Türkiye’de Ural ve Başkurt Türkleri denince aklımıza ilk gelen isim şüphesiz devlet adamı ve büyük tarihçi Zeki Velidi Togan’dır.
Prof. Dr. Ahmet Zeki Velidi Togan, (1890-1970), Başkurt Türklerinin efsane lideri, devlet adamı, ünlü tarihçidir. Togan, hem Başkurt Türklerinin siyasi tarihinde unutulmaz izler bırakan ve fikirleri bugün de güncelliğini yetirmeyen bir devlet adamı, tarih sahasında dev eserler yazan bir tarihçi ve büyük bir Türkçüdür. Ünlü Avusturyalı bilim adamı ve doğu bilimcisi Herbert Jansky onunla ilgili şöyle demiştir: “ Zeki Velidi Togan, muhakkak ki büyük bir âlimdir. Fakat aynı zamanda büyük bir insandır.”
(Togan 2003: XIII). Zeki Velidi Togan’ın ibretlerle dolu hayat hikâyesi sade bir köylü çocuğun girişkenliği, merakı ve çalışkanlığı ile dünya çapında tanınmış bir bilim adamı olmasının öyküsüdür. 1925 yılının Mart başlarında, eski Maarif Vekili Dr. Rıza Nur Berlin’e gelmiş ve Zeki Velidi ile görüşmek istemiştir. Görüşmeyi Velidi şöyle kaleme almıştır: “15 Mart’ta bu zatla baş başa kalarak tam üç saat daha konuştuk. Avrupa’da yapmak istediğimiz işleri tafsilatıyla anlattım. O da bunları başkalarına bırakın, bizim üniversitemizde profesör olmanız daha iyi olur… Birkaç gün sonra Kemaleddin Sami Paşa çağırıp Maarif Vekili Hamdullah Suphi Beyin beni davet eden mektubunu verdi. Fuat Köprülü ve Yusuf Akçura Beylerin de mektuplarını aldım.” (Togan 1999: 409). Bu görüşmeler ve mektuplar Zeki Velidi’nin Türkiye’ye gitme kararı almasında etkili olmuştur.
Zeki Velidi arkadaşı Abdülkadir İnan’la 12 Mayıs 1925 tarihinde Berlin’den İstanbul’a hareket etmişler ve 20 Mayıs’ta İstanbul’a gelmişlerdir. Türkiye’de Maarif Vekâleti Telif ve Tercüme Encümeni’ne atanmıştır. Zeki Velidi, 3 Haziran 1925 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığını almış, soyadı kanunu çıktıktan sonra Togan soyadını kullanmaya başlamıştır.
31 Temmuz 1925 tarihinde Kurban Bayramını kutlamak vesilesiyle Atatürk’ü ziyaret etmiştir. Atatürk’ün “Neden ziyarete bu kadar geç kaldınız?” sorusuna Togan “Hamdullah Bey kendisi getirecekti ve bir de kapınızdan girerken cebimde Türk nüfus cüzdanı olmasını bekledim” yanıtını vermiştir. (Togan 1999: 528).
Tarihte 3 Mayıs 1944 Irkçılık Turancılık Davası olarak bilinen dava kapsamında Zeki Velidi Togan da nasibini almıştır.
1944 Irkçılık Turancılık Davasında aklanan Zeki Velidi Togan ancak 1948 yılında tekrar üniversiteye dönmüş, 1948 yılından 1970 yılına kadar olan 22 yıllık süre zarfında en verimli dönemini yaşamıştır. Togan, 19 Haziran 1949 tarihinde Umumî Türk ve Asya Tarihi Enstitüsü, İslam Tetkikleri Enstitüsü ve Rus Filolojileri Enstitüsü teklifini Edebiyat Fakültesi Dekanlığına sunmuştur. Zeki Velidi’nin teklif ettiği Enstitülerden “İslam Tetkikleri Enstitüsü” kabul edilmiştir. 1953 yılından itibaren Zeki Velidi enstitünün müdürlüğünü yapmıştır. (Baykara 1989: 34).
Zeki Velidi Togan, 1951 yılının 15 Eylül tarihinde İstanbul’da toplanan XXII. Müsteşrikler Kongresi’ne başkanlık yapmıştır. 38 ülkeden 524 kişinin katılımıyla gerçekleşen kongre, onun adının dünyaya duyurulmasına, bilimsel ününün artmasına, devrin en büyük Türk tarihçisi denilmesine vesile olmuştur. Zeki Velidi Togan 1951’den sonra dünyanın dört bir yanında konferanslar vermiş, araştırmalar yapmıştır. 1967 yılında kendisine Manchester Üniversitesi tarafından bir onur doktorası verilmiştir. Zeki Velidi’nin azimli çalışması takdir görmüştür.




Bir yanıt yazın