50’nci Yılında Kıbrıs Barış Harekatı ve Sonuçları

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

Başkent Üniversitesi Kıbrıs Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi ile Stratejik Araştırmalar ve Uygulama Merkezi işbirliğinde planlanan “50’nci Yılında Kıbrıs Barış Harekatı ve Sonuçları paneli 2 Mayıs 2024 tarihinde Ankara’da Prof. Dr. İhsan Doğramacı Konferans salonunda yapılmıştır. Her iki Merkez’in ortaklaşa düzenlediği etkinlik geniş bir katılımla gerçekleşmiştir. Kıbrıs Barış Harekatı’na katılmış olan Emekli Tuğgeneral Cemal Ergun Eruç ve Emekli Albay Mithat Işık’ın anılarını dinleyince yıllar öncesine gittim.

Kıbrıs Barış Harekatı, 20 Temmuz 1974 tarihinde Başbakan Bülent Ecevit’in emriyle TSK’nin başlattığı askeri harekattır. Harekatın ilk ayağı Yunanistan’ın desteğiyle yapılan 15 Temmuz darbesinin ardından düzenlenmiştir. 14 Ağustos günü başlatılan ikinci harekatla adanın yüzde 37’si Türk kontrolüne geçmiştir. 140 binile 200 bin Rum adanın kuzeyinden; 42 bin ile 65 bin Türk adanın güneyinden göçmen olmuştur.

Türkiye harekatın, Zürih ve Londra Antlaşması’nın 4’ncü maddesine dayanılarak düzenlendiğini açıklarken, Avrupa Konseyi harekatı işgal olarak değerlendirmiştir.

Bu, Avrupa Konseyi’nin çifte standardıdır. Buna ben “BOBON Kriterleri” diyorum. BO: Bizden Olanlar, BON: Bizden OlmayaNlar. Bu çifte standart Türkiye Avrupa Birliği ilişkilerinde de geçerli olduğu için eski komünist ülkeler Romanya ve Bulgaristan AB üyesi olmalarına rağmen, Türkiye kapıda bekletilmektedir. Çünkü BON kapsamında değerlendirilmektedir.

Şimdi bu vesile ile bir anımı paylaşmak istiyorum. 20 Temmuz 1974 Cumartesi günü boş olan Eskişehir İTİA Başkan lojmanında doktora tez çalışmalarımı tamamlamak üzereydim. Çalışmalarımdan ara verip bahçeye çıktığımda Eskişehir Hava Üssü’nden kalkan 131, 132, 171 ve 172’nci F-100 uçaklarının önce Batı’ya ve daha sonra Güney’e yöneldiğini fark ettim ama buna bir anlam veremedim. Akşam eve gelince gerçeği anladım.

Rumların Kıbrıs Türklerine yönelik etnik temizlik yapmasına ve büyük bir askeri güçle Erenköy’e saldırılarına son vermek amacıyla  Türkiye’nin 8 Ağustos 1964‘te gerçekleştirdiği hava harekatında uçağının düşmesi sonucu esir alındıktan sonra işkenceyle şehit edilen Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel‘in Eskişehir merkezinde heykeli vardır.

Kıbrıs Barış Harekatı’na katılmış Em.Tuğ. Cemal Ergun Eruç, Em. Kd. Komd. Albay Mithat Işık, KKTC’nin eski Ankara Büyükelçisi, SBF’den sınıf arkadaşım Ahmet Zeki Bulunç ve Prof. Dr. Hasan Ünal’ın panelist olduğu etkinlik, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın söylenmesi ile başlamış, Kıbrıs Barış Harekatı ile özdeşleşen “Bir gece ansızın gelebilirim” ve “Memleketim” parçaları Sevim Balyemez tarafından icra edildikten sonra panelin açılış konuşması, Kıbrıs Türk tarihi Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Balyemez tarafından yapılmıştır.

Başkent Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Hakan Özkardeş Kıbrıs Barış Harekatı sırasındaki hatıralarını paylaşmış, Kıbrıs Barış Harekatı’nın milli bir dava olduğunu açıklamıştır. Türkiye Muharip Gaziler Derneği Başkanı Beyazıt Yumuk Kıbrıs’ta 1950-1974 yıllarında yaşanan olayları açıklamış, Kıbrıs konusundaki etkinliklerinden dolayı Başkent Üniversitesi Kıbrıs Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi’ne teşekkür etmiştir.

