DEVLET’İ TOPARLAMAK

DEVLET’İ TOPARLAMAK 15 Temmuz ‘Manevrası’ üzerine çok söz söylendi.             Ve daha çok söylenecektir kuşkusuz.             Ben bu yazıda ‘Millet Devleti sokaktan topladı’ palavrası üzerinde durmak istiyorum.             Öncelikle bu ‘Devlet’ nasıl bir ‘Şey’miş ki, sokakta paralanmış olarak bululunyordu sorusunu sormak gerekiyor.             Sonra bilmem ne kadar ‘gazi’ ve bir o kadar ‘niyazi’miz var deniyor.            … Okumaya devam et DEVLET’İ TOPARLAMAK

ÖFKE ve UTANMA

ÖFKE ve UTANMA             Bir yazımda utanmanın öfkenin anası olduğunu yazmıştım.             Yani ‘utanması’ olmayan bir kişinin ‘öfke’lenmesinde başka nedenler aramak gerekiyor.             Ki bu konu benim bilgi alanımın dışında kalıyor.             Psikoloji mi olur, psikiyatri mi bilemem. Ancak, ‘utanma’ duygusu taşıyıp da, Türkiye’de olanlar karşısında ‘öfke’lenmeyen bir kişinin, ‘normal bir insan’ olarak değerlendirilmesinin zor olduğunu düşünüyorum.… Okumaya devam et ÖFKE ve UTANMA

HUKUK ve SİYASET

HUKUK ve SİYASET ‘Hukuk Siyasetin Nesidir?’ başlıklı yazımda, Marx’tan aşağıdaki değerlendirmeye gönderme yapmıştım. Fransız Devrimi ile, özellikle Napolyon ile birlikte, Devlet,  ‘para’ ve ‘kültür’ün iki temel ‘ölçüt’ oluşturduğu ve köhne ‘bürokrasi’nin elinde, ‘Şiddet tekelini elinde bulunduran’ bir ‘makina’ya dönüşmüş oldu. Yıl 1843’tür? Ancak Marx, aradan 17-18 yıl geçtikten sonra, o çok yinelenen ‘Altyapı/Üstyapı’ kavramlarını geliştirecektir. Peki ama ‘Para’, burada altyapıya… Okumaya devam et HUKUK ve SİYASET

SURİYE’DEN BETER

SURİYE’DEN BETER             Kim ne derse desin, Türkiye ‘Suriye’den beter olmuştur’ nokta.             Bunu Levent Gültekin gibi kimi gazeteciler dillendiriyorlar diye söylemiyorum.             Ne de Sedat Peker’in açıklamaları üzerine aklıma gelen bir şey değil.             Tam on yıldır benzer şeyleri düşünüyor ve kimi zaman yazıyordum.             Ama aklıevvel ya da akılları başlarının beş parmak üzerinde olan, koca koca… Okumaya devam et SURİYE’DEN BETER

TOPLUMSAL EYLEMBİLİM

TOPLUMSAL EYLEMBİLİM             2010’lara geri gidersek, demek ki on yıldan buyana ‘Bunlar iç savaş çıkaracak’ diyorum.             Bir ‘Dış savaş çıkaracak’ da demiştim.    Unutulmamalıdır ki, ‘her iç savaş aynı zamanda bir dış savaştır’. Bugüne değin benzer değerlendirmeler, ‘Kaos ortamı yaratılmak isteniyor’ biçiminde, ne niyetine yenirse o anlamda kullanılmaktadır. Çekimser ve hatta korkak değerlendirmelerdir bunlar. Çoğu… Okumaya devam et TOPLUMSAL EYLEMBİLİM

HUKUK SİYASETİN NESİDİR ?

HUKUK SİYASETİN NESİDİR ?             Geçenlerde, hangi tarihte olduğunu bilmediğim bir tartışmayı izledim.             Hukuçulardan biri, ‘Hukuk siyasetin eşşeğidir’ dedi diye öbürü şiddetle karşı çıktı.             Bu tanımlama yanılmıyorsam Hasan Yalçın’a aittir.             Ve bir ölçüde doğrudur.             Daha doğrusu, hukukun tanınmadığı ülkelerde doğrudur.             Sözgelimi ‘Şahsım Devlet’lerinde tam da böyledir.             Oysa bir de ‘Hukuk Devleti’… Okumaya devam et HUKUK SİYASETİN NESİDİR ?

UMUDUMUZ…

UMUDUMUZ…             En çaresiz kaldığımız günlerde bile, bütün olumsuzlukları sıraladıktan sonra  « Ama umudumuzu yitirmiyelim » diye biritiriz, değil mi?             Bu ‘kalu (galü) bela’dan beri böyledir sanıyorum.             Bela’dan buyana demek.             Ne var ki, beladan öteye geçtiğimiz de görülmemiştir.             Kim ki, geleceğimizin daha iyi olacağını söyler, biliniz ki ‘geçmiş’ini hep özlemle anmaktadır.             Bilimin… Okumaya devam et UMUDUMUZ…

İKİ REKAT NAMAZ

Çoğunuzun bildiği ve benim de sevdiğim bir fıkra var. Müslüman ve Hristiyanların birlikte yaşadığı bir ülkede geçiyor. Kurban Bayramıdır ve adet olduğu üzere müslümanlar kurban kesmektedirler. Bir Hristiyan ailede, evin hanımı “bey bey, der kocasına, bütün komşular kurban kesiyorlar, biz de kessek ne iyi olur”. Adamcağız düşünüp taşındıktan sonra keselim der. Hemen bir koç mu… Okumaya devam et İKİ REKAT NAMAZ

RECEP PEKER

Nedense Sedat Peker’e hep Recep Peker diyorum. Kimileri bu durumda ‘Allah söyletiyor’ diyorlar. Bektaşinin dediği gibi ‘O bana pek söyletmez’ ama öyle olsun diyelim. Gelelim Sedat Peker’in ‘Tayyip Abi’sine.. Bu videoların yayınlanmaya başladığı gün, ‘bu işin ucu’ Sedat Peker’in ‘Tayyip Abi’sine uzanır demiştim. Koca koca, iri iri, iri kıyım, ‘şey kadar’ da denilebilecek, eski ve yeni, uzman ve uzmanlığı… Okumaya devam et RECEP PEKER

VİRANÜLKE

            Viranşehir Cumhuriyet Savcısı ‘Bakan’ların, ‘Vali’lerin, ‘Eminiyet Müdürleri’nin ‘yassak genelgeleri’nin hiçbirinin hukuksal dayanağının olmadığını söylemiş.             Hemen söyleyelim, gerçek bir ‘Cumhuriyet Savcı’ imiş, kutlarım.             Ama hemen hakkında soruşturma açılmış, belki ‘Cumhuriyet Savcılığı’ elinden alınacaktır.             Neden mi?             Türkiye’de ‘Devlet’ olmadığı için..             Tam bir ‘hallüsinasyon’ içinde olduğunuz, elle tutulur bir nesne olmadığı halde ‘varmış’ gibi… Okumaya devam et VİRANÜLKE

TANTANA

            Görkemli yani şaşaalı olan her ne ise ona, eşanlamlı olarak tantanalı da denilmektedir.             Ancak ‘kuru gürültü’ ya da ‘gürültü patırtı’ anlamı da var.             Kaldı ki her iki anlamı belli bir noktada buluşmaktadır da denilebilir.             Somut örnek olarak, eski İçişleri Bakanı Saadettin Tantan’ın konumuna bakabiliriz.             Bir zamanların ‘görkemli operasyonlar’ yapan eski İçişleri Bakanı Tantan, şimdilerde sadece ve ancak ‘kuru… Okumaya devam et TANTANA

YAZMASAM MI ACABA ?

            Her yazarın olduğu gibi, benim de bir biçemim var.             Kimi zaman ‘leb’ dediğimde ‘lebelebi’yi anlarlar sanıyorum.             Kimi zaman de ‘Bilal’e anlatır gibi’ yazıyorum.             Şimdi şu ‘sizin cumhurbaşkanınız’a Dr Recep dediğimi ve hiçbir zaman ‘benim cumhurbaşkanım’ olmadığını kez yazmam gerekiyor acaba?             Ve ona ‘bizim cuhurbaşkanımız’ diyenlere, a’dan z’ye sadece ve yalnızca acıdığımı yinelemek… Okumaya devam et YAZMASAM MI ACABA ?

DARBE DİLENMEK

İlk Kurșun gazetesinde Zahide Uçar imzalı bir yazı var, bașlığı “Șimdi Ordudan Darbe Dilen Erdoğan”. Demek Erdoğan’ın ‘darbe dileneceği’ günler gelip çattı. Ben de 2007 seçimlerininden bir yıl sonra, yani bundan dört yıl önce șöyle yazmıșım: “Ve gün gelir iki polis bir emekli pașayı karakola götürerek emekli olmayan pașaya selam göndermiș olur. Devrimci darbeye yelteneyim diye düșünme sakın pașa demektir bu. Pekiyi… Okumaya devam et DARBE DİLENMEK

ZİLLET-İ NEFS

ZİLLET-İ NEFS          ‘İzzet-i nefs’ diye Osmanlıca bir deyim var.          Türkçe karşılığı ise ‘Onur, gurur’ ya da onur ve gururunu korumak anlamına geliyor.          Daha geniş bir anlamda, ‘insanlık, adamlık ve ya da kişilik’ sahibi olmak ve insanın bu kendi ‘öz-nitelik’lerini ‘her koşulda’ korumak demek oluyor.          Ölçütü ise, özellikle insanın bu öz-niteliklerine bir saldırı sözkonusu olduğu zaman,… Okumaya devam et ZİLLET-İ NEFS

24 Nisan’ın Anlamı

Bu yıl 24 Nisan’ı Türkiye Cumhuriyeti Devleti de anacak. Nicedir ‘Ermeni Diyasporası’ anıyordu. Ermeniler’in niye Van İsyanı günü olan 14 Nisan’ı değil de, 24 Nisan’ı anma günü olarak seçtiklerini anlamak zor. 24 Nisan’da ‘Büyük tutuklama’ yapıldı da ondan diyorlarmış. Oysa Le Matin gazetesi’nin Londra kaynaklı haberlere dayanarak yazdığına göre, 24 Nisan’da İstanbul’da bir ‘Ermeni Komplo’su… Okumaya devam et 24 Nisan’ın Anlamı

KUMPAS

KUMPAS             Türkçe’mize bir süredir yeni bir sözcük girdi: kumpas!             Yanımda Türkçe sözlük olmadığı için Google’dan baktım; aynen şöyle yazıyor: “Kumpas kelimesi dilimizde sıklıkla karşımıza çıkan sözcükler arasındadır.Kumpas kelimesi Fransızca kökenlidir.TDK’ye göre kumpas kelimesi ise şu anlama gelmektedir: – Dizicilerin harfleri satır durumuna getirirken içine yerleştirdikleri ayarlanabilir demir yuva– Sanayide kalınlık ve incelikleri ölçmede… Okumaya devam et KUMPAS

SIRA KARA ve HAVACILARDA

SIRA KARA ve HAVACILARDA             Eğer hâlâ ‘Türk Subayı’ diye bir kavram (mevhum) varsa, emekli amirallerden sonra, sıra karacı ve havacı generallere gelmiş demektir.             Albaylara, yarbaylara, binbaşı ve yüzbaşılara…             Astsubaylara, çavuşlara..             Ve kuşkusuz mehmetçiklere..             Sıra Boğaziçi öğretim üyelerinden sonra, zerre kadar ‘bilimsel’ anlayış almış tüm öğretim üyelerine..             Sıra tüm üniversite… Okumaya devam et SIRA KARA ve HAVACILARDA

MUHALEFETİ AMİRALLER DE KURTARAMADI

MUHALEFETİ AMİRALLER DE KURTARAMADI             Emekli amiraller bildirisi ne diyor: 1° Montrö tartışılamaz, 2° Ordu tarikatlara teslim edilemez.  Normalde olması gereken ve benim de şiddetle desteklediğim sava göre, öncelikle ‘sözde’ iktidar adayı muhalefet (CHP ve İYİ parti) olmak üzere, Ordu içinden yurtsever subaylar, öğretim üyeleri ve öğrencileri dahil üniversiteler, işçi sendikaları, esnaf kuruluşları, köy kooperatifleri,… Okumaya devam et MUHALEFETİ AMİRALLER DE KURTARAMADI