2014-12-20
Tuncer BAHÇİVAN
Yazımıza Başbakan Davudoğlu’nun Konya’daki, Mevlana haftasında söylediği şu veciz sözüyle başlayalım:
“Bizim için 17 Aralık sadece Şeb-i Arus’tur…”
Peki Şeb-i Arus nedir, resmi sitesinden: “Mevlânâ ölüm gecesi “Şeb-i Arûs” “Sevgiliye kavuşma” günü olarak kabullenmişti. Şeb-i Arûs, fedakârlıkla başlar, ölüm boyunca devam eder, öbür âleme kavuşmakla tamamlanır.”
Peki sadede gelelim, ne olmuştu 17 Aralıkta: 61. Türkiye Hükûmeti kabine üyesi 4 bakan ile 3 bakan çocuğunun olduğu kişiler hakkında, “rüşvet, görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma ve kaçakçılık” suçlarını işledikleri iddiasıyla soruşturma açılmıştı.
Biraz daha açalım; Bakanlardan birinin oğlunun evinde para kasası koleksiyonu ve para sayma makineleri çıkmıştı.
Sanık kendini şöyle savunmuştu: “Polis getirdi, Babası ise: “O kasalar oğlumun kasaları” demişti.
Bakanlardan birine İranlı Rıza Zarrap, 700 bin liralık saat hediye etmiş, ortaya çıkınca da o bakan: “Parasını ben verdim”demişti.
Bakan o saatin belgesini de ortaya koyamamış hatta Gümrük Bakanlığı da cezasını kesmişti.
Devlet, bir başka Bakan çocuğunun 700 bin euro ve 100 bin dolarının, Banka genel müdürünün ayakkabı kutularından çıkan 2.5 milyon dolar ve 1.5 milyon euro’nun “faiziyle” iadesine karar vermişti.
Açılan soruşturmada, bakanlar ve çocukları, servetlerindeki inanılmaz artışı izah edemediler.
Ve en son Meclis’e sunulan resmi MASAK raporuyla “kaynağı belirsiz paralar” açıkça ve resmen ortaya kondu.
Bakanların resmi kazançları, servetlerini izah etmeye yetmiyordu, arada açık orantısız bir “kazanç” vardı.
Tüm bu veriler ve deliller normal olarak pazartesi günü, 4 bakanı Yüce Divan’a gönderir, göndermesi lazım.
Ancak bu yönetimin yapmayacağı katakulli yok, çok da emin değilim.
Çünkü yukarıdaki rezaleti ortaya çıkaran polis, hakim, savcı kim varsa tümü sürüm sürüm süründürüldü.
İşte tüm bu olanlara Başbakan Davutoğlu pişkin pişkin “Şeb-i Arus” dedi.
Bu sözlere Hz. Mevlana yattığı yerde ters dönmediyse iyidir!
Yine ayni hafta, Konya’da ayni törenlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan da şu sözü söylemiştii:
“Mevlana, sahte din maskesiyle dolaşanlara karşı bizleri uyarmıştı!”
30 yıllık gazeteciyim, hiç bir dönemde yönetim ve yandaşları, AKP dönemindeki kadar sahte din maskesiyle dolaşmadı.
Her toplantı, her siyasi nutuk, her açılış bol bol din iman sözleriyle bezendi.
Ve hiç bir dönemde bu kadar çok yolsuzluk iddiası dillendirilmedi.
Yine ayni dönemde, halkın parası bu kadar çarçur edilmedi, bu kadar çok lükse para harcanmadı.
Tamam, merhum Turgut Özal’ın da sık sık telaffuz ettiği bir hadise göre, “Allah zenginleri sever”.
Ama kazanç “meşru” olursa!


Bir yanıt yazın