KKTC Büyükelçi Vekili Geçici Maslahatgüzar Fatma Soykan, Kıbrıs Barış Harekatı’nın önemine vurgu yapmış, egemen eşit iki devletli çözümün Kıbrıs’ta uygulanması gereken nihai sonuç olacağını açıklamıştır. Kıbrıs Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Balyemez’e Kıbrıs davasına yaptığı katkılardan dolayı teşekkür etmiştir.

İlk paneli Doç. Dr. Mehmet Balyemez yönetmiştir. 1974 yılında Kıbrıs Türk Alayı’nda teğmen rütbesi ile görev yapan Em. Komd. Albay Mithat Işık, harekat öncesinde yaşadıklarını açıklamış, daha sonra söz alan Em. Tuğg. Cemal Ergun Eruç ise 1960-1962 yılları arasında Kıbrıs Cumhuriyeti ordusundaki hatıralarını paylaşmıştır. Harekat öncesi komando birliklerinin oluşturulması ve bunların Kıbrıs’a harekat yapabilme becerilerinin geliştirilmesindeki yaşadıklarını ve Barış St. Hillarion bölgesindeki çatışmaları açıklamıştır.

Panelin ikinci oturumu, İİBF Dekanı Prof. Dr. Yelda Ongun’un yönetiminde gerçekleştirilmiştir. İlk konuşmacı Emekli Büyükelçi Ahmet Zeki Bulunç, 15-23 Temmuz 1974 tarihleri arasında Kıbrıs’ta kamu görevinde olduğunu, Nikos Sampson darbesini nasıl öğrendiğini, seferberlik ilanını ve Boğaz bölgesindeki çatışmaları açıklamıştır.

Prof. Dr. Hasan Ünal ise Kıbrıs sorununun çok kutuplu dünya düzeninde çözülebileceğini, bunun için uygun şartların oluştuğunu, Rusya Federasyonu ve Türk Devletler Teşkilatı ile geliştirilecek ilişkilerle KKTC’nin tanınma sürecinin hızlanacağını, bunun için partiler üstü bir anlayışla Eylem Planının hazırlanmasına ihtiyaç olduğunu açıklamıştır.

Panel Kıbrıs gazileri ve katılımcıların çektirdikleri hatıra fotoğrafı ile sona ermiştir. Böyle önemli bir etkinliğin Başkent Üniversitesi’nde düzelenmiş olmasına katkıda bulunan tüm emeği geçenleri ve Kıbrıs Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi Müdürü sayın Doç. Dr. Mehmet Balyemez’i tebrik ediyorum.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. dikarsan avatarı
    dikarsan

    Sayin Rıdvan Karluk ve Dostlar

    15 ve 20 Temmuz 1974 tarihilerinde Genel Kurmayın Otomatik Bilgi İşlem (OBIM) merkezinde Asteğmen olarak görevliydim. OBIM GK Harekât Merkezinin (GKHMnin) üstünde olup OBIM yedek subayları nöbetlerini GKHM de tutarlardı. 70 Temmuzda GKHM de nöbetçiydim ve GKHM’e gelen yüksek rütbeli subay ve politikacıların sayısından evvelce duyduğumuz hareketin başladığını anladım.

    Türk ordusunun o sıralarda telsiz ve haberleşme sistemleri çok zayıftı o yüzden ciddi haberleşme problemleri yaşadılar ve hatta bir sure haberleşmelerini TRT’nin kısa dalga servisi üzerinden yapabildiler. Bin civarında şehit verdik ve bir zırhlı gemimizi hava kuvvetleri ve Denis kuvvetleri ve gemimizin biri biriyle yeterli haberleşememesi nedeniyle kendimiz bahirdik. Denizcilerimizin çoğunu Israil Deniz kuvvetleri kurtardı ve o gece Türkiye’ye yolladılar. Bunlardan silahlı kuvvetlerimizin bu harekete hazırlıksız (??) olduğu anlaşıyor. Ayrıca,. Bence, sonradan olanları görünce Ada’nın tamamını işgal etmememiz de büyük bir stratejik hataydı. Ada’nın EU’ya katılmasını kabul etmek ve inisiyatifi Yunanlılara terk etmek de büyük bir AKP hatası ve fiyaskosuydu… Bu hatalar halen devam etmekte.

    Anlayacağınız Kıbrıs’ı başarıyla kurtardık fakat çok can kaybettik ve stratejik hatalar yaptık. Şehitlerimizi saygıyla anıyorum!

    Selamlar,

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar