TENCERE VE KAPAK
HÜSEYİN MÜMTAZ
Gezi’de kurulan çadırlar, yakılan ateşler, ateşlerin üzerine konulan tava-tencerelerde pişirilen yemekler yaklaşık iki aydır ülke gündeminde.
Yakın geçmişe kadar toplum gündemin peşine düşerdi, artık gündem toplumu izliyor..
Ama “gündem”, duruma hemen adapte olan ince bir manevra ile farları tamamen “gezi”ye çevirince “tavşan” ortada öylece kalakaldı ve toplum “Hamiyet” aracılığı ile Abdülhak Hamit’in “Her yer karanlık” şarkısını dinlemeye/söylemeye başladı.
Çünkü Suriye ve Güneydoğu “karanlıkta” bırakıldı, “tavşan” da kendi canının derdine düştüğü için o tarafa bakamıyor bile..
Basınımızın tuzu kuru liberal kalemleri Ayder Yaylasında, Arhavi’de, Atatürk Orman Çiftliği’de, Sivas’ın Arık Köyü’nden “Taksim Direnişi” fotoğrafları basıyor; Tahrir ve Snowden övgüleri düzüyorlar..
Oysa memleketin güneydoğusunda…
….ilk olarak Şırnak Cizre’de,
….ardından Diyarbakır’da ortaya çıkan ve kendilerine “Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H)” adı veren PKK’lı grup…
…..son olarak Van’da ve nihayet Genç’de basına görüntü veriyor.
Öncelikle sosyal medyaya düş(ürül)en görüntülerde bölgenin “asayiş”i olduklarını iddia eden grup, bölge halkının karşısında bildiri okuyor. Akşam vakti yerleşim merkezlerinin bulunduğu bölgede terörist posterleri ve PKK bezleriyle halka seslenen grup Kürtçe hazırlanan bildiriyi okuduktan sonra “dağılıyor”. Görüntülerde çevrede herhangi bir polisin olmaması dikkat çekiyor.
Sonra…
Uyduruk tek tip elbiseleriyle ve silah göstere göstere düze inip Faraşin yaylasında “cenaze töreni” düzenliyorlar.
“Tören”de Nazmi Gür adlı şahıs, “Önümüzdeki yerel seçim sonrası” özerkliği kutlayacaklarını söylüyor. “Artık 4 parçadaki Kürt halkının birleşme zamanıdır. Kürt halkı, ulusal ittifakını pekiştirerek, özgürlüğe yol olacaktır. Artık 4 parçadaki Kürt halkının birleşme zamanıdır. Kürt halkı, ulusal ittifakını pekiştirerek, özgürlüğe yol olacaktır” diyor.
Sonra….
Çeşitli tarihlerde güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmalarda öldürülen 170 PKK’lı için Diyarbakır’ın Lice İlçesi’ne bağlı Sise olarak bilinen Yolçatı Köyü Serkis bölgesindeki, 250 mezar kapasiteli sözde ‘PKK Şehitliği’ törenle açılıyor. “Tören” için, Diyarbakır merkez ve tüm ilçelerden yaklaşık 5 bin BDP’li törene katılıyor. Minibüslerle mezarlık açılışına katılan partililer, Diyarbakır çıkışında polisin, Lice yolu üzerinde Mermer Jandarma Karakolu’nda jandarmanın, Lice İlçesi’ne bağlı Kayacık yolu üzerinde de 3’ncü kez, yüzleri poşulu “KCK/Asayiş”in yaptığı kimlik kontrolü ve aramadan sonra Yolçatı Köyü yoluna giriyor.
“PKK Şehitliği”ne terörist başı ile güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmalarda yaşamını yitiren PKK’lıların dev posterleri asılıyor. “Tören” alanında yüzleri poşulu teröristler katılanların önünde yer alarak saf tutuyor ve bazılarının PKK bezleri ve terörist posterleri taşıdığı görülüyor.
“PKK Şehitliği”nin çevresinde de “emniyeti” silahlı PKK’lılar sağlıyor. Daha önceki çatışmalarda öldürülen ve kimliği açıklanmayan bir PKK’lının defin işleminden sonra 1 dakikalık saygı duruşu ve zafer işaretleri eşliğinde Kürtçe marşlar okunuyor.
Bilmem ne konseyi üyesi Duran Kalkan, Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde görüntülenen PKK’lı ‘asayiş’ gruplarına ilişkin, ”Kürt kendini savunmayacak mı? Süreç ilerlerse Kürtler’in asayişleri de, polisleri de, savunma kuvvetleri de olacak. Bunlar sadece Türk’ün hakkı değildir” diyor.
