Üçüncüsü,Türkiye hammadde fiyatlarının yüksekliği ve Avrupa krizinden etkilenen ihracaat odaklı ekonomisinde büyümesinin düşmeğe başladığı bu süreçte,dünyanın çok kutupluluğa gidişini öngörememiş Libya ardından Suriye krizine dahil olmakla kalıcı bir ekonomik zarara uğramıştır.
Dördüncüsü, Türkiye ekonomik ve sosyo-politik değişkenlerinin etkileştirilmesi ile güçsüzleşmiş ve istikrarsızlaşmasının yolu açılmıştır.
Beşincisi, Kürtlerin yaşadıkları tüm coğrafyalarda uluslaşma hedefini gerçekleştirmeye yönelmeleri süreci başlamıştır -ki,Türkiye’nin kimi alanda egemenliğini kaybettiği dahi ifade ediliyor.
Altıncısı, Türkiye iktidarına yakın kimi sivil toplum örgütlerinin Orta Doğu değişim sürecinde uluslararası islami terör örgütleriyle haşır-neşirliği ardından bu örgütlerin kontrolden çıkarak tehdit unsuru olması sonucuyla karşılaşılmıştır.
Yedincisi -nihayet, başta Ankara’da olmak üzere Türkiye’nin her yerinde milyonlarca kadın-erkek,yaşlı-genç Cumhuriyetçinin ABD’yi arkalayan İslamcı Başbakan Erdoğan ve iktidarının Cumhuriyetin değerlerine başkaldırışını öfke ve nefretle tel’in etmesi, sadece Cumhuriyetçi kesimde ulusal birlik ve beraberliğin şahlanışıdır ve ABD’yi arkalamış Erdoğan’a her türlü toleransın kaldırılması görüntüsü ile ABD’nin küresel liderliğine direnç oluşmasına neden olunmuştur.
Bütünü ABD’nin bölgelerden hareketle küresel barışı ve istikrarı korumaya yönelik siyasetlerini ve küresel lider olmak amacına zarar veriyor.
*
Mesela Başbakan Erdoğan’ın yukarıdaki ikinci maddeye bahis,her devletin BM Anlaşmasına göre diğer devletlerin iç işlerine müdahale etmeme,başka bir devlet sınırı içinde iç savaş çıkarmama,barışı tehdit edici davranışlardan uzak durma,sorunları barışçı yollardan çözme benzeri yükümlülüklerinde olmasına rağmen Türkiye’yi muhaliflerle birlik olma ve Suriye’de kontrol kurmak politikası uygulamalarıyla uluslararası hukuka aykırı bir yola sevketmesi yeni küresel dengelerin oluştuğu şu süreçte rakip Rusya’ya siyasi ve hukuki avantaj sağlamıştır.
*
Washington Post gazetesinin bir yetkiliye dayandırdığı haberine göre ABD İstihbaratı yönlendirmesiyle Türkiye, 10 Ekim’de mühimmat taşıdığı bildirilen Moskova-Şam istikametinde bir Suriye uçağını Ankara’ya indirmiştir.
Rusya Türkiye’nin indirdiği uçakta mühimmat bulunmadığını açıklamasını ve herhangi bir zabıt tutulmadan alıkoyduğu 12 koli içinde radar istasyonlarında kullanılan elektronik yedek aksamı iade etmesi isteğinde görüşmeler sürdürmektedir.
Türkiye’nin uçağı uluslararası sivil havacılık kuralları hilafına yasak mühimmat taşıdığı için indirmesi ve mühimmat bulması Rusya’yı uluslararası hukuk karşısında zanlı yapıyor ve BM Güvenlik Konseyinde Suriye kararlarında Rus vetosunun kırılmasını hedefliyor.
Rusya ise sivil uçaklarda taşınması yasak olmayan malzemeler taşındığı ısrarındadır- bu durumda,uçağın indirilmesi ile egemenliğine kara çalınmak istendiğine,kargonun iade edilmesine ve uçakta bulunan ve kötü davranışlara muhatap edilen vatandaşlarının haklarının iadesini talep ediyor – bu suretle, önde Türkiye’yi Suriye odaklı bir sorunda uluslararası hukuka aykırı davranan taraf durumuna getirmek istiyor.
*
Bu durumda uçağın indirilmesine neden olan ABD istihbaratının amacı çok önemlidir.
Bir ABD istihbaratı-ki,bu birinci olarak ABD’nin Rusya ile ilişkilerinde onca tecrübesine rağmen hâlâ soğuk savaşın güvensizliğinde olduğunu gösteriyor- bu, ABD’nin giderek küresel silahlanma yarışına ve uluslararası terörün sınır tanımazlığına verdiği prim anlamına geliyor.
İkinci olarak ABD verdiği istihbarat ile Suriye sorununda çok öne çıkan ve geri adım atmayan karakteriyle her şeyi yapabilir Başbakan Erdoğan’lı Türkiye’yi pasifize etmek üzere büyük ekonomik partneri Rusya’nın önüne atıyor -bu, yukarıda açıklanan başarısızlıklarıyla Recep Tayyip Erdoğan’ın gözden düştüğünü, Rusya’nın Orta Doğu barışına Suriye’den bir başlangıç yapmak üzere “Ver Recep’i Al Esad’ı” planının gerçekleşmekte olduğunu ve tarafların Orta Doğu’da sorunları çözme ve barış sürecini zamana yaydıklarını gösteriyor.
ABD hele yeni Başkanını bir belirlesin…
Bir yanıt yazın