Blog

  • Bu Mücadele, Bir Var Olma Ya Da Yok Olma Mücadelesidir…

    Bu Mücadele, Bir Var Olma Ya Da Yok Olma Mücadelesidir…

    Şeriatçı ile Cumhuriyetçi arasındaki kavgada Cumhuriyetin yanındaysan,

    Atatürk ile Vahdettin seçiminde Atatürk’ün yanındaysan,

    Kubilay ile Derviş Mehmet arasındaki mücadelede Kubilay’ın yanındaysan,

    Yalan ile gerçek arasındaki kavgada gerçeğin yanındaysan,

    Vatan ile vatansız arasındaki savaşta vatanın yanındaysan,

    Cehalet ile bilim arasındaki kavgada bilimim yanındaysan,

    Demokrasi ile kölelik düzeni seçiminde demokrasinin yanındaysan,

    Kısaca aydınlıkla karanlığın mücadelesinde aydınlığın yanındaysan

    REFERANDUMDA “HAYIR” DİYECEKSİN…

    Peki, “EVET” dersen ne olur?

    Tüm okullar imam hatip olur…

    Herkesin başında türban, takke, üzerinde çarşaf olur…

    Türkiye, Malezya, Arabistan, Katar, Afganistan olur…

    Hukuk guguk olur…

    Parlamento, bakan, başbakan, milletvekili toz olur…

    Ülke eyalet eyalet ayrılır, Federatif İslam Cumhuriyeti olur…

    Devletin adı Cumhuriyet kalsa da başında padişah olur…

    Başkan, alikıran, baş kesen olur…

    BU SAVAŞ, BİR VAR OLMA YA DA YOK OLMA SAVAŞIDIR…

    Bu savaşı kazanmak içim tüm gücümüzle, hiç kimseden, hiçbir şeyden korkmadan mücadele vermeliyiz…

    Vereceğiz…

    Halkın yanında, Atatürk Cumhuriyetinin, demokratik rejimin yanında olmalıyız…

    Olacağız…

    Namık Kemaller gibi “Ne mümkün zulüm ve baskı ile özgürlüğü ortadan kaldırmak” diye haykırarak mücadele vermeliyiz…

    Verececeğiz…

    Bu mücadelede tüm üniversite akademisyenlerini, hukukçuları, sendikacıları, vatanını seven tüm yurtseverleri de yanımızda görmek istiyoruz…

    Ve asla sol gösterip sağ vurmamalıyız…

    “Erdoğan’ı tercih edersin, beni tercih edersin, Erdoğan terörle mücadele ediyor” gerekçesine sığınarak, onun laiklik, Atatürkçü Cumhuriyet düşmanı yanını gözlerden gizlememeliyiz…

    Ve “İzmir’in dağlarında yeniden çiçeklerin açacağına,

    Altın güneşin orada yine sırmalar saçacağına” tüm yüreğimizle inanarak,

    “Motorları maviliklere süreceğimiz” günlerin de çok uzak olmadığını tüm benliğimizde duyarak yürümeliyiz…

    Yürüyeceğiz…

    Yürüyeceğiz aydınlığa…

    Yürüyeceğiz kara cehaletin üzerine…

  • GÜLEN ÖRGÜTÜNÜN MİLLET ADINA EL KONAN VARLIKLARININ AKIBETİNİ BİLEN, KULLANAN VARMI?

    GÜLEN ÖRGÜTÜNÜN MİLLET ADINA EL KONAN VARLIKLARININ AKIBETİNİ BİLEN, KULLANAN VARMI?

    Darbe girişiminin ardından FETÖ’nün mal varlıklarına koyulan hükümet blokajı, örgütün ‘taşınmaz serveti’ni ortaya çıkardı. Şu ana kadar örgütün elinde, milyarlarca liralık değeri olan 62 bin 317 gayrimenkul olduğu belirlendi.

    Örgütün taşınmazlarını kaçırmak için hamle yapmasını engelleyen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da FETÖ’nün himmet paraları ile kurduğu serveti bir gecede bloke ederek örgüte ağır bir darbe vurdu. İçinde yurt, okul, üniversite ve örgüt evi de bulunan mülklerin 4 bin 548’i devletin envanterine geçirildi.

    İlgili Haber:

    ÖRGÜTÜN TÜM MAL VARLIĞININ SATIŞININ ÖNÜNE GEÇİLDİ

    Sabah’ta yer alan habere göre, Maliye Bakanlığı 6 bin 619, adli merciler ise 49 bin 228 taşınmazın örgüte ait olduğunu belirledi. FETÖ’nün bir önceki satış işlemini de mercek altına alan bakanlık yetkilileri Kayyum atanmış şirketlerin kayyum atanmadan önce devrettiği şüpheli 6 bin 470 gayrimenkulü de tespit ederek örgütün mülk kaçırmasının önüne geçti. Tespit işleminin ardından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerinin hummalı çalışması sonucu bloke işlemi uygulanarak örgütün tüm mal varlığına yönelik satış işlemlerinin iptali gerçekleştirildi.

    ‘RİSK BİLDİRİM VE SORGULAMA EKRANI’ OLUŞTURULDU

    Yetkililer ilk KHK’nın çıkacağı gece, sabah saatlerine kadar çalışma yaparak bloke işlemlerini tamamladı. Bir yandan kanun hükmünde kararname ile FETÖ’nün taşınmaz varlığı deşifre edilirken bir yandan da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tapu sisteminde “Risk Bildirim ve Sorgulama Ekranı” oluşturuldu. Sisteme emniyet, valilik gibi birimler tarafından teyit edilen 10 bin ‘şüpheli taşınmaz’ girişi yapıldı.

  • T.C. yeni kurulmakta olan bir devlet değildir

    T.C. yeni kurulmakta olan bir devlet değildir


    OKUYUN ve LÜTFEN DAGILIMINA YARDIMCI OLUN…

    Türkiye Cumhuriyeti bugün yeni kurulmakta olan bir devlet değildir.

    Yaklaşık yüz yıldır giderek güçlenen ve değerlenen çok köklü bir devlettir.

    Devletlerin de Anayasaların da soyağaçları vardır.

    Türkiye Cumhuriyeti’nin de kurucu iradesi, kökü, tarihi, gerçekleri ilk günkü gibi yaşıyor ve yaşayacaktır.

    Cumhuriyet’in kurucusu; bir İstiklal savaşını yöneten, 30 Kongreden sonra, halk tarafından Ankara’da tescil edilen Türkiye Büyük Millet Meclisidir.

    İsminde “Türkiye” vurgusu olan biz Türklerin kurduğu son Türk devletidir.

    Millete dayalı, Milli Misak sınırlarını çizen bir Milli devlettir.

    Cumhuriyetimizin tarifi, bugün yürürlükte olan Anayasamızın ön sözünde ayrıntılı biçimde tarif edilmiştir.

    Anayasanın 176. maddesi, bu başlangıç kısmının metne dahil olduğunu açıkça ifade etmektedir. Yürürlükteki Anayasamızın 174. maddesi ile de sadece sekiz Kanun korunmamakta, başlangıç bölümündeki ilke ve İnkılâpların yorumunu “Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarmak ve Türkiye Cumhuriyeti’nin laik niteliğini koruma amacı güden” yaptırımlar olarak belirlenmektedir.

    Yürürlükteki Anayasanın 2. maddesi Türkiye Cumhuriyeti’nin niteliklerini “başlangıçta belirtilen temel ilkelere” gönderme yaparak açıklamaktadır.

    Anayasanın 4. Maddesi ise Cumhuriyet’in niteliklerinin değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğini söylüyor, yasaklıyor.

    Türkiye Cumhuriyeti’nin, temel niteliği Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurucu iktidarına dayalı hukuk düzenidir.

    Atatürk’ün belirlediği inkılâp ve ilkeleri de parlamenter rejimdir.

    Amasya tamimini yapan Atatürk’ün, savaşlar yaparken de, zaferden sonra da Türkiye Büyük Millet Meclisine bağlı, saygılı ve itaatkâr olduğu gerçektir.

    Yüce Meclis’in ilk Başkanı da Atatürk’tür.

    Bizim Anayasalarımızda Atatürk bir şahıs değil, Cumhuriyet’in asli kurucu iktidarının bir belirleyici kurumu olarak yer almıştır.

    Son Anayasa değişikliği, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Cumhuriyet’in üst organı olmaktan çıkarıyor. Bir Danışma Meclisi işlevine indiriyor.

    Bu Kenan Evren modelidir.

    1980-1983 döneminde Kenan Evren’in tayin ettiği Bakanlar hiç denetime girmeden yürütmeyi üstlenmiş, beş kişi bir yandan kararnameler çıkarmış, partiler kapatmış, vetolar, yasaklar getirmiş ve kurduğu Danışma Meclisine de kısıtlı yasa ve Anayasa hazırlama görevi vermiştir.

    Bugünkü Anayasa değişikliği teşebbüsü bir Kenan Evren modelidir.

    • a) Başbakan ve Bakanlar Kurulu mülgadır.
    • b) Cumhurbaşkanı yürütmeyi belirleyeceği sekreterler eli ile alır götürür.
    • c) Güvenoyu ve güvensizlik olanağı da yoktur.
    • d) Gensoru da, soruşturma da askıya alınmıştır.
    • e) Cumhurbaşkanı, 600 kişilik Mecliste yüksek oy oranları ile korumaya alınmıştır.
    • f) Cumhurbaşkanı da norm koyan kararname çıkarır.

    Bunların ne farkı var Evren döneminden?

    Hem Meclis, hem de Başkan Kanun ve Kanun hükmünde kurallar koyarsa aralarında çekişme çıkması kaçınılmaz olur.

    Böyle bir uygulama ihtilaf üretir.

    Yasaların genel, tartışılmaz olma, ilkesi de yok olur.

    Bu Anayasa bir Af kanunudur.

    Geçmişte görev alan Başbakan ve Bakanlar hakkında Meclis’in soruşturma ve Komisyon kurma hakkı yok edilmektedir.

    Mevcut Anayasa maddelerinde yer alan Başbakan ve Bakanlar Kurulu üyeleri için soruşturma hakkı Meclis’ten alınmak istenmektedir.

    Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu ve Binali Yıldırım bu Anayasa değişikliği ile adeta ibra edilmek istenmektedir.

    Aynı şekilde geçmiş hükümetlerde görev alan Bakanların da, vazifeleri nedeni ile takipsizlik kararı almalarına imkân getirilmektedir.

    Böylece 17/25 Aralık dosyaları da Meclis arşivine kaldırılmaya çalışılmaktadır.

    Bu teklifin 16-17-18nci maddeleri ise, şekil yönünden tümden Anayasaya ve iç tüzüğe aykırıdır.

    Anayasa bir üst kanundur. Torba madde ile değiştirilemez.

    Anayasanın değiştirilecek maddesi açıkça ve yeni bir metin olarak yazılır, iki kez görüşülür ve iki kez oylanır. Anayasanın 175. Maddesinde her maddesinin ayrı ayrı halk oylamasına sunulma usulü gösterilmiştir.

    Çünkü halk üst kanun olan Anayasadaki her değişikliği açıkça tek tek öğrenerek oy kullanacaktır.

    Bu biçimi ile Anayasa değişikliği halk oylamasına sunulamaz.

    Tam bir şekil bozukluğudur.

    Üstelik bu teklifin ilk iki maddesinde bir kelimelik değişiklikler bile ayrı ayrı maddelere bağlanmıştır.

    Torba madde ile Anayasa değişikliği şeklen geçersizdir. Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir.

    Bir Anayasada her kelimenin, her ibarenin, her virgülün özel bir etkinliği vardır.

    Yönetmelik, sözleşme diğerleri gibi maddelerle kaldırılan, gerekçeleri belirsiz kurumlar arasında Başbakanlık, Bakanlar Kurulu, Jandarma Genel Komutanlığı, Askeri Yargıtay ve benzeri tarihsel Anayasal Kurumlar vardır.

    Ayrıca, Anayasamızın 21 maddesinin yürürlükten kaldırıldığı bir cümle ile belirtiliyor.

    Bu Anayasa paketi ile çok partili düzen ve siyasi partiler “düzen” dışına çıkarılmıştır.

    Partiler, Kongre partilerine dönüşmüştür.

    Böylece, partiler, siyasi programlarını ve siyasi ideolojilerin iktidara taşımak, bir hükümet ve yürütme gücüne kavuşturmak gücünü yitireceklerdir.

    Siyasi iktidar, Bir Cumhurbaşkanı otoritesine devir ve teslim ediliyor.

    Bu bir “adrese teslim” belgesidir.

    Yürürlüğe girerse, bugünkü Cumhurbaşkanı hemen devlete el koyacaktır.

    Yürürlük maddeleri açıktır.

    Son olarak çok önemli bir nokta;

    Bunları bir sistem veya rejim değişikliği tartışması olarak görmek mümkün değildir. Çünkü dünyada benzeri yok.

    Bu gidişat, bir kamp ve cephe değiştirme, çağdaş batı demokrasilerinden ayrılma, din devletine kapı açma ve Avrupa Konseyinden çıkarılma planıdır. Adalet Bakanı, bir arzuhalci üslubu ile ifade ediyor.

    Artık sadece Muhafazakârların yönettiği bir ülke olacağız diyor. Hâlbuki muhafazakârlıkla, yobazlık ve bağnazlık arasında dağlar kadar fark vardır.

    Türkiye, bir asırdır yaşadığı büyük siyasi birikiminden, bir uygarlık ve demokrasi cephesinden sinsice çekilmek ve uzaklaştırılmak isteniyor.

    Cumhurbaşkanına verilmek istenilen yetkiler bir kuvvetler birliği düzenidir.

    Bu gidişatla 1949’da kurucusu olduğumuz Avrupa Konseyinin ana sözleşmesine, ek protokollerine, bağlayıcı kurallarına, ulusal üstü hukuka ve kuvvetler ayrılığı bağlayıcı ilkesine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine ve kararlarına veda dönemi kısa bir süre içinde başlayacaktır.

    Milli Merkez, Cumhuriyetin ve ülkemizin bölünmez bütünlüğünü ve demokrasiyi korumak için, özellikle milliyetçi, yurtsever, demokrat ve insan haklarına yürekten bağlı tüm kurum, kuruluş ve yurttaşlarımızı uyarmaya devam edecektir.

    Saygılarımızla arz ederiz.

    Milli Merkez Yönetim Kurulu adına

    Hüsamettin CİNDORUK

    TBMM E. Başkanı – Milli Merkez Başkanı”

  • FEYM GURUBU MESAJI  –  ERMENİ FAALİYETLERİ ( 10 Şubat 2017 )

    FEYM GURUBU MESAJI – ERMENİ FAALİYETLERİ ( 10 Şubat 2017 )

    1.. Middleeastmonitor.com’ da yer alan haberin başlığı : “ Trump’ a darbe, ABD hakimleri Müslümanları hedef alan seyahat yasağını reddediyor.” Haberin Özeti : “ ABD 9 uncu Temyiz Mahkemesi , Trump’ ın ülke güvenliği gerekçesi ile İslam ülkeleri için koyduğu yasağı, güvenliğe yönelik tehdit gerekçesi gösteremediği için, oybirliği ile reddetti…( Not: Korkusuz ABD Hakimlerine bir kere daha bravo diyoruz.., o.t.)
    https://www.middleeastmonitor.com/20170210-in-blow-to-trum…/

    2. Aina.org, Süryani Meselesi’ nin İnsan Hakları Forumunda tartışıldığını bildiriyor. Haberde; Süryani Meselesinin ulusal ve uluslar arası ortamda tanıtılması için bir kampanya açıldı. Kampanyaya katılan kuruluşlar Süryani Üniversal İttifakı ve Süryani Avustralya Ulusal Federasyonu 9 Şubat günü Canberra’ daki Avustralya Ulusal Müzesindeki İnsan Hakları NGO Forumuna katıldı.

    3. News.am’ de yer alan habere göre, İsviçre’nin Erivan Büyükelçisi Lukas Gasser, 10Şubat’ta «Ermenistan-İsviçre ilişkileri» temalı basın toplantısı esnasında verdiği bildiride “”hazır oldukları taktirde Ermenistan ve Türkiye’ye tekrar yardımcı olmaya hazırız” dedi.
    Ermeni-Türk protokollerine ilişkin olarak Büyükelçi Gasser, bunların Türkiye ve Ermenistan tarafından onaylanmadığını kaydederek Ermenistan ve Türkiye’ye her zamankinden daha fazla tekrar yardımcı olmaya hazırız ʺ dedi.

    4. Ermeni Radyosu web sitesi ve Asbarez.com’ da yer alan habere göre , ABD ve Kanada’ daki öğrenciler Ermeni <sözde> soykırımı inkarını sessiz biçimde protesto ediyor. Haberde, 9 Şubat’ ta “ İnkar Lekesi” adlı yıllık sessiz protesto “Bütün- Ermeni Öğrenciler Derneği” nin koordinasyonu ile gerçekleştirildi…
    http://www.armradio.am/…/students-accross-us-canada-stage-…/
    http://asbarez.com/…/all-asa-stain-of-denial-silent-protes…/

    5. Ermenistan Radyosu web sitesinde yer alan habere göre, Rusya’ nın Ermenistan Büyükelçisi Ivan Volynkin ; “ Moskova’ nın Karabağ sorununun çözümü için gayretlerini devam ettirmektedir… Rusya, Güney Kafkasya’ da barış ve istikrarın tekrar tesisini istemektedir.” dedi.
    http://www.armradio.am/…/moscow-to-maintain-efforts-toward…/

    6. Ermenistan Radyosu web sitesinde yer alan habere göre, AGİT Minsk Grup Eş- Başkanları, Ermenistan ve Azerbaycan DİB’ larını Münih’ te yapılacak Güvenlik Konferansı sırasında buluşturmayı öneriyor.
    http://www.armradio.am/…/minsk-group-offers-armenian-azerb…/

    7. Armenpress’ te yer alan habere göre ; Letonya Dışişleri Bakanı Edgars Rinkevics, Dağlık Karabağ anlaşmazlığının uluslar arası hukuka göre çözümüne önem verdiklerini bildirdi…. DİB Rinkevics, 11 – 14 Şubat’ ta Azerbaycan’ a resmi bir ziyarette bulunacak
    http://www.armenpress.am/…/latvia-attaches-importance-to-nk…

    8. Massispost.com’ da yer alan habere göre , Ermeni Amerikan İş Konseyi 18 – 19 Şubat’ ta yapılacak 2017 Los Angeles Seyahat ve Macera Şovunda yer alacak.
    https://massispost.com/…/armenian-american-business-counci…/

    9. Agos Gazetesinde Baskın Oran’ ın “Söke söke dönecekler” başlıklı yazısı yer alıyor. Baskın Oran, 12 Eylül’ de Mülkiye’ den atıldığını ve kendisine yapılan tebligat üzerine ‘Söke söke geri döneceğim!” dediği yazısında özetle şu hususlar yer alıyor; “ ……Dün, Erdoğan rejimi benim artık profesör olmuş asistanlarımı attı. (Tek tesellim, Mülkiyeli bir dekan tarafından değil, Tıp Fakülteli bir rektör tarafından attırılmış olmalarıdır). Söyleyeceğim şudur:
    Erdoğan rejimi sanıyor ki bu hocalar geri dönemeyecek. Söke söke dönecekler……Sebep olanlar, çocuklarının ve torunlarının utançlarına ne yapacaklar, şimdi onu düşünmeye başlasınlar. Yeter ki: Sabır, Metanet, Mücadele. Bunlar rehberimiz olsun. ……”
    http://www.agos.com.tr/…/1…/baskin-oran-soke-soke-donecekler

  • 2017  UYE CERTIFIKLARI  – TURKISH FORUM- DUNYA TURKLERI BIRLIGI

    2017 UYE CERTIFIKLARI – TURKISH FORUM- DUNYA TURKLERI BIRLIGI

    Değerli Turkish Forum Dünya Türkleri Birliğinin Seckin ve Önder Üyeleri

    2017 Senesi için Yönetim Kurulumuzca Onaylanmış Üye sertikaları Hazırlanması başlamışdır. Küçültülmüş örneği aşağıda verilmişdir. Hazırlanan sertifikalar Şubat.2017 ikinci yarısı 2017 Aidatlarını ulaştırmış veya bağış yapmış olan Üyelerimize Değerli Üyemizin bulunduğu bölge veya Ülkeye bağlı olarak Posta yolu ile veya e*mail yolu ile iletlecekdir.

    2017 Yılının herseyden önce Türkiyemize hayırlı ve Ugurlu olmasını ve Sıhhatlı bir ulusun önder kişileri olarak Türkiyemize katkılarımızın eksilmeden devam etmesini 22 Ülkede ve 5 kıtada örgütlemis Turkish Forum Dünya Türkleri Birliği Olarak ve hepizin adına dileriz.

    Yönetim Kurulu

    Turkish Forum, Dünya Türkleri Birliği

    Mektup ile iletisim kurma veya Çek ile Bagış Yeni Adresi

    Turkish Forum, PO Box 1228, Marblehead MA 01945 USA

    On line Web Üzerinden Bağış veya Üye aidatı göndermek içın

    Lütfen Tıklayınız

    <<><><><><><><><<<<><><><><><><><><><><><><><<><><><><><>

    Değerli Turkish Forum Üyeleri ve Değerli Dostlarımız

    Üye Aidatları veya bağışlarınızı BU MESAJIN SONUNDA VERiLMiS BAGIŞ LİNKLERiNi TIKLAYARAK veya sitemizde bize ulaşın bağlantısına giderek ve şahsi çekinizi göndererek (Turkish Forum, PO Box 1228, Marblehead MA 01945 USA) yapabilirsiniz. Projelerimize hayat verecek bağışınızı kırmızı yuvarlak içinde gösterdiğimiz sitemizdeki PayPal bağlantısındanda tek adımda kredi kartınız ile en güvenli şekilde yapabilirsiniz. (https://www.turkishnews.com/bize-ulasin/#tab-1427285466658-3-8 )

    Saygılarımızla

    Turkish Forum

    TURKISH FORUM’A DESTEK VERİNİZ

    Turkish Forum – Dünya Türkleri Birligine bağışlarınız kanunun müsaade ettiği çerçeve içinde vergi mathanızdan düşülebilir.

    .BECOME A SPONSOR TODAY!

    Turkish Forum – Dünya Türkleri Birligi is a non-profit organization.Your donation is tax deductible as allowed by law.

    MAKE A TAX DEDUCTABLE

    DONATION

    Turkish Forum Dünya çapında kurulmuş, üye ve takipçi sayısı 5 milyonu çokdan aşmış Tek sivil toplum kuruluşudur. Turkish forum 22 ülkede ve 5 kıtada örgütlenmişdir ve dünya Çapında Türk federasyonları ve Türkiyenin dost gurupları ile birlikde , elele çalışmaktadır.. Ana gaye Dünya çapında Türk Topluluklarının ve Türkiyenin temel sorunlarının çözümüne yardımcı olmak / destek vermekdir..

    Turkish Forum Eğitimci ve Birleştirici çalışmaları ile Dünya Türk Toplumunun müşterek hareket etmesini ve Türkiye yi her bir yönü ile desteklemeyi gaye edinmişdir .. Turkish Forum Kar gayesi olmayan bir Sivil Toplum Kuruluşudur ve Vergiden muaf olarak çalışmaktadır.Tüm yöneticileri gönüllü olarak ve hiç bir ücret veya masraf almadan çalışmaktadırlar..Turkish Foruma gönderilen Aidat ve bağışlar ise vergi matrahından düşülebilir.

    Sizin Maddi veya manevi destekleriniz olmadan gayeye yonelik projelerimizi gerçekleştirmek imkansızdır. Görev isteyiniz, kitap veya yayınları scan edip gönderiniz . Şayet aidat ödeyen üye değilseniz Üye olunuz.. veya Üye iseniz aidatınızı geciktirmeyiniz Vergi matrahından düşebileceğiniz Yıllık ve yönetimde yer alma imkanını size saüğlıyacak üyelik aidatı $100 dır bu konuda kısa izahat,

    https://www.turkishnews.com/bagislar-ve-uye-aidatlari/

    Asagıdaki daırelerı tıklayarak Uye Aidatinizi odeyebilirsiniz veya Bağıs yapabilirsiniz.


    Bağış Yapın

    TURKISH FORUM YAPILANMASI VE YONETIM KURULUNU TANIMAK için lütfen aşsğıdaki LİNKleri Tıklayınız

    • Üye işlemleri (UYE OLUNUZ)
    • Bize Yazın
    • Reklam Verin
    • Yönetime Ulaşın (Yonetim Listesi)
    • Takip Edin

    Dr. Kayaalp Büyükataman, Başkan-CEO Turkish Forum, Dünya Türkleri Birliği

    Mektup ile iletisim kurma ve Çek ile bagış Amerika Adresi

    Turkish Forum, PO Box 1228, Marblehead MA 01945 USA

    <><><><><><><><><<><><><><><><><><><><<>><

    Notlar : eTurkiyeyizBiz Biz dagitim listesi Turkish Forum – Dünya Türkleri Birliğinin anlık yayın organıdır ve günlük dagıtım yapan web sitesi https://www.turkishnews.com () ile birlikde calışır.. facebook siteleri ve ve Twitter sitesi ise twitter.com/turkishforum olarak seçilmişdir

    Dagıtım ve bilgi iletimi siteleri

    Email Dağıtım Listeleri

    www.turkishnews.com/lists/?p=subscribe&id=3

    eTurkiyeyizBiz-subscribe

    Twitter

    twitter.com/turkishforum

    Facebook

  • Tüm gemileri Yaktılar, Geriye Dönüş Yok Artık…

    Tüm gemileri Yaktılar, Geriye Dönüş Yok Artık…

    Suç… Suç… Suç…

    O kadar birikti ki suçlar…

    Dünyanın tüm adaleti, tüm hukuku birleşse, bir araya gelse, bu suçlara verilecek ceza yeterli gelmez…

    Her gün şehit geliyor…

    Şehitler durmadan geliyor. Anaların, babaların, sevdalıların gözleri yaşlı…

    Onlar bir zamanlar “Bebek katilleri” ile kapı arkalarında gizli gizli pazarlıklar yaparken, PKK, kınalı kuzularımızı vuruyordu… “Vatan sağ olsun” diyorduk…

    Yiğitlerimiz, ülkemizin bölünmesine engel olmak için canlarını veriyorlardı.

    Ne yazık ki şehitler yine gelmeye devam ediyor…

    Bu kez vatan topraklarından değil, yabancı diyarlardan, El Bap’lardan, bilmem nerelerden geliyor…

    Sadece dün 8 şehit geldi. Daha öncekilerle birlikte 64 yiğidimiz kara toprakla buluştu…

    Ne için?

    Kimin için bu canlar feda ediliyor?

    Şimdi bazıları diyecek ki “Türkiye’nin bağımsızlığı için, emperyalizme karşı savaş veriyoruz…”

    Güzel… İyi…

    Türkiye’nin bağımsızlığına  canımız kurban. Ama bu mücadelenin başka bir yolu olmalı… Başka yöntemler bulunmalı…

    Biz diyoruz ki:

    Askerlik çağına gelmiş, 425 bin Suriyeli genç ülkemizde davullar, trampetler, sazlar, cazlar eşliğinde dans edip, kalça kıvırırken ve köpekler gibi çoğalırken, bizim çocuklarımız el kapılarında can vermemeli…

    Yazıktır, günahtır beyler…

    Onların da ocakları, aileleri, sevenleri, sevdalıları var…

    Suçtur bu… Ölüme “Sebebiyet vermektir…”

    Bu suç bile tek başına ağır bir mahkûmiyet nedenidir… Müebbet hapislik nedenidir…

    Öteki suçları saymıyoruz…

    Yolsuzlukları, hırsızlıkları saymıyoruz…

    Gizlenen, yok edilen “Deniz Fener’lerini, bu dava yüzünden açığa alınan savcıları, dolarlarla dolu ayakkabı kutularını, yatak odalarında yakalanan para sayma makinelerini saymıyoruz…

    Şanlı Türk ordusuna kurulan kumpasları, boş yere hapislerde çürütülen ömürleri, boş yere alınan canları, intiharları, Gezi parkında öldürülen gençleri, kozmik odalardaki belge talanlarını, Diyarbakır meydanında PKK’lı sanatçılarla yapılan horonları, kucaklaşmaları, Habur kapısında davulla zurnayla terörist karşılamalarını, bu ülkenin kurtarıcı ve kurucularına söylenen “İki Ayyaş” sözünü, milletin orasına koyacağız diyenlere verilen kredileri, maden ocakları katliamlarını ve şehit babalarının yırtık lastikli ayakkabılarını,  devlet tabelalarından silinen TC’leri, çocuk tecavüzlerini, ömrünü bilime adamış profesörlerin üniversitelerden atılmasını, canlı – cansız bombaları, dört parmaklı Rabia işaretleri ile laikliğin paspas gibi çiğnenmesini, Atatürk heykellerinin kırılmasını, yakılmasını, yıkılmasını, sökülmesini ve nihayet parlamentonun ilgası girişimlerini saymıyoruz…

    Bu suçlar o kadar çok, o kadar çok ki… Ummana sığmaz…

    Hani ozan demiş ya: “Nesini söyleyim canım efendim /  arzuhal eylesem deftere sığmaz / omuzdan kesilmiş kolumuz bizim”

    Bu suçları sıralamaya kalksak kitaplar almaz…

    Suç o kadar çoğaldı ki bu yolun sonu yüce divanlara varır… Onlar da biliyorlar bunu… Geriye dönüşleri kalmadı… Gemiler yakıldı artık…

    Yani…

    Tüm seçimler ya kazanılacak, ya kazanılacak…  Tüm planlar ya gerçekleştirilecek, ya gerçekleştirilecek…

    Bu nedenle her çeşit baskı, her çeşit kısıtlama, gözaltı, tutuklama, yayın yasağı, kısaca zulüm genişleyerek, artarak devam edecektir…

    Kendilerine her çeşit imkân, propaganda, (buna yalan – riya, sahtekârlık da dâhil) serbest olacak, ama muhaliflerine yasak…

    PKK ile yaptıkları müzakereleri, görüşmeleri unutup seni PKK’lı olmakla suçlayacaklar; FETÖ ile kurdukları dostça, kardeşçe ilişkileri, kucaklaşmaları unutup seni FETÖ’cülükle suçlayacaklar…

    Peki, bunlar bizi yıldıracak mı? Korkutacak mı? Sindirecek mi?

    HAYIR… HAYIR… BİN KERE HAYIR…

    Biz ülkemizin kurtuluşu, aydınlığa kavuşması, güzel günlere ulaşması için var gücümüzle, tüm vatanseverliğimizle ateşten gömleği giyeceğiz, mücadelemize devam edeceğiz…

    Ta ki suçluları adaletin güçlü kollarına teslim edene dek…

    DİYORUZ Kİ:

    “Bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekete kurtuluş yoktur…”

  • Rusya neden rahatsız?..

    Rusya neden rahatsız?..

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Amerika’nın yeni Başkanı Trump arasında yapılan telefon görüşmesinden sonra Türk-Amerikan ilişkileri arasındaki gerginliğin, yerini bahar havasına bıraktığını gördük.

    Erdoğan cephesi, görüşmelerin olumlu yansıdığını söylüyor. Trump ile daha iyi anlaşmalara varılabileceği görüşünde. Erdoğan’ın da “Trump ile daha iyi anlaşacağız” dediği ifade ediliyor.

    Trump’un, telefon görüşmesinden sonra CIA Başkanı Mike Pompeo’yu hemen Ankara’ya göndermesi, birici ağızdan sıkıntıların dinlemesi, Türkiye’nin isteklerinin not edilmesi hiç kuşkusuz ileriye dönük iyileşmelerin de ilk adımı olarak değerlendirilmelidir.

    Şimdi şu noktaya dikkat:
    CIA Başkanı’nın Ankara’da bulunduğu sıralarda Rusya’nın Suriye’de El Bab’da Mehmetçiğin bulunduğu binayı vurması, 3 şehit haberi ve ardından gelen “Yanlışlık oldu, baş üzüntülerimizi iletiyoruz” açıklamaları gündemin alt-üst olmasına neden oldu.
    Rusya, bununla da yetinmedi ve hemen yeni bir açıklama daha yaptı ve “PKK ile PYD bizim için terör örgütü olarak listemizde yer almıyor” dedi.

    Putin’in bundan sonra daha nasıl adımlar atacağını tahmşn etmekte zorlanıyoruz. Nedenine gelince: Putin’e güvenmiyoruz. Bu görüşümüzü daha önceki yazılarımızda da detayları ile ortaya koymuştuk.

    Türkiye ile Amerika’nın yakınlaşmaya başladığı bir dönemde bu olay ve açıklama acaba tesadüf olabilir mi? Bize göre “hayır olamaz.”

    Burada Rusya’nın bir rahatsızlığının var olduğunu söyleyebiliriz.
    ABD, Suriye konusunda baştan bu yana “Munbiç’e giremezsin Rakka’ ya İSİD’ le savaşmak için gideceksin, PYD’ ye kesinlikle dokundurtmam” diyor. Rusya: “Suriye’ de benim sayemde bulunuyorsun, PKK – PYD’ de benim kontrolümde “mesajını vermeye çalışıyor.
    “Fırat Kalkanı Harkatı”na Amerika destek vermiyordu. Trump’un son günlerde bı-u operasyona Türkiye için destek vermeye başlaması da Rusya’yı rahatsız etmiş bulunuyor.
    Türkiye şimdi bu ikilem arasında sıkışmış durumda.
    CIA Başkanı’na çok geniş kapsamlı bir brifingin verilediği söyleniyor. Bu brifingde FETÖ terör örgütü lideri Gülen’in Türkiye’ye iade edilmesi, PYD’nin terör örgütü olarak kabul edilmesi ve silah desteğinin kesilmesi gerektiği ifade ediliyor.

    Münbiç’e bir askeri harekât yapılacaksa, Türkiye’nin bunu Amerika ile birlikte yapmaya hazır olduğu, böyle bir operasyonda da PYD’nin yerinin olmaması gerektiğinin altı çiziliyor.
    Türkiye’nin haklı istekleri var. Bu istekler Obama döneminde de bir çok kez gündeme geldi. Dosyalar dolusu bilgi ve belgeler sunuldu. Ancak, bugüne kadar Amerika’dan olumlu yanıt alamadık.

    Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz:
    Türkiye, en büyük müttefiki Amerika ile iyi ilişkilerin sürdürülmesini istiyor. Karşılıklı işbirliğinin yine karşılıklı çıkarların gözetilerek sürdürülmesini doğru atılmış bir adım olarak görüyor.

    CIA Başkanı’na verilen brifingin sonuçlarının beklentisi içine girildi.
    Eğer, Trump olumlu adımlar atar, Obama gibi isteklerimizi görmezden gelmez ise Türkiye’nin bölgedeki tercihi Amerika olacaktır.
    Rusya’nın en büyük sıkıntısı ve rahatsızlığının da bu noktadan kaynaklandığını düşünüyoruz.

    Putin, Suriye ve bölgede şu anda üstünlüğü eline geçirdi. Bunu kaybetmek istemiyor. Bu üstünlükte Türkiye ile olan işbirliğinin de önemi çok büyük. Amerika’nın yeniden bölgede sahneye çıkması Rusya’nın bugünkü çıkarlarını da alt-üst edebilir.
    Bölgede her ülkenin ayrı bir beklentisi ve hesabı bulunuyor. Bu noktada önemli olan Türkiye’nin çıkarlarının gözetilmesi ve sıkıntılarının giderilmesi olmalıdır.

    Trump ve yönetim kadrosunun vereceği kararlar Türkiye için olduğu kadar Rusya için de çok büyük önem taşıyacaktır. Bu konuda yeni Başkan nasıl adımlar atacak bekleyip göreceğiz.

  • Hepsi iki gün içinde oldu… Rus uçakları El Bab’ta Türk askerinin bulunduğu bir binayı vurdu

    Hepsi iki gün içinde oldu… Rus uçakları El Bab’ta Türk askerinin bulunduğu bir binayı vurdu

    Türkiye’de iki gündür baş döndüren gelişmeler yaşınıyor. Erdoğan ile ABD’nin yeni Başkanı Trump arasındaki telefon görüşmesiyle başlayan hareketlilik Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun “Rakka’ya da gireriz” açıklamasıyla devam etti. Bugün ise Suriye’den Türkiye’yi yasa boğan bir haber geldi… Rus uçakları El Bab’ta Türk askerinin bulunduğu bir binayı vurdu, 3 askerimiz şehit oldu. Tüm bu fırtınalı gelişmeler arasında Rusya’nın BM Büyükelçisi Aleksey Borodavkin’in, “Suriye’de Kürtler de, Cenevre’de yapılacak barış görüşmelerine dahil edilmeli” sözleri dikkat çekti.

    Zeynep GÜRCANLI

    Suriye konusunda, başta PYD-YPG’ye verilen destek olmak üzere, Obama yönetimi ile büyük anlaşmazlık yaşayan Türkiye, ABD’nin yeni Başkanı ile “beyaz bir sayfa” açmak üzere ilk adımı attı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump’la, göreve gelmesinin ardından ilk telefon görüşmesini yaptı.

    Gerek Beyaz Saray’dan, gerekse Ankara’dan yapılan açıklamalarda, görüşmenin “iyi geçtiği”, Ankara ile Washington’un el Bab’da ve Rakka operasyonlarında “işbirliği imkanlarını ele aldıkları” duyuruldu.

    Erdoğan-Trump görüşmesinden sadece saatler sonra ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu “El Bab’dan sonra sırada Rakka operasyonu var” diyerek, Mehmetçiğin Rakka’ya gidebileceğinin sinyalini verdi.

    RUS UÇAKLARI KAZAEN EL BAB’DA MEHMETÇİĞİ VURDU

    Çavuşoğlu’nun bu açıklamasının üzerinden 24 saat geçmeden ise, Suriye’den acı haber geldi; Rus uçakları, El Bab yakınlarında Mehmetçiğin içinde olduğu bir binayı vurdu.

    Rusya Lideri Vladimir Putin, olayın “kazaen” gerçekleştiğini söylemek üzere Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı aradı, şehit olan Türk askerleri için “üzüntüsünü bildirdi.”

    RUSYA’DAN KÜRT ÇIKIŞI

    Öte yandan Rus yönetiminden Ankara’yı çok rahatsız edecek bir açıklama geldi. Rusya’nın Cenevre BM ofisi nezdindeki Büyükelçisi Aleksey Borodavkin gazetecilere açıklama yaparak, “Suriye’de Kürtler de, Cenevre’de yapılacak barış görüşmelerine dahil edilmeli” dedi.

    Borovkin, “Suriye’de muhalefet delegasyonuna Moskova, Kahire, Astana ve Hmeymim platformları ile, Riyad grubu ve Astana’da temsil edilen silahlı gruplar dahil edilmeli” dedi.

    Rus Büyükelçi’nin bahsettiği “Hmeymim platformu”, Rusya’nın Suriye’deki Hmeymim üssünde bir araya getirdiği, aralarında Türkiye’nin “bölücü terör örgütü PKK’nın uzantısı” ilan ettiği PYD-YPG’nin de bulunduğu Kürt gruplardan oluşuyor.

  • Askerlik vatan borcu, namustur.

    Askerlik vatan borcu, namustur.

    Cumhur Başkanı Erdoğan,  görkemli Sarayında 36. Kez topladığı muhtarlara başkanlık sistemi için talimat verdi.

    Muhtarlar bundan böyle “evet “oyları için mahallelerinde çalışacaklar.

    Erdoğan sistemin anayasaya ne getirdiklerini kendisine göre öyle güzel anlattı ki Türkiye’de yaşamasam “aman ne güzel, ülkede her şey tıkır, tıkır işleyecek ve bu değişiklik millete ilaç gibi gelecek” diyeceğim.

    Muhtarlar hayranlıkla dinliyorlar.

    Erdoğan “bu anayasa kabul edilirse milletvekili seçilme yaşını 18’e indireceğini söyledi (!)

    Anayasada belirlenen kanunlar gereği “20 yaşını doldurmuş bedenen ve aklen sağlıklı olan her erkek askerlik hizmetini yerine getirmekle yükümlüdür” denmesine rağmen gençlere askerlikten muaflığı vaat etti.

     “Askerlik diyorlar. Bunları tutarsın, askerlikten muaf tutarsın.”Tecil demiyorum bak” dedi.

    Hatırlarsanız Can Dündar ve Erdem GÜL için “AYM’nin verdiği beraat kararına çok kızmıştı.

    Sessiz kalırım ama bu kararı kabul etmek zorunda değilim. Bu karara uymuyorum, saygı da duymuyorum diyerek tepki göstermişti.

    Bu sözleri ile Anayasayı çiğnediğini ilan ediyordu.

    Aslında Erdoğan 10 Ağustos 2014 de halk tarafından seçildiği zaman “Artık ülkede sembolik değil fiili gücü olan bir cumhurbaşkanı var.

    İster kabul etsinler, ister kabul edilmesin.

    Türkiye’nin yönetim sistemi bu anlamda değişilmiştir.

    “Şimdi yapılması gereken, bu fiili durumun Anayasal olarak kesinleştirilmesidir” demişti.

    Oysa hukuk der ki “kanunda tanımlanmayan yetki kullanılamaz ve genişletilemez.”

    Prof Dr. Ersan Şen hiçbir olağan hukuk düzeni koşulunda, bir toplumsal mutabakat metni olan ve yazılı hukuk düzeninde normlar hiyerarşisinin tepesinde olan Anayasa devre dışı bırakılamaz ve etkisizleştirilemez.

    Anayasa; kamu otoritesi dâhil herkesin, tüm hak, hürriyet ve yetkilerinin güvencesidir.

    Kimse dayanağı Anayasa ve Anayasaya uygun kanunlarda olmayan bir yetkiyi kullanamaz.

    Erdoğan başına buyruk her istediğini yapıyor.

    14 senede ne istedi de yapamadı acaba merak ediyorum.

    Saraylarda yaşıyor, yüzlerce koruma ile dolaşıyor.

    Maşallah, Allah ya kulum yürü demiş dünyanın en zenginleri arasına girmeyi de başardı.

    Para, pul, gemi, yat, kat, araba,  makam her şeyi var ama yetmiyor.

    Tek adamlığını meşrulaştırmak, yargılanmamak ve saltanatını sülale boyu sürdürmek istiyor.

    Gelelim askerlikten muaf edilmeye.

    Yasalar şöyle diyor.

    Bedenen askere alınacağı yaş itibariyle gelişmemiş ve yetersizliği açıkça belli olanlar askerlikten muaf tutulur.

    Uzun tedavi gerektiren kanser gibi hastalığı bulunanlar bunu tam teşekküllü devlet hastanesinden aldıkları raporla belgelendirirlerse tedavi süreleri boyunca iyileşene kadar muaf tutulur.

