TANTANA

            Görkemli yani şaşaalı olan her ne ise ona, eşanlamlı olarak tantanalı da denilmektedir.             Ancak ‘kuru gürültü’ ya da ‘gürültü patırtı’ anlamı da var.             Kaldı ki her iki anlamı belli bir noktada buluşmaktadır da denilebilir.             Somut örnek olarak, eski İçişleri Bakanı Saadettin Tantan’ın konumuna bakabiliriz.             Bir zamanların ‘görkemli operasyonlar’ yapan eski İçişleri Bakanı Tantan, şimdilerde sadece ve ancak ‘kuru… Okumaya devam et TANTANA

YAZMASAM MI ACABA ?

            Her yazarın olduğu gibi, benim de bir biçemim var.             Kimi zaman ‘leb’ dediğimde ‘lebelebi’yi anlarlar sanıyorum.             Kimi zaman de ‘Bilal’e anlatır gibi’ yazıyorum.             Şimdi şu ‘sizin cumhurbaşkanınız’a Dr Recep dediğimi ve hiçbir zaman ‘benim cumhurbaşkanım’ olmadığını kez yazmam gerekiyor acaba?             Ve ona ‘bizim cuhurbaşkanımız’ diyenlere, a’dan z’ye sadece ve yalnızca acıdığımı yinelemek… Okumaya devam et YAZMASAM MI ACABA ?

DARBE DİLENMEK

İlk Kurșun gazetesinde Zahide Uçar imzalı bir yazı var, bașlığı “Șimdi Ordudan Darbe Dilen Erdoğan”. Demek Erdoğan’ın ‘darbe dileneceği’ günler gelip çattı. Ben de 2007 seçimlerininden bir yıl sonra, yani bundan dört yıl önce șöyle yazmıșım: “Ve gün gelir iki polis bir emekli pașayı karakola götürerek emekli olmayan pașaya selam göndermiș olur. Devrimci darbeye yelteneyim diye düșünme sakın pașa demektir bu. Pekiyi… Okumaya devam et DARBE DİLENMEK

ZİLLET-İ NEFS

ZİLLET-İ NEFS          ‘İzzet-i nefs’ diye Osmanlıca bir deyim var.          Türkçe karşılığı ise ‘Onur, gurur’ ya da onur ve gururunu korumak anlamına geliyor.          Daha geniş bir anlamda, ‘insanlık, adamlık ve ya da kişilik’ sahibi olmak ve insanın bu kendi ‘öz-nitelik’lerini ‘her koşulda’ korumak demek oluyor.          Ölçütü ise, özellikle insanın bu öz-niteliklerine bir saldırı sözkonusu olduğu zaman,… Okumaya devam et ZİLLET-İ NEFS

24 Nisan’ın Anlamı

Bu yıl 24 Nisan’ı Türkiye Cumhuriyeti Devleti de anacak. Nicedir ‘Ermeni Diyasporası’ anıyordu. Ermeniler’in niye Van İsyanı günü olan 14 Nisan’ı değil de, 24 Nisan’ı anma günü olarak seçtiklerini anlamak zor. 24 Nisan’da ‘Büyük tutuklama’ yapıldı da ondan diyorlarmış. Oysa Le Matin gazetesi’nin Londra kaynaklı haberlere dayanarak yazdığına göre, 24 Nisan’da İstanbul’da bir ‘Ermeni Komplo’su… Okumaya devam et 24 Nisan’ın Anlamı

KUMPAS

KUMPAS             Türkçe’mize bir süredir yeni bir sözcük girdi: kumpas!             Yanımda Türkçe sözlük olmadığı için Google’dan baktım; aynen şöyle yazıyor: “Kumpas kelimesi dilimizde sıklıkla karşımıza çıkan sözcükler arasındadır.Kumpas kelimesi Fransızca kökenlidir.TDK’ye göre kumpas kelimesi ise şu anlama gelmektedir: – Dizicilerin harfleri satır durumuna getirirken içine yerleştirdikleri ayarlanabilir demir yuva– Sanayide kalınlık ve incelikleri ölçmede… Okumaya devam et KUMPAS

SIRA KARA ve HAVACILARDA

SIRA KARA ve HAVACILARDA             Eğer hâlâ ‘Türk Subayı’ diye bir kavram (mevhum) varsa, emekli amirallerden sonra, sıra karacı ve havacı generallere gelmiş demektir.             Albaylara, yarbaylara, binbaşı ve yüzbaşılara…             Astsubaylara, çavuşlara..             Ve kuşkusuz mehmetçiklere..             Sıra Boğaziçi öğretim üyelerinden sonra, zerre kadar ‘bilimsel’ anlayış almış tüm öğretim üyelerine..             Sıra tüm üniversite… Okumaya devam et SIRA KARA ve HAVACILARDA

