Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Yusuf Hacısüleyman, erken rezervasyonların bazen çok erken, bazen son günlere sıkışabildiğini, bu nedenle şu an için kesin bir artış ya da azalış öngörmek için erken olduğunu belirterek, ”2026’da 17 milyonu yakalarız diye düşünüyorum. Üstünün olması hepimizi mutlu eder” dedi.
Bir yandan ülkemize beklediğimiz 17 milyon turist, öte yandan morallerin yükseltilmesi çalışmaları turizmin yön değişmesi için yeterli olabilir.
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Yusuf Hacısüleyman, erken rezervasyonların bazen çok erken, bazen son günlere sıkışabildiğini, bu nedenle şu an için kesin bir artış ya da azalış öngörmek için erken olduğunu belirterek, ”2026’da 17 milyonu yakalarız diye düşünüyorum. Üstünün olması hepimizi mutlu eder” dedi.
Hacısüleyman, ATSO Yönetim Kurulu Üyeleri Hakan Pakalın, Hatice Öz ve Murat Totoş, Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) Antalya Şubesi üyelerini konuk etti. Hacısüleyman, Antalya’nın mevcut ekonomik durumu, 2025 değerlendirmesi, 2026 beklentileri, küresel ve jeopolitik riskler, Expo alanı, yabancı sermaye yapısı, 2050 vizyon çalışmaları, ATSO’nun bu yıl yapılacak seçimleri ve adaylığı ile ilgi konuştu.
“Antalya’nın turizm, tarım ve sanayiden 37 milyar dolara yakın katkısı var”
Antalya ekonomisinin genel fotoğrafını paylaşan Hacısüleyman, kentin ihracatta öncelikle bir “hizmet ihracatı” kenti olduğunu vurguladı.
Kişi başı turizm gelirinin 972 dolar olduğunu belirten Hacısüleyman, hesabı-kitabı yaptı:
“2025 verileri çıkmadı ama 2024 verileriyle hareket edersek, bu verilerin çıkması biraz süre alıyor. Ama kişi başı turizm gelirini 972 dolar olarak aldığımızda 17 milyon civarında diye de rakamı belirtelim. Bunun 16 milyon kısmı yabancı ziyaretçi, geri kalan kısmı da vatandaş ziyaretçi dediğimiz, yurt dışında yaşayanların geldiği bir kesimden elde ettiğimiz paranın kabataslak 17 milyar dolar olacağını hesaplayabiliyoruz.”
Tarım ve sanayi kaynaklı ihracat gelirleriyle birlikte Antalya’nın Türkiye ekonomisine toplam katkısının 20 milyar dolar civarına ulaştığını ifade eden Hacısüleyman, “Tarım ve sanayi kısmından gelen ihracat gelirlerimizde 20 milyar dolar civarında Antalya’nın katkısı var ülkemize. Biz bu rakamlarla şehir olarak 6’ncı büyük ekonomi sayılıyoruz” diye konuştu.
“Turizm kenti olmamızdan dolayı enflasyonumuz daha yüksek olabilir”
Antalya’da kent enflasyonunu yerel düzeyde hesaplayacak bir sistemlerinin olmadığını ancak turizm kenti olmanın etkisiyle fiyat artışlarının Türkiye ortalamasının üzerinde hissedilebildiğini vurgulayan Hacısüleyman, sözlerini bitirdi:
“Turizm kenti olmamızdan dolayı enflasyonumuz daha yüksek olabilir. Çünkü talep oluştuğu zaman fiyat artışları mümkün. Turizmde de bunu görüyoruz. Eskiden ‘Türkiye’nin ucuz ülke olması’ ifadesini hiç sevmiyorduk. Aslında oradaki ucuzluk ülkenin ucuz olması değil, tatil yapma yeri olarak ekonomik olması anlamına geliyordu. Fakat artan maliyetlerle baktık ki turizmde de yavaş yavaş fiyatlarımız Avrupa standartlarındaki tatil yerleriyle eşitlenmeye başladı. Bu da çok kazandığımızdan dolayı değil, maliyet artışlarının yüksekliğinden dolayı meydana geldi. Mecburen fiyatlarımızı artırmak zorunda kaldık. 2024’te gelen sayı ile 2025’te gelen sayı birbirine eşitleyebileceğimiz kadar, çok küçük bir fark var. Bunu rekor olarak ifade edenler var ama biz öyle düşünmüyoruz. Sonuçta 60-70 bin kişinin bir fark olması çok da önemli değil. 2 yıl üst üste bir yerde kalmış olmamız bizi 2026’da çok da mutlu etmiyor. 2026’da beklentimiz aynı sayıları yakalamak yönünde. Bizim için özellikle seyahatlerde moral bulmak için aslında o seyahati yapıyorsun veya bir tatile çıkıyorsun. Bu kadar süredir çalışıyorum, bir tatili hak ettim duygusunu tatmin etmek için seyahat ediyoruz. Fakat dünyada moral eğer düşükse bu seyahatlerde azalma görüyoruz. Bu sadece bizim için geçerli değil birçok ülke için geçerli. 2026’da aynı turist sayısı derken bu karamsar bir yaklaşım değil. Bunun gerçekçi bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum.”






Bir yanıt yazın