    Askerlik çağı geldiği halde adli soruşturma ve kovuşturması devem eden veya hüküm giymiş mahkûmlar mahkûmiyet süreleri boyunca askerlikten muaf tutulur.

    Kısaca böyle.

    Şimdi sorarım hangi vatansever genç böyle bir şeyi kabul eder?

    Askerlik vatan borcu, namustur.

    Askerler olmasa düşmanla kim savaşacak?

    Zaten emirkomutayı kaldırarak askeri bitirdi.

    Daha ne yapmak istiyor?

    Erdoğan bana kalırsa anayasa yatırımı yapıyor.

    Tıpkı bir takım vergileri 2 aylığına kaldırdığı gibi.

    Yatlardan tamamıyla kalkan vergiler kimlere yarayacak?

    Hangimizin yatı, gemisi var Allahaşkına?

    İnsanın ağrına giden ne biliyormusunuz?

    Daha dün El Bap’a ilerleyen kahraman ordumuzdan acı haber geldi yine.

    IŞİD saldırısı ile 5 evladımız şehit oldu,13 askerimiz yaralandı.

    Yine yüreklerimiz kavruldu.

    Gencecik fidanlarımız neden şehit oluyorlar?

    Çıkara dayalı ve yanlış yürütülen iktidar politikaları yüzünden elbette.

    Umurlarında değil.

    Varsa yoksa başkanlık.

    Bu arada 4 bin 464 memur kamudan çıkartılırken, KHK’ lardan en büyük darbeyi de bilim ve sanat dünyası yemiş oldu.

    Türkiye hızla değiştiriliyor.

    Artık başımızı kumdan çıkartmalıyız.

    Tünay Süer

    10.02.2017

  • Rumların Rusya müdahalesi endişesi … Prof. Dr. Ata ATUN

    Rumların Rusya müdahalesi endişesi … Prof. Dr. Ata ATUN

    Rumların Rusya müdahalesi endişesi

    Geçen hafta Kıbrıs Rum tarafında yaşanan bir olay, Kıbrıs Rum Yönetiminin müdahalesi ve telkinleri ile Kıbrıs Rum basınına kasten yansıtılmadı. Olay ufak tefek boyutlarda, iç sayfalarda önemsiz haberler arasında geçiştirildi, örtüldü.

    Yaşanan olay, Rusya Federasyonunun Lefkoşa Büyükelçisi Stanislaw Osadchiy’in geçen hafta Lefkoşa’nın Rum kesiminde, Rum şahinler tarafından organize edilen “Müzakerelerin bir anlaşma ile sonuçlanmaması” seminerine katılmasıydı. Söz konusu semineri Rum şahinleri olarak anılan aralarında EDEK, DIKO, Vatandaşlar İttifakı, Ekologlar ve Dayanışma Hareketi’nin yer aldığı Rum sağcı partiler organize etmişti.

    Rusya Federasyonunun Lefkoşa Büyükelçisi Stanislaw Osadchiy’in bu seminere katılması, adada çözümü istemeyen Rum siyasi partileri ve seminer organizatörlerini memnun ederken, Kıbrıs Rum Yönetimini pek memnun etmedi, hatta endişelendirdi. Endişeleri de Rusya’nın çözüm müzakerelerine bundan sonra fiilen katılmak istemesi. Kıbrıs Rum Yönetimi yıllardır Rusya’yı bir şekilde müzakerelerin içine çekmeye çalışıyordu ama belli ki günümüzde Türkiye-Rusya yakınlaşması, Rum Yönetimini fena halde korkutmuş. Bu nedenle de Rusya’nın müzakerelerde direkt veya endirekt taraf olmasının kendilerine zarar vereceğini inancındalar ve kesinlikle de istemiyorlar.

    Özellikle AB üyesi ve diğer diplomatların katılmaktan kaçındığı bu seminere Rusya Federasyonunun Lefkoşa Büyükelçisi Stanislaw Osadchiy’in katılması Anastasiadis’i fena halde sinirlendirmiş. Söz konusu “Çözüm karşıtı” bu semineri, Annan Planı Referandumunda “Evet”e karşı bir cephe kuran aynı kişilerin oluşturduğu beş siyasi partinin organize ettiğini çok iyi bilen Anastasiadis, elinden daha fazlası gelemediği için de, Rus Büyükelçinin “seminerin içeriğini yanlış anladım” demesini iyi niyetle karşılamak zorunda kalmış. Zaten Rus Büyükelçiyi “Personna non grata” yani “İstenmeyen kişi” ilan etmeye de asla cesaret edemezdi Anastasiadis, Rusya’nın her zaman ve her koşulda BM Güvenlik Konseyinde desteğine gerek duyduğu için.

    Kıbrıslı Rumlar Hristiyan olmalarını Avrupa Birliği üyesi devletleri yanlarına almak için tepe tepe kullanırken, Ortodoks olmalarını da Rusya’yı yanlarına almak için kullanıyorlar. Zaten bir dönem yoğun bir şekilde Kıbrıs Rum Yönetimi için “Rusya’nın AB içindeki Truva Atı” tabiri kullanılıyordu. Halen de devam ediyor bu tanımlama. Özellikle de AB’nin Rusya’ya karşı yaptırımları olduğu vakit, daha belirgin bir şekilde ortaya çıkıyor Kıbrıs Rum Yönetiminin Rusya’nın AB içindeki eli ayağı ve kuklası olduğu.

    Günümüzde Rusya’nın Avrupa Birliği içinde “Birlik karşıtı” güçleri desteklemesi, Kıbrıs Rum tarafında olduğu gibi, AB’yi de bayağı endişelendiriyor. Özellikle şimdi Kıbrıs Rum tarafındaki endişe, Rusya’nın adada bir çözümü şimdilik istemediği algısından kaynaklanmakta.

    Rum tarafındaki tarafsız ve göbeğinden bir yerlere bağlı olmayan, AB’den para almayan ve Rum hükümetinden bir beklentisi olmayan gazeteci ve köşe yazarları, Anastasiadis’in endişelerini destekler yönde yazılar yazmakta, özellikle de Rus Büyükelçi Osadchiy’i “Çözüm karşıtı güçlerin sevgilisi” olarak tanımlamaktalar.

    İddiaları iki tane.
    Birincisi, Türkiye-Rusya yakınlaşmasının dünyadaki politik dengeleri Rusya lehine bozduğu ve Rusya’nın bundan büyük mutluluk duyduğu. Bu nedenle de Kıbrıs konusunu, ön sıralardan arka sıralara attığı.
    İkincisi de, Kıbrıs’ta varılacak bir anlaşmanın, Yunanistan ile Türkiye’nin arasını düzelteceği ve Doğu Akdeniz’den çıkarılacak doğalgazın Türkiye üzerinden AB’ye gönderileceği nedeni ile Gazprom’un zarara uğrayacağı, Rusya’nın da elindeki güçlü doğalgaz kozunu kaybedeceği.

    Rusya’nın söz konusu “Kıbrıs’ta çözümsüzlük siyasetine” en iyi ve belirgin örneği de, 24 Nisan 2004 tarihinde oylanan Annan Planı Referandumunda, Rusya destekli AKEL’in başından beri sürdürdüğü “Evet” propagandasını oylamadan bir gece evvel, 22 Nisan 2004 Cuma gecesi “Hayır”a dönüştürmesi…

    Prof. Dr. Ata ATUN
    e-mail: [email protected] veya [email protected]

    Facebook: AtaAtun1

    10 Şubat 2017

  • FEYM GURUBU MESAJI  –  ERMENİ FAALİYETLERİ ( 09 Şubat 2017 )

    FEYM GURUBU MESAJI – ERMENİ FAALİYETLERİ ( 09 Şubat 2017 )

    1.. Hurriyetdailynews.com’ da yayımlanan FEYM Gurubu Üyesi Maxime Gauin’ in yazısının başlığı “ Tarihi tartışmalar Yüksek Mahkeme tarafından yasallaştırıldı.” Yazının Özeti :” 23 Yıllık süreç 26 Ocak 2017’ de sona erdi. Fransız Anayasa Mahkemesi o günkü kararı ile (2016-745 DC) “Vatandaşlık ve Eşitlik” Yasasının 224’ Maddesinden 43’ ünün bazılarının tamamını, bazılarının da bir kısmını değiştirdi. Bu değişiklikler özetle : 173 üncü Madde ‘Irkçı, etnik, ulusal ve dini kin ve şiddete yönelik soykırım suçlarının, insanlığa karşı suçların ve savaş suçlarının inkarı, küçültülmesi ve önemsizleştirilmesi nin yasaklanması.’ Bu madde söz konusu olayla ilgili olarak söz hürriyetine karşı ümitsiz ve beceriksiz bir girişim idi. Yüksek Mahkeme, 2012 yılında Boyer önerisini de söz hürriyeti adına ve Parlamentonun tarihi olaylara yasal etiket veremeyeceği gerekçesi ile reddetmişti…Süreç Paris’ te başlamış ve bitmiştir. Yeni dönemin açılması gerekir; Korku ve kin olmaksızın tartışma….” (Not : Demek ki yalnız Berlin’ de değil, Paris’ te, Washington’ da da hakimler varmış. Darısı Ankara’ nın başına. Sayın Gauin, Avim Konferans Salonunda bu konu ile ilgili olarak 14.00 -16.30 arasında İngilizce olarak bir konferans verecektir…,o.t.)
    2. Aina.org’ da Sputnik News’ a atfen yer alan habere göre, Rus Milletvekili Dmitry Sablin’ in “Esad’ ın , silahlı muhalifler ile görüşmeye hazır olduğunu teyit ettiğini’ bildiriyor.
    3. Massispost.com, Azerbaycan ın, Dağlık Karabağ ve Azerbaycan arasındaki temas hattı ile ilgili inceleme yapmak üzere görevli AGİT heyetini sınıra götürmediğini iddia ediyor.
    4. Tert.am’ de yer alan habere göre, Ermenistan’ ın yeni seçim kanunu çerçevesinde seçmenlere ait elektronik kayıtlarının test edileceği bildiriliyor.
    5. Tert.am’ de yer alan habere göre, Ermenistan Savunma Bakanı Vigen Sargsyan Alman Büyükelçisi Matthias Kiesler’ i kabul ederek Ermenistan – Almanya savunma işbirliği, Ermenistan askerlerinin eğitimi ve NATO’ nun Afganistan’ daki misyonuna birlikte katılım konularını görüştüler…
    6. News.am’ de yer alan haberde, Ermenistan Hükümeti’ nin Diaspora için elektronik ders kitapları hazırlama arzusunda olduğu bildiriliyor. Ermenistan Eğitim ve Diaspora bakanlıkları iki aylık bir zaman zarfında Ermeni Diasporası için «Eğitim Destek Projesi» hazırlayacak. İlgili talimat 9 Şubat’ta yapılan Bakanlar Kurulu oturumunda başbakan Karen Karapetyan’ dan ilgili bakanlara verildi….Karapetyan, yurt dışı Ermeni okulları öğretmenlerinin meslek içi hazırlık kursları yanı sıra basılı ve elektronik kitapların hazırlanmasının önemini kaydederek, Ermeni yüksek öğretim kurumlarıyla ve bilim kuruluşlarıyla işbirliği arzusunda olan Diasporalı bilim adamlarını da aktif şekilde desteklemek gerekiyor ʺ dedi. ( Not: Bu girişimden ders almak gerekmez mi?.., o.t)
    7. Ermeni Radyosu web sitesi, Fransa Başkanı Francois Hollande’ ın, Fransa Ermeni Kuruluşları Koordinasyon Konseyi’ nin yıllık akşam yemeğine katıldığını bildiriyor… Fransa Başkanı olarak katıldığı bu son akşam yemeğinde Anayasa Mahkemesinin Vatandaşlık ve Eşitlik kanunu için yapılan önerileri iptal ettiği hususuna değinerek ;’ Geçmişin soykırımlarını inkar etmek bugünün katliamlarına yetki vermektir….Mayıs ayından sonra da sizinle birlikteyim’ dedi…
    8. Armenpress’ te yer alan haberin başlığı : “ François Hollande – Türkiye, Ermeni <sözde> soykırımını tanımaya doğru adım atmalıdır.” Fransa Başkanı Francois Hollande, Fransa Ermeni Kuruluşları Koordinasyon Konseyi’ nin yıllık akşam yemeğine katıldı. Yemekte yaptığı konuşmada şunları söyledi : “ Fransa, Ermeni <sözde> soykırımının tanınmasına yönelik her girişimi desteklemelidir. Türkiye, en sonunda tanımaya doğru adım atmalıdır……. -Bundestag kararına ve Cem Özdemir’ e atıfta bulunarak – Bu konuda Türk devleti ve Türk Halkının arasındaki farklılığı dikkate almak gerekir. Bu konuda Fransa’ nın vazifesi Ermeni <sözde> soykırımının tanınmasına yönelik tanıma girişimlerini, nereden ve kimden gelirse gelsin desteklemektir…
    http://www.armenpress.am/eng/news/878083/turkey-must-move-towards-recognition-of-armenian-genocide-–-says-françois-hollande.html
    9. Ermeni Radyosu web sitesi, 9 – 12 Mart günleri yapılacak Boston Küresel Film Festivali’ nde 2017 yılı Ermeni Film Akademisi Kısa Filmler Ödülü alan ‘Simon’ un Yolu’ adlı Ermeni belgeselinin yer alacağını bildiriyor. Haberde devamla; ‘ 1983 yılından beri Türkiye –Ermenistan sınırı kapalıdır. Sınırın her iki tarafında da birbirleri ile haberleşmek isteyen akrabalar vardır. Bu film, politikanın insanların kaderini nasıl etkilediğini işliyor…
  • YA SAVAŞ YA DA SAVAŞ