MUHALEFETİ AMİRALLER DE KURTARAMADI

MUHALEFETİ AMİRALLER DE KURTARAMADI             Emekli amiraller bildirisi ne diyor: 1° Montrö tartışılamaz, 2° Ordu tarikatlara teslim edilemez.  Normalde olması gereken ve benim de şiddetle desteklediğim sava göre, öncelikle ‘sözde’ iktidar adayı muhalefet (CHP ve İYİ parti) olmak üzere, Ordu içinden yurtsever subaylar, öğretim üyeleri ve öğrencileri dahil üniversiteler, işçi sendikaları, esnaf kuruluşları, köy kooperatifleri,… Okumaya devam et MUHALEFETİ AMİRALLER DE KURTARAMADI

ŞAHSIM DEVLETİ (17) Demokrasi ölçütü

            ‘Demokrasi’nin oy oranıyla ölçülemeyeceğini söylemiştik.             Ne de ‘çok partili’ olup olmamakla ilgisi var.             Bu iki ‘ölçüt’, ancak ve sadece kabaca bir ‘görünüm’ verebilirler.             Peki ama ‘kanıtlayıcı’ ya da ‘bilimsel’ ölçüt nedir diye sorulacak olursa; ‘bilinçli’ ve dolayısıyla ‘özgüvenli’ yurttaşlara dayanıp dayanmadığıdır diyeceğiz.             Sözde ‘siyaset bilimci’lerinin ‘özgürlük’ kavramından ‘ne’ anladıklarıylarıyla ilgili… Okumaya devam et ŞAHSIM DEVLETİ (17) Demokrasi ölçütü

ŞAHSIM DEVLETİ (16) Cumhuriyet esprisi

            İnsanlık tarihinde, ‘Modern’ denilen dönemden önceki bin yıllık dönem için, dünya genelinin bir ‘durgunluk dönemi’ (immobilisme) içinde olduğu bilinmektedir.             Buna ‘Orta-Çağ karanlığı’ da denilmektedir.             Ardından gelen ‘Yeni-Çağ’ XVnci yüzyıldan itibaren başlamış olsa bile, irdelemekte olduğumuz ‘Devlet-Ulus’ kavramı bakımından ‘Milad’, 1789 Fransız Devrimi’dir.             Ancak ‘Devrim’lerin bir ‘süreç’ olduğu kesinlikle gözardı edilmemelidir.             Nitekim… Okumaya devam et ŞAHSIM DEVLETİ (16) Cumhuriyet esprisi

ŞAHSIM DEVLETİ (15)-’Demokratik bölgecilik’

            Bu yazı dizisi boyunca yazdıklarımız, kimilerince ‘tarihsel’ veya ‘kuramsal’ değerlendirmeler olarak görülebilir.             Oysa, ne somut gerçeklik ve ne de ‘Türkiye’nin somut gerçekliği’ne uzak olmadığı gibi, gelecekle ilgili ‘kestririm’lere de olanak verebilecek niteliktedir.             Örnek olsun, Türkiye’de ‘Demokratik Bölgeler Partisi’ adlı bir parti bulunmaktadır.             Dahası ‘yerel demokrasi’yi hedefleyen bolca kuruluşun olduğunu da biliyoruz.            … Okumaya devam et ŞAHSIM DEVLETİ (15)-’Demokratik bölgecilik’

ŞAHSIM DEVLETİ (14)

            François Mitterand 1981 yılında Cumhurbaşkanı seçildikten sonra, bir bakanlar kurulu toplantısında şöyle diyordu:             “Fransa’nın Fransa olması için güçlü ve merkezî bir iktidara gereksinmesi vardı. Bugün ise dağılmaması için yad-merkezci (adem-i merkeziyet) bir iktidara gereksinmesi vardır” (*).             Şimdi Türkiye’de bolca bulunan ‘aklıevvel’ler şöyle dursun, sözde ‘siyaset bilimci’lerinin bile ‘Fransa’nın Fransa olması’ ya da aynı anlama… Okumaya devam et ŞAHSIM DEVLETİ (14)

