Azerbaycan ve İran Türk edebiyatında önemli bir yere sahip olan kadın şairlerden bir diğeri de Medine Gülgün (1926-1991)’dür. O da genç yaşlarında 1941’de başlayan İran Türkleri bağımsızlık hareketine katılmış, Azerbaycan ve İran Türk Edebiyatı’nın gelişmesi ve tebliği işine başlamıştır.
Aynı zamanda Tebriz Tiyatrosu’nda millî medeniyetin gelişmesi için çalışmıştır. Tebriz’de kurulan “Kadınlar Kulübü”nde ve “Azerbaycan” gazetesinde görev almıştır.
Balaş Azeroğlu’nun eşi olan Medine Gülgün, eserlerinde halkın millî uyanışını, arzusunu, keder ve sevincini büyük bir ilhamla kaleme alır. Onun şiirleri devrin basınında, “Şairler Meclisi Almanağı”nda, ayrıca 1946 yılında Tebriz’de Millî Hükûmet zamanında bastırılan Türkçe yazılmış ders kitaplarında yayımlanır.
Pişeverî Hükümeti tarafından “21 Azer” madalyası ile taltif edilir. Aralık 1946 katliâmından kaçıp, Bakü’ye sığınır. 1948-1952 yılında Azerbaycan Devlet Üniversitesi Pedegoji Enstitüsü’nün Dil ve Edebiyat Fakültesi’nde tahsil alır.
Şiirlerini Bakü’de neşredilen “Tebriz’in Baharı” ve “Savalan’ın Eteklerinde” adlı kitaplarda toplamıştır (1950). Şairenin 20’den fazla kitabı neşredilmiştir. Bu eserlerden birçoğu çeşitli dillere tercüme edilmiştir. Eserlerinden bazıları şunlardır:
“┬atirelerimin Neğmesi”, “Tebriz Ġızı”, “Sulhun Sesi”, “Yadigâr Üzük”, “Pervane”, “Firidun”, “Yorabilmez Yollar Meni”.
Medine Gülgün’ün çağdaş İran Türk şiirinin gelişmesinde büyük hizmetleri olmuştur. Onun şiirleri, Azerbaycan ve İran Türklerinin geleceğe ümidini; yaşadıkları ağır hayat şartlarını; rahatı, huzuru ve bağımsızlığı yakalamak için verdikleri mücadeleleri yansıtır (Kafkasyalı 2002: V/447 vd.).
Söhrab Tahir 61 , çağdaş Azerbaycan ve İran Türk edebiyatının önemli temsilcilerinden biridir. Dönemin edipleri ile aynı talihi paylaşmış, 1946’da o da Bakü’ye sığınmıştır. Bakü Harb Okulu’na girmiş, sonra tıp fakültesinde, daha sonra da Azerbaycan Devlet Üniversitesinin Filoloji Fakültesi’nde okumuştur.
1959-1961 yıllarında Bakü’de yayımlanan “Bulaġ” (Pınar), ve “Senden Uzaġda” adlı kitaplarında şair, Güney Azerbaycan bağımsızlık hareketinden bazı hadiseleri gerçek tablolarla tasvir ederek, Azerbaycan ve İran Türkü’nün mücadele azmini anlatmıştır. Pek çok gazete ve derginin yönetiminde bululan Tahir’in 15’ten fazla kitabı yayımlanmıştır. Kitaplarından bazıları şunlardır: “Ay İşığında” (1958), “Heyat Şirindir” (1963), “Ġırılan Zencirler” (1965), “Men Seni Görmüşem” (1967), “Gel Görüşek” (1968), “Atéş Bulağı” (1977), “Settar ┬an Haġġında Destan” (1976) “Ölümden Güclü” (hikâye, 1979) (Kafkasyalı 2002: V/457 vd.).
Abbas Penahî Makülü “Haydar Emoğlu”, “Tebriz Geceleri”, Mübarizler”, “Settar Han”, “Hiyabanî”, “Gizli Zindan” adlı roman ve hikâyelerinde; Genceli Sebahî “Kartal”, “Hayat Faciaları”, “Öten Günlerim” adlı hikâyelerinde; Fethi Hamza Hoşginabî “İki Kardeş” adlı romanında; Hamit Mehmetzâde “Oğurlanmış Âbide” ve diğer hikâyelerinde İran’da ve İran Türk bölgelerinde meydana gelen
siyasî ve sosyal olayları bir fotokamera hassasiyetiyle izleyip işlemişler. Bu yazarlar hem devrin olaylarını gözlemişler hem zindanlarda, sürgünlerde zamanın sıkıntılarını çekmişler hem de halkın bu ıstıraplı hayatını romanlarına, hikâyelerine konu etmişlerdir. Bu yüzden onların eserleri devrin siyasî ve sosyal olaylarının gerçek belgeleri gibidir.
2.2.4.3. 2. Ülke Dâhilinde Gelişen İranTürk Edebiyatı (1946-1979)
1946 yılı Aralık ayında “Azerbaycan Demokratik Hükümeti”nin Pehlevî yönetimi ve onu destekleyen güçler tarafından yıkılmasından sonra “İran Türkleri Bağımsızlık Hareketi”ne katılan ve bu harekete gönül veren onlarca şair, yazar, edip kendi ülkelerinde esir durumda kalmışlardır. Şah Muhammed Rıza Pehlevî hükümeti ve onu güdümünde bulunduran dış güçler İran coğrafyasında Türk gücünü kırmak için her türlü hıyanete başvurmuşlardır. Ülke genelinde, içeriğine bakılmaksızın
bütün Türkçe yayınlar toplatılıp yakılmış, Türkçe eğitim öğretim yapmak, hatta Türkçe konuşmak yasaklanmıştır. Türkçe basın yayın yasağı 1941 öncesinden daha ağır hâle getirilmiştir. Onlarca yazar, şair, gazeteci ülkenin çeşitli yerlerine sürgünlere gönderilmiş, onlarca aydın zindanlara atılmış, onlarcası yok edilmiştir. Bütün bu ağır şartlara rağmen bu dönemi idrak eden, kısa süreli de olsa istiklâl ve bağımsızlığı tadan onlarca yazar, şair her türlü cefa, eziyet, sürgün, mahkûmiyete katlanarak ana dilleri Türkçe ile yazmaya ve yazdıklarını kaçak olarak yayımlamaya devam etmişlerdir.
Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.




Bir yanıt yazın