Sonra…ve bir tarafta bütün bunlar olurken diğer tarafta…
Anîden öğreniyoruz ki/eş zamanlı olarak; KCK’nın, geçtiğimiz günlerde açıkladığı 10 maddelik Siyasi Tutum Belgesi’nde yer alan “Suriye’nin kuzeyinde Kürt özerk bölgesi kurulması” planı adım adım uygulamaya konuluyormuş. Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesine komşu Rasulayn kasabasının ele geçirilmesi ve özerklik ilanının gündeme gelmesi dört parçalı Kürdistan devletine giden yolda yeni bir aşama olarak değerlendiriliyormuş.
İç çatışmaların hız kazandığı Suriye’de çok çarpıcı bir gelişme yaşanıyormuş. Suriyeli Kürtlerin yoğunlukta olduğu Türkiye sınırına yakın Kobani ve Afrin şehirleri ile Cindires, Amude ve Tirbespi kasabaları tamamen Suriye’deki Kürt partilerinin eline geçiyormuş. Kamışlı, Sere Kaniye (Ras el Ayn) ve Derik’te de resmi yönetim olmasa da kontrol artık Kürtlerde bulunuyormuş.
Bu bölgelerde yönetimi fiili olarak elinde tutan Demokratik Birlik Partisi (PYD) lideri Salih Müsli, “Çatışmaların bölgemizde de yaşanmaması için halk bunu yaptı” demiş. PYD güçleri “Halk Savunma Birlikleri” adı altında örgütlenerek resmi binalara Kürt bayrağı çekmiş. Silahlı militanlar da sokaklarda devriye gezmeye başlamış.
Çatışmaların halen sürdüğü Rasulayn’da, Ceylanpınar sınırına 100 metre uzaklıktaki 9 katlı makarna fabrikasının çatısındaki Özgür Suriye Ordusu bayrağı indirilip yerine PYD bayrağı asılmış.
Öte yandan, çatışmaların Rasulayn’ın iç kesimlerinde yer yer sürmesi nedeniyle Ceylanpınar’da güvenlik önlemleri artırılmış. Güvenlik güçlerinin zırhlı araçlar ile sınır hattında sürekli devriye dolaştığı görülürken, askeri yetkililerin de sık sık gelişmeleri Ceylanpınar’da takip ettiği ,ilçe merkezinde de polislerin güvenlik önlemlerini yoğunlaştırdığı bildirilmiş.
PYD’nin sınıra bayrak asması Diyarbakır’da bulunan Ana Jet Üssü’nde de hareketli saatlerin yaşanmasına neden olmuş. Çatışmaların Türkiye sınırında olması üzerine Diyarbakır’dan kalkan savaş uçakları sık sık Suriye sınırının sıfır noktasında keşif ve emniyet uçuşu yapmış. Dışişleri Bakanı Dâvutoğlu da sınırda yaşanan bu sıcak gelişmelerin ardından yaptığı açıklamada, Türkiye’nin sınır güvenliğini korumaya devam edeceğini belirterek, “Herhangi bir yeni emri vakiyle ya da de facto bir durum yaratma çabası kırılganlığı daha da artırır ve çok daha olumsuz neticeler doğmasına sebep olur” demiş.
Yâni…
Yânisi o ki kıymetli tavşan kardeşler…
Biz yoğun bir şekilde Taksim’deki üç ağacın peşinde tencere tava ile uğraşırken..
Bir taraftan Diyarbakır, Cizre ve Van’da ve memleketimin dağ ve yaylalarında a)Başka bayrak, b)Silah, c)Tören, d)Yol/kimlik kontrolü, e)Asayiş görevi gösterileri yapılıyor f)Dört parçalı Kürdistan dillendiriliyorken…
Öte yandan ve eş zamanlı olarak Suriye’de sınırın öte tarafı Kürtlerin eline geçip bayrak çekiliyor ve “Dört parçalı”nın “bir parçası” şeklen/usuleten/suhuletle ve alıştıra alıştıra yürürlüğe konuluyor..
Kaynar suda haşlanan kurbağalar ne olduğunu anlamıyor, yüzlerine tutulan far ışıklarından kör olan tavşanlar da göremiyor..
Ama Suriye sınırının ötesindeki “oluşum” üzerine Türk jetleri uçuyor, Dâvutoğlu zehir zemberek açıklamalar yapıyor…
İlâhi….
Sınırın “bu tarafındaki” bayrak/asayiş/tören/yol kontrolünde neden jetler uç(a)mıyor, ilgili bakan öyle “kızmıyor”.
Şırnak, Cizre, Van ve daha başka yerler dururken..
Suriye’den bize ne?
“PKK güney komşumuz olmuş”..
Lâf..
Hani komşuyla “sıfır sorun”du?
PKK pencerenin dibinde, evin içinde; çat burada, çat orada, çat kapı arkasında iken komşudan bana ne?
Önce evimizin içini bir düzenlesek de daha sonra komşunun bahçesiyle, mutfağındaki düdüklü tencereleri, yapışmayan teflon tavaları, fırın tepsileri, tahta kaşıklarıyla uğraşsak.. 20 Temmuz 2013
57’İNCİ ALAY HER YERDE
HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ



