imagesZ0ZMIN7C

Sumer tartışmalarının en güzel örneklerinden biridir. Saz şairlerinin atışmalarına benzer. Philadelphia Üniversite Müzesi’nde bulunan kırık tablet parçalarının zaman içerisinde birbirleriyle eşleştirilmesi sayesinde gün yüzüne çıkmıştır.

Bu tartışmaların en ilginç özelliklerinden biri, yazarın eserin sonuna kadar galip olanı açıklamamasıdır. Bu tartışmalarda Kış Yaz’a, Tahıl Sığır’a, Kuş Balık’a, Ağaç Kamış’a, Bakır’ın Gümüş’e üstün gelmesidir. Bu tartışmalara örnek olarak Kazma ile Saban arasında geçenleri aşağıda ilgilerinize sunuyorum.

Hey kazma! İple bağlı,
Dişbudak ağacı dişli, kavaktan kazma!
Denizağacı dişli, ılgından kazma!
İki dişli, dört dişli kazma!
Kazma, zavallı herif, hep kucağını gevşeterek,
Kazma sabana meydan okuyor.

Bunun üzerine kazma, sabana kendi yaptığı işleri sayarak meydan okur.

Ben büyütürüm, sen neyi büyütürsün?
Su hızlanırsa onu bentlerim.
Sepeti toprakla dolduramazsın sen,
Çamuru kazamaz, tuğla yapamazsın sen,
Eski surların altını onaramazsın sen,
Saygın adamın çatısını düzgün yapamazsın sen,
Caddeleri düzeltemezsin sen,
Saban! Ben büyütürüm, sen neyi büyütürsün?
Ben genişletirim, sen neyi genişletirsin?

Buna kızan saban, kendisinin Enlil tarafından yaratıldığını asillerin gözdesi olduğunu söylemekte:

Hey kazma! Ben sabanı yüce tanrı yarattı,
Ben Enlil babanın soylu çiftçisiyim,
Şunumun ayında tarlada bayram kutlanırken,
Kral benim için öküz, koyunu kurban eder.
Taştan kaplara biralar döker.
Davullar, dümbelekler çalar.
Bütün saygın kimseler yanımda yürür.
Halk neşe ile bakar bana.
Açtığım arıklar kırları süsler,
Tahıl hasat edildikten sonra,
Ambarları doldururum.
Yetimler, dullar, yoksullar,
Kamış sepetleri alır,
Dağılmış başakları toplarlar.
Tarlaya saçılan samanımı,
Sumugan’ın hayvanları gelince
Halka taşıttırırım.
Hey kazma! Miskince hendek açan kazma,
Ömrünü pis çamurda geçiren,
Prens eline yakışmayan,
Sapını ancak köle tutan.
Acı sözlerle bana saldıran sen,
Karşılaştıran sen,
Kendini benimle karıştıran sen,
Şimdi def ol kırlara! Seni yeterince gördüm!
 
Kazma da bu küçümsemelere karşılık verir:

Hey saban! Kamışlığı su basınca
Gel de gör beni!
Nehir ve kanal yol değiştirince
Sular coşarak akınca,
Her şey batağa dönünce,
Ben kazma onun etrafına set yaparım,
Onu güney, kuzey rüzgarı yıkamaz.
Çayırlıkta su çekilince,
Islak toprak işlenecek duruma gelince,
Hey saban! Ben senden önce girerim tarlaya.
Onun tabanını setlerim, kenarlarını temizlerim senin için.
Tarlanın ortalarını yığarım senin için.
 
Kazma konuşmasını sabanın beceriksizliğini vurgulayarak sürdürür:

Tarlada çalışan (sen) her şeyi ayak altına alarak,
Öküzlerin altı, adamların dört, sen on birincisisin.
Yetenekli işçiler tarla işinden kaçar
Şimdi kendini benimle karşılaştır bakalım!
Benden sonra tarlaya girdiğinde,
Kökler, dallar birbirine dolaşınca,
Senin dişin kırılır, onarılmak ister.
İşçin nefretle “şu saban bozuk” der.
Sonra senin için marangoz tutarlar,
Koşum yapanlar kaba postu hazırlar,
Pis deriyi başını geçirinceye kadar uğraşır dururlar!
Benim çalışma sürem iki aydır,
Fakat sen saban dört ay çalışabilirsin.
Sekiz ayda boş oturursun.

Kazma konuşmasına işçi sınıfının durumunun iyileşmesi ve geçimlerinin sağlanması için yaptıklarını anlatarak devam eder:

Ben kazma şehirde yaşarım
Benden çok sayılan biri yoktur
Sahibime ev ve ahırlar yaparım.
Ahırları büyütür, ağılları genişletirim
Kili karıştırır tuğla yaparım.
Temelleri kazar evleri yaparım.
Suların altını temizlerim.
Saygın adamın çatısını hava girmez yaparım.
Tanrımızın tapınağını ben yaptım,
Onu kırmızı kil, sarı kil, çok renkli kille süsledim.
Benimle çalışan işçiler,
İyi yapılmış evde serinlerler.
Ateşin önünde yan gelirler,
Fakat sen saban onların partisine giremezsin.
Onlar yerler, içerler, ücretleri ödenir.
Böylece onların karı ve çocuklarının geçimini sağlarım.
Ayrıca gece, gündüz tarlada çalışan işçiler için de
Şehirdeki gibi oturup dinlensinler diye
Nehir kıyısında bir kule yaptım.
 
Kazma bunları söyledikten sonra ikisi birden Tanrı’ları Enlil’e giderek “insanlık için hangimiz yararlıyız” diye sorarlar. Tanrı Enlil kazmayı haklı bulur. Saban ise bu duruma çok üzülür. Tartışmamız bu şekilde sonuçlandığından içinizde bazıları Enlil’den farklı düşünüyor olabilir. Ama yazıyı tekrar dikkatlice okuyun. O zaman siz de kazmayı haklı bulacaksınız. Esenlikle kalın.

Dipl. Ark. Kadir YILDIRIMSAL
e-mail: [email protected]

 

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.