    YA SAVAŞ YA DA SAVAŞ

    Dışişleri Bakanı S.Lavrov “Rusya ve ABD diplomatlarının bir mekanizma kapsamında temasları kesintisiz yürüyor.”
    Suriye Devlet Başkanı B.Esad “Son dönemde yaşanan gelişmeler Şam ve Moskova’nın istediği doğrultudadır” diyor.
    ABD’de Cumhuriyetçi Parti ve Demokrat Parti’den bir grup senatör, Başkan D.Trump’ın Rusya’ya yönelik yaptırımları kaldırma kararı alması halinde Kongre’de veto hakkını kullanmada elini kolaylaştıracak bir yasa tasarısı sunmuştur. 
    Bu sırada Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD Başkanı D.Trump ile bir telefon görüşmesi yapıyor…
     
    Bu noktada;
    1- Rusya Dışişleri Bakanı S.Lavrov’un “Batı, Ortadoğu’daki devrimler üzerinden siyasi rejimleri değiştirme girişiminden dolayı bedel ödeyecektir. Dış müdahaleler bölgeyi kaos ve istikrarsızlığa sürükledi. Rejimler çöktü ya da zayıfladı. Uluslararası terör örgütleri nüfuz kazandı ve mülteci sorununa yol açıldı” ifadesi geçerlidir.
     
    2- Bu ifade çatışan tarafların önünde sonunda uluslararası hukukun terazisinden geçeceği, dengenin kurulacağı bir sürece girildiğini gösteriyor. 
    Nitekim ABD Başkanı D.Trump, bir röportajında “Putin bir katil. Siz ne düşünüyorsunuz?” sorusuna, “Putin bir katil de, ülkemiz masum mu?” yanıtı bu sürece işaret sayılıyor.
     
    3- Bu işaret ABD eski Başkanı Obama yönetiminin Suriye ve Irak savaşını Amerikan halkına bir insani müdahale olarak satma girişimlerinin bütünüyle yanlış ve başarısız olduğunun teyidi anlamına geliyor.
     
    4- Öyleyse ilerleyen süreçte dünyanın bir kez daha böyle bir katliam, saldırı ve yağma ile karşılaşmaması için savaş suçları işleyenlerin paylarını üstlenmeleri, suçların esaslı bir biçimde kategorize edilmesi, bu sistematik hukukun BM’de yeni bir dünya statüsüne yol açmasının zamanına yaklaşılıyor…
     
    5- Hem ABD hem Rusya’nın bakış açısıyla fail Türkiye değildir.
    Fail olarak, aynı zamanda bir günah keçisi olan küresel cihatçı hareketi örgütleyen, İslamcı Siyaset İdeolojisinin lideri R.T. Erdoğan’ın adı öne çıkıyor.
    Bir zamandır, O’nun tıpkı Mısırlı M.Mursi ve Türkiye’de dini lider Fethullah Gülen gibi tasfiye edilmesi gerekir düşüncesi almış başını gidiyor.
    Ne ki, F.Gülen ve devasa örgütünün tasfiyesinde yaşanan büyük sarsıntının, bu kez devleti her noktasında Gülen’den teslim alan Erdoğan’ın tasfiyesi halinde nasıl da büyük sarsıntılara yol açacağı düşüncesi beyinleri zorluyor…
    Ama İslamcı Cihad ideolojisinin ve yarattığı terörün alt edilmesinin başka bir çözümü de bulunmuyor…
     
    6- Ama Erdoğan; ABD’nin Esad’a karşı İslamcı isyanı destekleme stratejisinin yenilgiye gittiği: Batılıların kendi stratejik çıkarları peşinde aralarındaki rekabeti derinleştirdiği: ABD’nin YPG-PYD terör örgütlerine destek verdiği gibi bahanelere tutunmuştur.
    Aslında ABD’nin kendisine hukukun terazisini hazırladığına inanıyor.
     
     
    7-O yüzden Erdoğan stratejisini savaşta kazanan tarafın tüm başarıların sahibi olacağı bir konuma kurmuştur.
    Rusya, İran ve Suriye Ordusu’yla birlikte Doğu Halep’in özgürleştirilmesi ardından Suriye’nin müzakere edilmesinin yolunun açılmasında etkin olmuştur.
     
    8-  Erdoğan bu durumu “Türkiye savunma durumunu terk edip hücum pozisyonuna geçmiştir. Suriye operasyonlarımızda buna başladık. Terör örgütleriyle mücadelemizi artık bu anlayışta yürütüyoruz. Irak’taki gelişmelere aynı yaklaşımla müdahil olacağız” ifadesiyle açıklıyor. 
     
    9- Bugün AB; ister istemez bu sahneye bağlanmıştır ama NATO; üyesi Türkiye ile Batının ideallerini ayaklar altına alan Erdoğan arasında gereken ayrımı da yapmıştır.
    Erdoğan hem NATO’nun demokrasi savunucusu olarak sunulmaya devam edilebilmesi, hem de Washington’a meydan okuyan hiçbir liderin cezasız kalmaması için artık açık hedeftir. 
     
    10- Rusya ise Türkiye ile NATO’yu ayrıştırma çabasına yönelmiştir.
    Bu suretle Türkiye; ya NATO’da kalarak sadece Suriye’de değil ama dünyanın her yerinde cihatçıları desteklemeye devam edeceği,
    Ya da NATO, Türkiye ile arasına mesafe korken, bu durumda ABD ve Rusya nerede olurlarsa olsunlar cihadçılarla birlikte etkili bir şekilde mücadele etmek için ittifak yapacakları bir pozisyon oluşmuştur.
     
    11-Üstelik R.T.Erdoğan, “Suriye’de ABD’ye suçüstü yapabilecek tek kişi Erdoğan’dır” biçiminde düşünen Rusya’nın tuzağına düşmüş;
    Ne İsa’ya ne Musa’ya yaranamaz bir aralığa hapsolmuştur.
     
    12- Yine de silahlı muhalif güçler; Rusya, İran ve Türkiye’nin arabuluculuğunda Astana’da,
    Suriye krizinde askeri çözümün imkansız olduğunda mutabık kalmış,
    Birlikte “Suriye Cumhuriyeti’nin egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne” bağlılıklarını ilan ederek,
    Ateşkese uyulmasını sağlamak, provokasyonları önlemek ve ateşkesin işleme kurallarını saptamak üzere bir mekanizmayı oluşturmuşlardır.
     
    13-  Fakat Türkiye, hele son zamanda Rusya ile birlikte Suriye’nin kuzeyindeki El Bab kasabası çevresindeki alanda, IŞİD’e karşı ortak hava saldırıları gerçekleştirmekte,
    Ama NATO üyesi Türkiye’nin Rusya ile eşi görülmemiş ortak harekatı, Washington’la arasında şiddetli gerilimi daha da yükseltmeye neden olmaktadır! 
     
    14- Bugün Suriye Ordusu, Suriye’nin kuzeyini doğu bölgesiyle birleştiren stratejik öneme sahip yolun güvenliği sağlamış,
    Türkiye ordusu ve Suriyeli muhalif grupların oluşturduğu Fırat Kalkanı güçleri de El Bab’ın kuzeyinden IŞİD’i tamamen çembere almış bulunuyorlar.
    Öyle ki, Türk ve Suriye ordularının yüzyüze gelmeleri artık işten bile sayılmıyor…
     
    *
    Bu çerçevede Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı D.Trump ile telefon görüşmesinde;
    Kamuoyuna yansıdığı kadarıyla Müttefiklik ve yakın işbirliği: Terörden arındırılmış güvenli bölge: F.Gülen’in iadesi:Mülteci krizi: Mümbic ve Rakka operasyonları, İslamcı terör ve PKK terörüyle mücadele: PKK-PYD’ye destek verilmemesi başlıkları üzerinden şöyle bir  geçiliyor.
    Henüz hiçbir konuda net uzlaşı görülmüyor.
     
    *
    Ama görüşmenin ardından,bugün CIA Başkanı M.Pompeo Türkiye’dedir.
    ABD,Türkiye ile ilişkisinde görülmemiş bir yöntem deniyor:
    İlk kez bunca önemli konular bir istihbaratçının Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesi üzerinden kuruluyor…
     
    *
    Tarafların “Terörden arındırılmış güvenli bölge”den ne kastettikleri belli değildir.
    Çünkü iki tarafta terörizmle mücadelede farklı tanımlamalara sahiptir.
    Mesela ABD, İslamcı Cihad terörünün sona erdirilmesi için terörün siyasi ideolojisi odaklarının da mutlaka tasfiye edilmesi gereğini düşünüyor.
     
    *
    Öyleyse Cumhurbaşkanı Erdoğan da, Fırat Kalkanı operasyonuyla bilhassa El Bab’ta Suriye Ordusu ile karşı-karşıya gelirken; 
    Bu durumu bir savaş tehditi olarak sunuyor.
    Bu noktada Rusya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin yürüttüğü Fırat Kalkanı operasyonuna ilişkin pozisyonunun değişmediğini, operasyonun Şam yönetiminin onayıyla düzenlenmesi gerektiğini,
    Türkiye’nin şu anda Suriye’nin kuzeyinde tampon bölge kurmayacağını düşündüklerini açıklıyor… 
     
    *
    Erdoğan’ın ise giderek Suriye Kürtleri ile F.Gülen’in Türkiye’ye  iadesi konularında Kürtler ile F.Gülen’in trampası düşüncesine kaydığı düşünülüyor.
    Bu düşüncenin taraf bulması halinde, Erdoğan’ın mütemadiyen yaptığı gibi bütün suçların gömleğini Gülen ve taraftarlarına giydireceği,
    Bu aklanma ile beraber Türkiye’nin ABD, Batı ile müttefiklik ve yakın iş birliğini yürüteceği bir senaryodan bahsediliyor.
    Üstelik FETÖ ile NATO arasındaki ilişkinin ne olduğunu da belgeli bir şekilde ortaya konulabilecek, Türkiye NATO ittifakında yeniden güvenirlik kazanacaktır.
     
    *
    Türkiye; Erdoğan ve ABD’nin getirdiği seçeneklerle özel bir durum yaşıyor.
    Özel durumu “Ya Savaş, ya da Savaş” alternatifi oluşturuyor.
    Ya İslamcı Cihad’ın Siyasi İdeoloji odağı bir savaşa eşdeğer tahribatın ardından imha edilecek ya da Türkiye savaşacaktır…
    CIA Başkanı bunları görüşüyordur…
     
     
    10.2.2017
  • “Türkiye bölünürse İslam dünyası da bölünür…”

    “Türkiye bölünürse İslam dünyası da bölünür…”

    Türk dostu, Azerbaycan Parlamentosu Milletvekili ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) üyesi Ganire Paşayeva ile ilgili bu köşede çok yazdık. Paşayeva, “Türkiye karşıtı harekette bulunan bizi de karşısında bulur. Yıllardır Türkiye üzerinde bölmeye yönelik oynanmak istenilen oyunları üzüntü ile izliyoruz. Şurası unutulmasın, Türkiye bölünürse İslam dünyası da bölünür” diyerek hep Türkiye-Azerbaycan dostluğu ve güçlerin bütünlüğü için yıllardır çaba gösterdiğni bir kez daha ortaya koydu. Paşayeva, zamanının büyük bir bölümünü de Türkiye’deki çalışmalarına ayırıyor.

    Paşayeva’yı Türkiye’de hemen hemen tanımayan kalmadı.
    Birçok etkinlikte birlikte olduğumuz zamanlar da Ganire Paşayeva ile genelde Türkiye-Azerbaycan ilişkileri konusunda görüşmelerimiz oldu. “Türkiye’yi doğup büyüdüğüm ata toprağım olarak görüyorum” diyerek Türkiye sevgisini de her daim ortaya koydu. Türkiye hayranlığını, Türk sevgisini ülkesinin dışına da başarı ile taşıyor.
    Açıkça ifade edelim, biz Ganire Paşayeva ile ilgili bir şey yazdığımızda müthiş bir keyif almaktayız. Kendisi, nasıl ki Türkiye’yi ata toprağı olarak görüyor, bu topraklarda yaşayan her Türk’ü kan bağı olan kardeşi olarak görüyorsa biz de kendisini içimizden biri olarak görüyoruz.

    Paşayeva, geçenlerde yine Türkiye’deydi ve katıldığı bir toplantıda konuşmacı olarak bulundu. Azerbaycan-Türkiye ilişkileri ve bölgedeki gelişmeleri değerlendiren Paşayeva “Ben de her zaman şunu söylerim; Türkiye’nin parmağına atılan taş bizim başımıza değer. Dolayısıyla ister içeride ister dışarıda kim Türkiye karşıtı bir harekette bulunursa bizi karşısında bulur” diyerek her zamanki duruşunu sergiledi.

    Paşayeva,değerlendirme konuşmasında bakınız neler diyor,kendisini dinleyelim:
    “Maalesef bugünlerde Türkiye’nin güçlenmesini istemeyen, Türkiye’yi zayıflatmaya çalışan bir takım dış güçler Türkiye’nin kalkınıp büyümesi yerine bölünüp parçalanmasını arzu ediyorlar. Avrupa ve Amerika’da bulunan bu dış güçlerin yüzde 90’ı Türkiye’nin güçlenmesini istemiyor. Çünkü yönetebildikleri bir Türkiye istiyorlar. Bunu başaramadıkları için şimdi bu güçler birlik olmuş hep beraber bölmeye, parçalamaya çalışıyorlar. Türk devletleri olarak dışarıdaki Türk toplumlarını yani Türk diasporasını da içine alan bir birlik oluşturmak zorundayız. Eğer bir takım güçler hedefe Türkiye’yi koymuşsa biz dünyanın her tarafındaki Türk toplulukları olarak Türkiye’nin yanında durmak, Türkiye’yi desteklemek ve korumak zorundayız ve Türk birliğini bozmaya, parçalamaya çalışan bu güçlere gücümüzü göstermek zorundayız. Nasıl İstiklal Savaşı’nda Çanakkale’de birlik olduk ve bizi yenemediyseler, yine aynı ruhla birlik olacağız ve yine yenemeyecekler. Şunu çok açık bir şekilde gittiğim her yerde söylüyorum. Türkiye bölünürse İslam dünyası da bölünür. Türkiye’nin gücü İslam dünyasının da gücüdür. İslam dünyasındaki ülkeler de artık bunu anlamak ve ona göre bu dış güçlere karşı durmak ve Türkiye’yi korumak zorundadır.”

    Uçak krizinden sonra Türkiye ile Rusya Arasındaki ilişkileri değerlendiren Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeve, bu konuda da şunları söylüyor:
    “Türkiye – Rusya ilişkilerinin yolunda gitmesi bölgenin yararınadır. İki ülke arasındaki gerginlik hem bölge için hem de her iki ülkenin çıkarları açısından da çok tehlikeli. Ayrıca Türkiye-Rusya ilişkilerinin yolunda gitmesi Kafkasya için de çok önemli. Özellikle Türkiye ile Rusya ilişkilerinin yeniden normalleşmesi Suriye açısından oldukça önemli bir adım oldu. Çünkü iki ülke, Suriye’deki krizi çözmek için önemli karar vericiler. Biz biliyoruz ki Suriye’de çok sayıda oyuncu ve bu oyuncuların bu ülkede yapmak istedikleri projeler var ama umuyorum ki Türkiye- Rusya arasındaki bu normalleşme bir an önce Suriye’de barışın gelmesini sağlar.”

  • VARLIK FONU NEDIR? … : Bartu Soral röportajı

    VARLIK FONU NEDIR? … : Bartu Soral röportajı

    Kurulan VARLIK FONU nun mahiyeti, tarifi, kapsamı, yönetimi… gibi konularda hepimiz bilgi sahibiyiz, amacını da biliyoruz. Sözkonusu olan kamu kurumları hepimizin varlıkları ve endişeliyiz. Konunun önemini sadece aramızda değil, halkın tüm katmanlarıyla paylaşmalıyız. Her katman için farklı diller kullanmazsak anlatamayız.

    Halkın bir kısmı, en azından bankaya gitmiş, bankalarla çalışmış olanları aşağıdaki iletişimden anlayacaktır :

    Bankaya kredi almaya gittiğinde, işin var, gelirin var, kredi ratingin iyiyse imzayı attırır krediyi verirler. Gelirin ve kredi ratingin düşüşte ise senden ipotek isterler. Evini ipotek etmeden krediyi vermezler.

    Devletler de paraya ihtiyaçları olduğunda kredi almak için uluslararası bankalara başvururlar. Normal durumda bu Bankalar, istenen kredileri T.C. Devletine güvenerek teminat vs. istemeksizin verirler. Ancak ekonomisi kötü olan, yönetim sorunları olan ve geri ödemesinde sorun sezilen ülkelere kredi vermez veya vermek için ilave teminatlar ister.

    Varlık fonu, devlete dışarıdan para lazım olduğunda varlıklarını toplu halde rehin ederek borç para alabilmesi için teşkil edilmiş bir fondur.

    Hükümet, kısa bir süre sonra “ T.C hazine garantisi ” vererek borçlanamayacağını düşünmekte ve gerekirse varlıklarını ipotek vererek tefeciden borçlanabilme imkanını yaratmaya çalışmaktadır.

    Bir gün bütün bu kamu şirketleri ve gayrımenkulleri borçlarımızı ödemeye yetmeyebilir ve başka kutsal varlıklarımızın da bu pakete konularak rehin edilmesi gündeme gelebilir..

    işte bizi korkutan ve endişelendiren budur.

    MNK

  • Kiliselere siyaset yasağı kalkıyor

    Kiliselere siyaset yasağı kalkıyor

    Trump ‘Dünya Düzeni’ni tekrar kuracağını, kiliselerin ve diğer kar amaclı olmayan vakıf ve kurumların siyaset yapmalarını yasaklayan düzenlemeyi kaldıracağını açıkladı.

    Trump düzenlemeyi nasıl ve ne zaman yapacağını açıklamadı.

  • Hayır’ın 41 Sebebi

    Hayır’ın 41 Sebebi

    Gazeteci Çiğdem Toker referandumda Hayır oyu vermenin 41 sebebini açıklamış

    SİYASET

    ♦Olağanüstü Hal koşullarında referandum yapmak yanlış olduğu için.
    Özgürlüğün olmadığı ortamda seçme özgürlüğünden söz edilemeyeceği için.
    ♦“Hayır” diyecekler, korkutma ve yıldırmayla hizaya getirilmek istendiğiiçin.
    Anayasa değişikliği TBMM’de vekillere angarya yaptırılarak geçirildiği için.
    ♦Gizliliği anayasa kuralı olan oylama göstere göstere yapılıp, uyarılarkabalıkla, meydan okumayla karşılandığı için.
    6 milyon oyu temsil eden bir siyasi partinin, HDP milletvekillerinin tutuksuz yargılanması mümkünken, tutuklu yargılanmaları demokrasiye uygun olmadığı için.
    ♦Üç çocuktan sezaryene, kürtajdan evde çocuk bakımına kadar toplumsal hayatın gericileştirilmesine dönük hamleler aile kutsallığı makyajı altında kadınların üzerinden tasarlandığı için.
    Başkanlığı savunan hiç kimse şu basit soruya ikna edici cevap veremediği için:
    “15 yıl boyunca ne isteyip yapamadınız?”

    ÇOCUKLAR VE EĞİTİM

    ♦Milli Eğitim Bakanlığı, Atatürk’ü müfredattan çıkarmayı planladığı için.
    Evrim teorisi müfredattan kaldırılıp bilimsel ve laik eğitim reddedildiği için.
    ♦Türkiye’nin adını dünyanın her köşesinde temsil etmesi gurura vesileolması gerekirken Fazıl Say adı eğitim müfredatından çıkarıldığı için.
    Cezaevlerinde devlete emanet çocuklar dövülerek öldürüldüğü için.
    ♦Kız çocuklarının okulda başörtü örtmesini mümkün kılan kurallar Bakanlar Kurulu kararıyla değiştirildiği ve dinsel saiklerle yapılan bu değişiklik özgürlük olarak sunulduğu için.
    Aladağ’da yanarak ölen 11 kız çocuğunun mahkûm edildiği derme çatma yurtlar yerine, inşaat teknolojisi, bütçesi, uygar mimarisiyle pırıl pırıl devlet yurtları yapmak pekâlâ mümkünken bu temel ihtiyaç, tarikatlara taşere edildiği için.

    HUKUK

    ♦15 Temmuz darbe girişimini planlayan darbecilerle mücadele etmek ve olası tehditleri ortadan kaldırmak amacıyla ilan edilen OHAL rejimikalıcılaştırıldığı için.
    OHAL, iktidarı eleştiren kesimler üzerinde tasfiye aracına dönüştürüldüğü için
    ♦OHAL kararnameleriyle, OHAL ile hiç ilgisi bulunmayan onlarca yasa ve yaşam alanı yeniden düzenlendiği için.
    OHAL KHK’leriyle avukat hakları, dolayısıyla savunma hakkına büyük kısıtlamalar getirildiği için.
    ♦Fotoğrafları rahatlıkla servis edilen gözaltında işkence meşrulaştırıldığıiçin.
    Gazetemizden 98 günü 10 arkadaşımız, 37 günü de bir arkadaşımız olmak üzere toplam 11 arkadaşımız haber, manşet, yayın politikası gibi nedenlere dayalı sorular dışında bir maddi delil olmaksızın tutuklu olduğu için. 11 arkadaşımızla ilgili iddianame hâlâ hazırlanıp doğal hâkim önüne çıkarılmadıkları için.
    ♦Kadın cinayetlerinin sıradanlaşması ile toplumu “evdeki kadın” “annekadın” üzerinden yeniden inşa politikası arasında politik bağ olduğu için.
    Yasadışı yeraltı faaliyetleriyle bilinen tanınmış bir isim “hayır” diyecekleri videoyla tehdit etme cesaretini bulabildiği için.
    ♦Suçu ve cezası sabit uluslararası üne sahip bir katilin kanbağı olmayan kişilere cezaevi ziyareti mümkünken, haberlerinden başka delil sunulamayan cezaevindeki gazetecilere meslek örgütü ziyaretiyapılamadığı için.
    Roboski’de 34 çocuğun terörist sanılarak savaş uçaklarının bombardımanıyla parçalandığı davada adalet sağlanamadığı için.

    EKONOMİ

    ♦Bugün itibarıyla vatandaşların kullanılabilir gelirinin yarısından fazlasıborca gittiği için.
    Büyük altyapı projelerine döviz kuru üzerinden garanti verildiği halde, “Devletin cebinden bir kuruş çıkmadı” denildiği için.
    ♦Şehir hastanelerinde devlet her bir hastane için, hastaneyi yapanşirketlere 25 yıl kiracı olmayı kabul ettiği, yatak garantisi verdiği ve toplamda ne ödeyeceğini açıklamayıp bunu ucuz bir yol gibi sunduğu için.
    Köprü ve tünel projelerinde araç geçişi, havalimanında 10-15 yıl sürelerle yolcu garantileri verildiği için.
    ♦Bu yolla, Türk Lirası üzerinden hazırlanan milli bütçelere, peşin peşinmüteahhit şirket paraları ayrıldığı için.
     Az sayıda şirket iktidar aktörü haline getirildiği için.
    ♦Çocuklarımızın geleceği, şirket çıkarlarına rehin edildiği için.
    Cerattepe’de olduğu gibi Çevresel Etki Değerlendirme raporları, çiğnenip geçilen birer formaliteye dönüştüğü ve doğal zenginliklerin talanına engel olmaktan çıkarıldığı için.
    ♦Sadece ocak ayında 161 iş cinayeti yaşandığı için.
    Kamunun dövizli alacaklarında döviz kuru sabitlenerek, iktidar eliyle kamu zararı yaratıldığı ve şirketlere servet transferi yapıldığı için.
    ♦Kamu kurumlarına TL’ye dön baskısı yapıldığı halde, davetli kamuihaleleri hâlâ döviz üzerinden bağlandığı için.

    İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

    ♦İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve anayasada yer verilen “herkesin düşüncelerini anlatma ve açıklama özgürlüğü vardır” ilkesi hemen her alanda ağır biçimde rafa kaldırıldığı için.
    Yüz binlerce üyeyi temsil eden Kamu- Sen Başkanı, “hayır” vereceğini açıkladıktan sonra saldırıya uğradığı için.
    ♦15 Temmuz darbe girişimi ardından, etkili soruşturmalar yapılmaksızınkararnamelerle kapatılan medya kuruluşunun ardından 2300 medya çalışanı işini kaybettiği, 131 gazetecinin 2017 yılına cezaevinde girmesi umut vermediği için.
    Akademisyenler, bir daha geri dönmemek üzere ve özlük hakları da kaybettirilerek ihraç edildiği için.
    ♦Hâkim ve yargıçların maddi delil gösterilmeksizin bir gecede ihraçedilmesi hukuka güveni sarstığı için.
    OHAL KHK’leriyle ağır baskı altına alınan sanat, milli ve milli olmayan diye bölündüğü için.

  • AKP’lilerin yaydığı metin

    AKP’lilerin yaydığı metin

    Anlamıyormusunuz ;

    Bu referandum değil, Bu yıllardır bu ülkenin kaymağını yiyenlerle son karşılaşmanız…

    Bu referandum değil, Üniversite kapılarında bacılarınızın başındaki örtüyü çekip indirenlerle, Onları yerlerde sürükleyenlerle son karşılaşmanız…

    Bu referandum değil, Seçtiğiniz başbakanları indirip ASAN darbecilerle son karşılaşmanız…

    Bu referandum değil, “İsterlerse %90 oy alsınlar, Bu ülkede ASIL biziz, bizim dediğimiz olur” diyenlerle son karşılaşmanız…

    Bu referandum değil, 15 Temmuz gecesi TANKLARIN önüne dikilip, vatan için canını veren YİĞİTLERLE, Bağdat caddesinde Darbecileri-Tankları ISLIK ve ALKIŞLARLA karşılayanların karşılaşması…

    Bu referandum değil, 10yılda bir darbe yapıp, halkın seçtiği iktidarı yıkan, Koalisyonlarla ülkeyi soyan Amerikan çocuklarıyla Anadolu çocuklarının son karşılaşması…

    Bu referandum değil, Yıllardır bize Koyun, Baldırı çıplak, Dağdaki Çoban, Bidon kafa, Cahil, Köylü, Bilmez, diye aşağılayan NAMUSSUZLARLA son karşılaşmamız…

    Bu referandum değil, Mazlumların ümidi, İslamın hizmetkarı Türkiye’nin 90 yıllık aradan sonra yenidien dirilişinin oylanması… Biz daha Boğazlarından geçen gemileri bile durdurup denetleyemeyen bir ülkeyiz. Ne diyordu gazeteci Ergün Diler “İlk kez ülkemizi geri almak için bu kadar yaklaştık.” Bu 90 yıl sonraki ilk dönüm noktamız, Ya sandıkları patlatıp Osmanlının torunları olarak masaya yumruğumuzu vurup sahaya inecez, Yada bir 90 yıl daha sürünmeye devam edecez…

    Ne diyorlar ya bir MANYAK gelirse, Mecliste kendilerinin seçtikleri akıllı, Ama halkın %51’nin seçtiği MANYAK oluyor. Daha düne kadar “TÜRK MİLLETİ ZEKİDİR.” diye Atatürkün sözünü tabela yapıp duvarlara asanlar, İşlerine gelmeyince Halk cahildir, gider bir manyağı seçer demek istiyorlar. Bu halk sizi cebinden çıkarır…

    “Başörtülü okumak isteyen Arabistana gitsin” diyen bir cumhurbaşkanını halk mı getirdi? hayır Siz getirdiniz.

    250 tane PKK ve DHKP-C’li teröristi affeden cumhurbaşkanını Halk mı getirdi? Hayır siz getirdiniz.

    Müthiş bir algı operasyonu yapılıyor ve benim saf kardeşlerim bu şeytanların tuzağına düşüyor. Ne diyorlar, Başkan öldü yardımcısı bir manyak olursa. Şu an başkanlık sistemi olsaydı, Yardımcıları , Devlet Bahçeli, Binali Yıldırım, Süleyman Soylu olurdu. Hepside vatanı için canını veren insanlar…

    Ne diyorlar, Başkanlık gelirse ülke bölünür diyorlar. O zaman PKK neden hayır diyor? Türkiyeyi düşündükleri için mi? 40 bin insanımızı öldürenler, Hergün bombalı araçlarla saldıranlar kim? 6 ay Diyarbakır SUR’da Ezanı Muhammediyeyi susturanlar kim? Camileri yakanlar kim? Kuranı Kerim’in yaprakları arasına bomba düzeneği kuran alçaklar kim? PKK’lılar değil mi? Ne diyordu İmamı Şafi hazretleri, “Fitne zamanı, düşman oklarını takip edin, o sizi Hakka götürür.”

    Bugün CHP, HDP, FETÖ, PKK, YPG, AB, ABD, Almanya hepsi “HAYIR” diyor. İşte şimdi Ya bunların safındasınız? Yada Abdülhamitin varisinin.

    Mesele bu kadar net. Daha ne diyeyim… Uyanık olun, tezgaha gelmeyin… Yıllardır bizi sömürdüler, Artık yeter… Bu sefer bunlara Osmanlı tokadını indirelim…