İran Türk hikâyesinin kemale ermesinde önemli katkısı olan bir edebî şahsiyet de Güney Azerbaycan’ın Hoy şehrinde yaşayıp yazan Ali Rıza Zihak (A. Ağçaylı) (d. 1959)’tır. Bir taraftan derlediği İran Türk halkbilimi ürünlerini bir taraftan da yazdığı hikâyeleri İran’da çıkan çeşitli degi ve gazetelerde yayımlamaktadır.
Hikâyelerin bir kısmını 2000 yılında yayımladığı “İtgin Ulduz” adlı kitapta toplanmıştır. Hikâyelirinde klâsik ve modern tarzın unsurları
iç içe olan Zihak’ın mizahî hikâyeleri büyük yekûn tutmaktadır.
Ali Abbasi (d. 1980), Tebriz’de yaşayıp yazan çağdaş genç yazarlardandır. Aynı zamanda gazetecilik de yapan Abbasi’nin iki kitabı yayımlanmıştır. Yetişkinler için yazdığı on iki hikâyeden oluşan “Üç Saat Azaldık” adlı kitabı 2006 yılında; çocuklar için yazdığı “Erk Damında Bir Kedi” adlı kitabı ise 2009 yılında
yayımlanmıştır. Tebriz Çağdaş Edebiyatçılar Derneği’nin başkanlığını da yürüten Abbasi’nin bir de kısa hikâyeler antolojisi vardır.
Tahsilini doğduğu şehir Tebriz’de alıp daha sonra Tahran’a yerleşen Feriba Vefi (d. 1962), gençlik yıllarında hikâye yazmaya başlamıştır. Küçük hikâyelerden oluşan “Sahnenin Derinliğinde” adlı ilk hikâye kitabı 1986 yılında, ikinci hikâye kitabı “Oyundan Yorgun” 1999 yılında yayımlanır. “Gönül Guşum”, “Terlan” ve “Tibet
Rüyası” adlı üç romanı 2002 yılında çıkar. Aynı zamanda ilk romanı olan “Gönül Guşum” edebiyatçılar arasında çok başarılı bulunmuş ve “Yelda” edebiyat ödülüne layık görülmüştür.
Muhammed Rıza Levayi (d. 1971), modern şiir sahasında gösterdiği başarıyı modern nesir sahasında da göstermiştir. 2008’de yayımladığı “Arbatan” adlı romanı çağdaş İran Türk romanına değişik bir renk ve önemli bir seviye kazandırmıştır (Levayi 2008).
Zöhre Vefaî Settarî ve arkadaşlarının 1991 yılında yayımlamaya başladıkları “Çuvalduz” adlı mizah dergisi de İran Türk edebiyatına çeşni katmıştır.
Her türlü etkiye ve yardıma kapalı olan yarı göçebe Kaşkay Türklerinin dil ve edebiyatları genellikle sözlü geleneğe ve klâsik şiire dayanmaktadır. Son yıllarda roman ve hikâye türü de canlanmaya başlamıştır. Davud Hasan Agayî Keşgulî (d. 1945) roman, Fettani Muradi Karakanî ise hikâye yazmaktadır.
Davud Hasan Agayî Keşgulî94, gençliğinden hikâye ve şiir yazmaktadır.
“Zulmet” ve “Kösemen” adlı ilk romanlarını Farsça yazmıştır. İran İslâm Devrimi’nden sonra Türkçe yazmaya başlamıştır. Türkçe şiirleri çeşitli dergi ve kitaplarda yayımlandığı hâlde Türkçe yazdığı iki ciltlik “Yasak Sevgi” romanı henüz yayımlanmamıştır.
Fettani Muradi Karakanî95 (Ġereganî) (d. 1985), Kaşkay Türklerinin genç ve yetenekli hikâyecisidir. Hikâye yazmaya büyük bir maksatla ve iddialı başlayan Fettanî, çağdaş Kaşkay hikâyesini şimdiden çok iyi bir yere getirmiştir. “Menim aşkım dilimdir.” diyen Fettanî Hanım, ana dili Kaşkay Türkçesini çok önemsemektedir. Obalarında bulunan Seher Nine’nin hikâye ve masallarından etkilenerek Kaşkay Türk dili ve edebiyatına ilgi duymuştur. İlk çalışması, başta
Seher Nine’nin masalları ve hikâyeleri olmak üzere Kaşkay halk edebiyatı ürünlerini toplamak olmuştur. Hikâyelerini Kaşkay halk edebiyatı ürünleri esasında yazmaktadır. Her hikâyesinde Kaşkay deyim, atasözü, masal, efsane, destan unsurlarını görmek mümkündür.
Çeşitli dergi, gazete ve internet sitelerinde yayımlanan hikâyelerini 2008 yılında “Böyük Anamın Allıncak Ulduzu” adı altında yayımlamıştır (Karakanî 2008).
İran çağdaş Türk yazarlarının ekserisi, selefleri gibi çok yönlü ediptirler. Hem nesir hem de şiir yazmaktadırlar. Nigâr Hiyavî, Mahmut Mehdevî 96 , Atilla İskendanî 97, Muhammed Subhdil98, Meliha Azizpur, Ali Abbasi bunlardandır.
Sonuç; İran Türk edebiyatı, Türkistan merkezli Türk kültür ve edebiyatının en büyük kollarından biridir. Türk millî varlığındaki ve Türk edebiyatındaki ortak unsurların tamamı İran Türk edebiyatında da mevcuttur.
Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.






Bir yanıt yazın