ŞAHSIM DEVLETİ (13)- Örgütlülük

            ‘Liberalisme’ yanlılarının, ‘Devlet’ dahil, ‘örgütlülük’ karşıtı oldukları bilinir.             Öte yandan, sadece liberal değil ama hangi görüş sahibi olunursa olunsun, bir ‘örgütlülük’ vaveylası koparıldığı da bilinmektedir.             Kuşkusuz, sorun dönüp dolanıp nasıl bir ‘örgütlülük’ konusunda düğümlenmektedir.             İşte burada, yeniden XIXncu yüzyıl düşünürlerinden Pierre-Joseph Proudhon’un görüşlerine bakılabilir.             Proudhon denildiğinde ise, akla hemen ‘anarşi’ terimi gelecektir.            … Okumaya devam et ŞAHSIM DEVLETİ (13)- Örgütlülük

ŞAHSIM DEVLETİ (12) : ‘Etat territorial’

            Günümüzde genel bir ‘Devlet kuramı’na sahip olmadığımız apaçıktır.             Dolayısıyla köleci, feodal, kapitalist ya da sosyalist ‘Devlet’ tanımları kaba ‘tarihsel kategori’ler olarak, ancak birer ‘çözümleme aracı’ olarak ele alınabilirler.             Tam da bu nedenle, ‘modern’ de denilen ‘Devlet-Ulus’ konusunda olabildiğince anlamsız tartışmaların yapıldığına tanıklık etmekteyiz.             Örnek olsun, kapitalizm öncesi ve daha doğrusu kapitalizmin… Okumaya devam et ŞAHSIM DEVLETİ (12) : ‘Etat territorial’

ŞAHSIM DEVLETİ (11) : Yönetim ‘bilim’ine doğru

ŞAHSIM DEVLETİ (11) : Yönetim ‘bilim’ine doğru             Yinelemek gerekir ki, bu yazı dizisi boyunca, salt ‘Şahsım Devleti’ni kavramlaştırma çabası içinde değiliz.             Sadece, tarihe kuşbakışı gözatarken, ‘Şahsım Devleti’nin kimi ‘özellikler’inin kökenlerine değinmekteyiz.             Örneğin, günün birinde ‘Şahsım Devleti’ eline cetvel ve pergel alıp, ülke topraklarını, salt ‘yönetim’ kolaylığı olsun diye, bölgelere, illere ve ilçelere ayırmaya… Okumaya devam et ŞAHSIM DEVLETİ (11) : Yönetim ‘bilim’ine doğru

ŞAHSIM DEVLETİ (10) :Dinci liberalizm

            Türkiye’de en çok bilinen liberallerden biri de Fransız Le Play’dir.             Oysa liberaller de tür tür (cins cins de denilebilir) ayrılmaktadır demiştik.             İşte Le Play, La Tour du Pin ve Albert de Mun ile birlikte ‘Sosyal Katolik’ler denilebilecek bir ekolün temsilcisidir.             Bu sosyal katolikler, ‘Siyasal islam’cıların aksine, Klise’nin içsel işleyişini doğrudan ‘Devlet’ işleyişine taşımaktan yana değildirler.             Bunlar… Okumaya devam et ŞAHSIM DEVLETİ (10) :Dinci liberalizm

ŞAHSIM DEVLETİ (9) : Liberalizm türleri

            Liberalizm denildikte, adı üzerinde ( Fransızca liberté) yani ‘özgürlük’lere gönderme yaptığı apaçıktır.             Nitekim sözlük ya da ansiklopedilerde, ‘özgürlüklerin geliştirilmesini amaçlayan öğreti’ tanımlamasına yer verilmektedir.             Kökenlerine ilişkin olarak ise, örneğin Leo Strauss, antik Yunan düşünürlerine değin gidilebileceğini ileri sürmektedir.             İncelediğimiz konuyla ilgili olarak ise, liberalizm’in Devlet’e kuşkuyla baktığının altını çizmek gerekiyor.             Bir liberal için Devlet, o arada merkezî devlet güvenilmezdir, o nedenle de yönetimin (administration)… Okumaya devam et ŞAHSIM DEVLETİ (9) : Liberalizm türleri

ŞAHSIM DEVLETİ (8) : Liberalizm ve Din

ŞAHSIM DEVLETİ (8) : Liberalizm ve Din ‘Modern Devlet’in oluşum sürecinde ‘liberalizm’in baskın olduğu bilinmektedir. Ne var ki, bu ‘liberalizm’, bugünkü gibi, ‘her niyete göre yenilen’ bir herze olmaktan çok, o günün koşullarında ‘sol’ olarak nitelendirilebilecek bir ‘kavram’ idi. Ayrıntısına gireceğiz.. Ancak, bu yazı dizisinin ‘néo-patrimonial Devlet’ ya da ‘neo-patrimonial sultanlık’ teriminin bir genel çözümlemesi olarak… Okumaya devam et ŞAHSIM DEVLETİ (8) : Liberalizm ve Din