bu yazıda belirttiğimiz süregelen davaların Ekrem İmamoğlu’nun adaylığını engellemek amacı taşıdığı çok açıktır. Yapılan kamuoyu yoklamaları göstermektedir ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı CHP adayı olacak ve seçimi kazanabilecek kişi olarak Ekrem İmamoğlu öne çıkmaktadır. Cumhurbaşkanlığı seçimini İmamoğlu’nun kazanması durumunda, tek kişiye dayalı otoriter sistemin beş yıllık sürede sonlandırılarak yeniden parlamenter demokratik sisteme geçilmesi sağlanmalıdır. Bu ikinci aşamada İmamoğlu başbakan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş cumhurbaşkanlığına aday olabilir ve büyük bir olasılıkla da seçilebilir.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Erdoğan Özgenç avatarı
    Erdoğan Özgenç

    AKP’nin cumhurbaşkanı adayı kim?
    Erdoğan mı?
    Mevcut Anayasaya göre aday olamıyor…
    Demek ki “mecliste” anayasa değişikliği yapılacak…
    Bunu yapacak oy sayısı yok..
    ***
    Geriye “erken seçim” kararı almak kalıyor…
    Erken seçim alırlar mı?
    Alırlarsa;
    Ne zaman ve hangi koşullarda belli değil…
    ***
    Bugün yargı kuşatılmışken, hak hukuk adalet rafa kaldırılmışken…
    AKMHP kendisini devlet yerine koymuşken…
    Mevcut CB devletin tüm gücünü ve imkanlarını
    “Utanmadan” kullanırken…
    ***
    Seçim sonuçlarını etkilemek amacıyla;
    Son günlerdeki “hukuksuz”
    Şişirilmiş gerekçelerle tutuklamalara devam edileceği belli olmuşken…
    OHAL kararları kadar ağır;
    Baskı
    Ve dayatmalarla akıl dışı kararı almaktan imtina etmeyecekleri anlaşılmışken..,
    ***
    CHP’nin henüz seçim tarihi belli olmadan
    adayını açıklaması ülkenin yüzlerce sorununa
    Özellikle hukuk ikmallerine ne yararı olacak?
    ***
    Şimdi diktatörlere fatiha okutan bu hukuksuzlukla
    Ve hızla artan israfla- saltanatla topyekün
    Mücadele etme ve ülkenin sizin gibi tüm aydınlarının
    Halkı bu mücadeleye davet etme zamanıdır…
    ***
    Ülke karanlığa ve uçuruma doğru gidiyor…
    CHP tek başına buna engel olamaz.
    O yüzden herkes…
    Hepimiz…
    El ele verip bu rezalet yönetimden kurtulmak için
    Vakur bir şekilde hareket etmeliyiz…
    ***
    Kahraman aramıyoruz; ortak akıl ve cesur bir toplum arıyoruz…
    ***
    Bu arada yazınız harika, umarım ders alanlar olur…
    Engin yüreğinize sağlık olsun.,.

    Hoşçakalın.,,

  2. Erdoğan Özgenç avatarı
    Erdoğan Özgenç

    KADI KARAR VERDİ..
    Hırsız bir evi gözüne kestirir ve etrafı kolaçan eder.
    Şuradan mı girsem, buradan mı insem yoksa merdiven mi dayasam derken; en iyisi balkondan girmek demiş.
    Sabırla beklemiş ve gece bastırınca bahçeye girip oradan balkona tırmanmaya başlamış…
    Bir adım, bir adım ve bir adım daha,
    Tam çıkmak üzere balkonun korkuluğunu yakalamış.
    Ama bir anda balkon korkuluğu kopmaz mı…
    Hırsız, saksı gibi pat diye düşmüş ve ayağını kırmış…
    Sabah olunca, hırsız doğruca Karakuşî Kadı’ya gitmiş ve halini gösterip;
    “Kadı Efendi,
    Ben soymak için bir eve girecektim,
    fakat balkon korkuluğu çürükmüş ve koptu.
    Ben de düşüp ayağımı kırdım!” demiş.
    ***
    Karakuşî Kadı pek bir şey anlamamış;
    “Tamam da,
    Ne istiyorsun, şimdi seni hırsızlığa teşebbüsten içeri atayım mı?” diye sormuş…
    Hırsız da, “hayır kadı efendi, beni bir dinleyin.” demiş.
    Bunun üzerine Karakuşî Kadı muzipçe gülümsemiş ve ilginç şeyler olacak galiba diye düşünerek, “anlat bakalım!” demiş.
    ***
    Hırsız başlamış anlatmaya;
    “Ev sahibinden davacıyım,
    Eğer balkonun korkuluğunu sağlam yaptırsaydı, ben de düşüp ayağımı kırmazdım…
    Tamam, hırsızlık suç ama cezası balkondan düşüp ayak kırmak değil!..”
    ***
    Karakuşî Kadı iyice keyiflenmiş,
    Tabi tam ona göre bir dava,
    Çağırmış ev sahibini:
    “Be adam, niçin evinin balkonunu sağlam yaptırmıyorsun?
    Korkuluk sağlam olsaydı bu adam düşüp ayağını kırmazdı!..”
    ***
    Ev sahibi şaşırmış:
    “Aman efendim,
    Balkonun korkuluğunu Marangoz Ahmet usta yaptı.
    Çürük yaptıysa benim günahım ne?” demiş.
    ***
    Kadı, hemen Marangoz Ahmet Ustayı çağırın demiş,
    Marangoz gelmiş.
    Sorgu suale çekilmiş ve başlamış anlatmaya;
    “Efendim,
    Ben balkonun korkuluğunu çakarken yoldan yeşil başörtülü bir hanım geçiyordu.
    Başörtüsü o kadar güzel yeşile boyanmıştı ki, herhalde gözüm ona daldı.
    Çiviyi boşa çakmış olacağım!” demiş.
    ***
    Kadı emretmiş:
    “Hemen o yeşil başörtülü kadını bulup getirin!” demiş.
    Kadıncağız gelmiş, tir tir titriyor:
    “Kadı efendi, benim günahım ne?
    Ben başörtüsünü, boyasın diye boyacıya verdim, o boyadı!”
    Karga tulumba getirmişler boyacıyı,
    Kadı sorguya çekmiş:
    “Sen başörtülerini böyle göz alıcı renge boyuyorsun,
    Marangozun gözü başörtüsüne takılıyor, balkon korkuluğuna çaktığı çiviyi boşa çakıyor.
    Balkona tırmanmaya çalışan hırsız korkuluğa tutunuyor,
    Ama korkuluk kırılınca düşüp ayağını kırıyor!”
    Boyacı buna ne diyebilir ki,
    söyleyecek söz bile bulamaz!
    Karakuşî Kadı hükmü verir;
    “Götürün bu boyacıyı asın!”
    ***
    Biraz sonra cellat gelmiş:
    “Kadı Efendi,
    Bu boyacının boyu, sehpaya uzun geldiği için asamıyorum!..”
    Kadı bir elini sarığına dayamış, bir eli sakalında bulmuş çözümü:
    “Git, kısa boylu bir boyacı bul, onu as!..”
    ***
    Kadı karar verdi bir kere muhalif olan herkes tutuklanacak..
    Ama boyu kısa ama boyu uzun…
    Ama kadın ama erkek…
    ***
    Hala armuda saplı üzüme çöplü diyenlere
    Ve hala kararsız olanlara…

    Erdoğan Özgenç
    19.30

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar