ŞAHSIM DEVLETİ (10) :Dinci liberalizm

            Türkiye’de en çok bilinen liberallerden biri de Fransız Le Play’dir.             Oysa liberaller de tür tür (cins cins de denilebilir) ayrılmaktadır demiştik.             İşte Le Play, La Tour du Pin ve Albert de Mun ile birlikte ‘Sosyal Katolik’ler denilebilecek bir ekolün temsilcisidir.             Bu sosyal katolikler, ‘Siyasal islam’cıların aksine, Klise’nin içsel işleyişini doğrudan ‘Devlet’ işleyişine taşımaktan yana değildirler.             Bunlar… Okumaya devam et ŞAHSIM DEVLETİ (10) :Dinci liberalizm

ŞAHSIM DEVLETİ (9) : Liberalizm türleri

            Liberalizm denildikte, adı üzerinde ( Fransızca liberté) yani ‘özgürlük’lere gönderme yaptığı apaçıktır.             Nitekim sözlük ya da ansiklopedilerde, ‘özgürlüklerin geliştirilmesini amaçlayan öğreti’ tanımlamasına yer verilmektedir.             Kökenlerine ilişkin olarak ise, örneğin Leo Strauss, antik Yunan düşünürlerine değin gidilebileceğini ileri sürmektedir.             İncelediğimiz konuyla ilgili olarak ise, liberalizm’in Devlet’e kuşkuyla baktığının altını çizmek gerekiyor.             Bir liberal için Devlet, o arada merkezî devlet güvenilmezdir, o nedenle de yönetimin (administration)… Okumaya devam et ŞAHSIM DEVLETİ (9) : Liberalizm türleri

ŞAHSIM DEVLETİ (8) : Liberalizm ve Din

ŞAHSIM DEVLETİ (8) : Liberalizm ve Din ‘Modern Devlet’in oluşum sürecinde ‘liberalizm’in baskın olduğu bilinmektedir. Ne var ki, bu ‘liberalizm’, bugünkü gibi, ‘her niyete göre yenilen’ bir herze olmaktan çok, o günün koşullarında ‘sol’ olarak nitelendirilebilecek bir ‘kavram’ idi. Ayrıntısına gireceğiz.. Ancak, bu yazı dizisinin ‘néo-patrimonial Devlet’ ya da ‘neo-patrimonial sultanlık’ teriminin bir genel çözümlemesi olarak… Okumaya devam et ŞAHSIM DEVLETİ (8) : Liberalizm ve Din

ŞAHSIM DEVLETİ (7)

Birlik ve Bölünmezlik Her ‘Devrim’in olduğu gibi, Fransız ve Türk Devrimleri’nin de bir ‘politik kültür’ü vardı. Öyle ki ‘teolojik bir çekirdek’lerinin olduğu bile söylenebilir. Örneğin, söylenilenlerin aksine, Fransa’da ‘federalizm’ düşüncesi devrim yıllarında ‘ahlâksızlık’ olarak görülebiliyordu (1). Tüm ‘söylem’lere ‘Birlik ve bölünmezlik’ düşüncesi egemendi. Emmanuel-Joseph Sieyès (1748-1836), 1791 anayasasına “Her milletvekili sadece seçildiği bölgenin değil ama ‘ulusun… Okumaya devam et ŞAHSIM DEVLETİ (7)

ŞAHSIM DEVLETİ (6)

Mutlakiyet ve merkeziyetçilik             ‘Şahsım Devleti’nin bir ‘mutlakiyet’ özleminin olduğu apaçıktır.             Ancak, çoğu kez yapıldığı üzere, ‘mutlakiyet’ (absolutisme) ile ‘merkezileşme’ (centralisation) terimleri biribirlerine karıştılmaktadır.             Oysa aralarında önemli bir ayırım yapılması gerekmektedir.             Mutlakiyet (absolutisme) siyasal otoritenin egemenliğine gönderme yapmasına karşın, merkezileşme kurumsal etkinliğe (activité institutionnelle) gönderme yapmaktadır.             Dolayısıyla ‘Şahsım Devleti’nin, siyasal otoritesini yerleştirmek için varolan kurumsal yapıyı etksizleştirmeye… Okumaya devam et ŞAHSIM DEVLETİ (6)

ŞAHSIM DEVLETİ (5)

            ‘Şahsım Devleti’nde kararlar ‘tek merkez’den alınıyor denilmektedir.             Öyleyse ‘Devletin merkezileşme’sinden de sözedilebilir, denilmektedir.             Böylece ‘Şahsım Devleti’ yani neo-patrimonial devlet ile ‘Devletin Merkezileşmesi’ kavramları, çoğu konuda olduğu gibi, biribirine karıştırılmış olmaktadır.             Yani kimi sözde ‘sosyal bilimci’ler, ellerindeki ‘merkez-çevre şablonu’nu, Tarih’i gözardı ederek, tarihsel olgulara uygulamaya çalışmaktadırlar.             Ve oradan, türlü türlü ‘yerinden… Okumaya devam et ŞAHSIM DEVLETİ (5)

ŞAHSIM DEVLETİ (4)

            Ekonomi politikle ilginenler (‘in bir kesimi diyelim), 1970’li yıllardan itibaren bir ‘informel sektör’ün oluştuğunu duymuş olmalıdırlar.             ‘Kayıt dışı’, ‘karaborsa’, ‘stokculuk’ vb terimlerin sıkça kullanıldığı da anılardadır.             Buradan ‘gelişme-karşıtlığı’na (anti-développement) geçildiği de bilinmektedir.             Artık gelişme (ya da kalkınma) yerine ekonomide ‘büyüme’ tılsımlı terim olacaktır.             Kuşkusuz, o arada çürüme (corruption) terimi de ‘ekonomi’ ve ‘politika’ yazınına girecektir.… Okumaya devam et ŞAHSIM DEVLETİ (4)

ŞAHSIM DEVLETİ (3)

Geçen yazıda ‘Devlet nerede?’ diye sorarak, ‘ne yerdedir ne gökte’, ancak ve sadece senin ‘hayal’indedir (imagination) demiştik. Hiç kuşkum yok, kimi çokbilmiş bu yanıta dudak bükmüştür. Eğer ‘Devlet ideolojisi’ gibi bir deyim kullanacak olsaydık, bu kez hiç değilse biraz daha dikkat çekmiş olabilecektik. Burada, Althusser’in ileri sürdüğü ‘genel ideoloji kuramı’  anımsatılabilir.   İdeolojinin bu ‘genel kuramı’ ise Freud’un… Okumaya devam et ŞAHSIM DEVLETİ (3)

ŞAHSIM DEVLETİ (2)

            ‘Devlet’ deyince, hiç kuşkunuz olmasın, her insanın kafasında farklı bir kavram belirir.             Bir süre önce Reha Muhtar’ın her programda sorduğu gibi ‘nerede bu Devlet?’ diye sorulduğunda, ‘ne yerdedir ne gökte’, ancak ve sadece senin ‘hayal’indedir (imagination) denilebilir.             Tam da bu nedenle, ‘senin Devlet’in, ‘benim Devlet’im, ‘onun Devleti’ gibi bir tanımlama yapılabilir.             Somuta… Okumaya devam et ŞAHSIM DEVLETİ (2)

ŞAHSIM DEVLETİ

            Geçen yazımızda ‘mutlakiyet’, ‘merkezî yönetim’, ‘idare’, ‘vilayet’, ‘valilik’, ‘yerel yönetim’, ‘özerklik’ gibi terim, deyim veya kavramların gelişigüzel kullanıldıklarını ileri sürmüştük.             Buraya ‘Devlet’, ‘rejim’, ‘sistem’ kavramlarını da eklemek gerekiyor.             Nitekim ‘Şahsım Devleti’ gibi bir alaturka terim de kullanılmaktadır.             Bu sonuncusuna daha ‘bilimsel’ olarak ‘neopatrimonial sultanizm’ denilmektedir.             Patrimonial sözcüğü, atadan kalma ve varsa sonradan üzerine eklenen … Okumaya devam et ŞAHSIM DEVLETİ

YENİ ANAYASA

Yeniden yeni bir ‘Anayasa’ tartışması başlatılmış oldu.             Biz de yeniden Türkiye’de pek az kişinin ‘Anayasa’nın ne demek olduğunu bilmediğini yazmak durumunda kalıyoruz böylece.             Ancak daha önce yazdıklarımızı, temcit pilavı gibi yineleyecek değiliz.             Çünkü, değil sıradan yurttaşlarımız, İmam Hatip çıkışlı ne kadar Dr, Doçent, Prof varsa, içlerinden bir taneciğinin bile olsun yazdıklarımızı anlayamayacağını… Okumaya devam et YENİ ANAYASA

DEVRİMCİ AKP

            AKP Urfa İl Kongresinde, bir tarafta Dr Recep’in çocukluk fotoğrafı öte yanda en artistik fotoğrafı bulunan bir pankart açılıyor.                  Ve şöyle yazıyor: “Bir gün bir akıl gelecek ve akıllar delirecek Ve bir devrim devrimi devirecek” Herkesin gerek korkudan ve gerekse aymazlıktan gelen bir tutumla, ‘Devrim’ söcüğünü ağzına alamadığı bir dönemde, Urfalı AKP’liler ‘Bir Devrim… Okumaya devam et DEVRİMCİ AKP

MUHALEFETİN HEDEFİ !

Dr Recep “Muhalefetin hedefi sadece beni indirmek” mi ne demiş.             Muhalefet sözcüleri de hep bir ağızdan, “haşa!” diyorlar, “bizim hedefimiz güçlendirilmiş parlamenter rejim”…             Salt bu saptama bile, Türkiye’nin önünde, o sözde ‘siyaset bilimci’lerin (peh peh peh) her gün şurada burada zırvaladıkları ‘şey’lerin aksine, çok çetin ve zorlu bir ‘yol’un olduğunu göstermeye yeter.            … Okumaya devam et MUHALEFETİN HEDEFİ !

SİYASİ DEHA

‘SİYASÎ DEHA’              ‘Dr Recep’in siyasî dehası’ gibi sıkça dillendirilen bir söz var.             Değil mi ki, kendisine söylemedik söz bırakmayan ne kadar ‘sert muhalifi’ varsa, eninde sonunda kendi denetimine almıştır.             Bu bir ‘siyaset’ türü olabilir mi?             Her şey olabilir ama hiçbir koşulda ve hiçbir ‘bilimsel’ çözümlemede ‘politik deha’ Fransızcasıyla ‘génie politique’ olarak… Okumaya devam et SİYASİ DEHA

GENETİĞİ DEĞİŞMEMİŞ KESİMLER

GENETİĞİ DEĞİŞMEMİŞ KESİMLER             ABD’de başkanlık seçimlerinin ardından olanları ibretle izledik.             Yorumculardan biri, Trump’ın “Amerikan toplumunun kodları”yla oynadığını söyledi.             Demek ki toplumların da kimi ‘kod’ları olabiliyormuş.             Kimi zaman da toplumların ‘gen’lerinden falan sözedilebilmektedir.             Bana öyle geliyor ki, toplumların ‘gen’lerinde çok ‘kod’larından sözetmek daha doğrudur?             Ve ‘kod’ sözcüğü, bilindiği üzere, Fransızca’dan gelmektedir.            … Okumaya devam et GENETİĞİ DEĞİŞMEMİŞ KESİMLER

BEŞİNCİ KOL

            Dr Recep ve şürekası muhalefet için ‘Beşinci Kol’ faaliyeti yapıyor demiş.             Önce bilmeyenler için Dr Recep’teki Dr kısaltmasının, belli bir ‘bilimsel disiplin’in felsefesine değin inmiş uzman anlamındaki ‘doktor’ değil ama,  ‘Davulcu ramazan’ ya da ‘Ramazan Davulcusu’nun kısaltması olduğunu anımsatalım.             Ki, on yıldan fazladır bu terimi bu anlamda kullanagelmekteyiz.             Öyle ki söylediği maniler, anlamlı tümceler olmaktan çok, melodiyle… Okumaya devam et BEŞİNCİ KOL

ÇIKIŞ YOLU

Türkiye’de bir bir ‘Çıkış yolu’ tartışmasının yapılmasından doğal bir şey olamaz. Değil mi ki dünya genelinde de böyle bir arayış yapılmakta idi, yapılmaktadır ve yapılacaktır. Ne var ki, bugüne değin Türkiye’de yapılmakta ve yapılacak olan ‘tartışma’ların, açıkca yazmak gerekirse ‘eski tas eski hamam’ olacağından, bendenizin hiçbir kuşkusu bulunmamaktadır. Örnek olsun, Kuvvacı, Milliyeci ve bilmemneci olan… Okumaya devam et ÇIKIŞ YOLU

DEMOKRASİ ÜZERİNE (IV)

Habip Hamza ERDEM Bu yazı dizisinde ‘demokrasi’den sözederken, okuyucunun dikkatini çekeceğimiz şey, bizim ‘demokrasi’yi her önüne gelenin ‘sakız’ gibi çiğnediği bir ‘sözcük’ olarak değil ama bir ‘kavram’ olarak ele aldığımızdır. Öte yandan, ABD başkanı Trump’ın eline İncil almasıyla ilgili olarak, sözde ‘siyaset bilimcileri’nin bitip tükenmez ve bizce ‘anlamsız’ olan yorum ve ‘kuram’larıyla uğraşmayacağımız da açıktır.… Okumaya devam et DEMOKRASİ ÜZERİNE (IV)