Yeni Bir 28 Şubat’a İhtiyaç Var mı?

Okuma Süresi:

3–5 dakika
❤️

Türkiye Cumhuriyeti’nin Devrimci Kimliği ve Laik Yapının Restorasyonu

Sefa Yürükel

  1. Türkiye Cumhuriyeti, modernleşme sürecinin bir parçası olarak laiklik ilkesini devletin temel unsurlarından biri haline getirmiştir (Mardin, 1991). Ancak, 1980 sonrası dönemde Türkiye’de İslamcı hareketlerin yükselişi, siyasi ve toplumsal dengeleri değiştirmiştir (Heper, 2006). 28 Şubat 1997’deki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararları, bu dönüşüme bir tepki olarak değerlendirilmiş ve ordu-bürokrasi eliyle devletin laik yapısını koruma amacıyla bir müdahale gerçekleştirilmiştir (Gürbüz, 2010).
  2. 28 Şubat Süreci ve Laik Devletin Restorasyonu

Türkiye’de laiklik, Osmanlı’dan devralınan bir yönetim anlayışı olmamakla birlikte, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesinin temel taşlarından biri olmuştur (Toprak, 2003). Laikliğin kurumsallaşması, özellikle 1924 Anayasası ile başlamış ve 1937’de anayasal bir ilke olarak tanımlanmıştır (Ahmad, 1993). Ancak, 1980 sonrası süreçte İslamcı hareketlerin güçlenmesiyle laik yapıya yönelik tehditler artmış ve devlet mekanizması içerisinde tarikat ve cemaat yapılanmaları etkili olmaya başlamıştır (Çetinsaya, 2004).

28 Şubat süreci, bu tehdide karşı bir tepki olarak ortaya çıkmış ve şu önlemleri içermiştir:
• İmam Hatip Liselerinin orta kısımlarının kapatılması
• Türban yasağının kamu kurumlarında uygulanması
• Tarikat ve cemaatlerin devlet içerisindeki etkisinin bitmesi
• İslamcı sermaye ve finans kuruluşlarının denetlenmesi

Bu süreç, devletin laik kimliğini yeniden tesis etmeye yönelik bir müdahale olarak değerlendirilmiş ve Cumhuriyet karşıtı güçler tarafından “post-modern darbe” olarak tanımlanmıştır (Göl, 2009). Ancak, bu müdahale hukuki ve kurumsal temellerden çok askeri ve bürokratik bir girişim olarak kaldığı için uzun vadeli etkileri sınırlı olmuştur (Yıldırım, 2015).

  1. 28 Şubat Sonrası Türkiye ve BOP Kapsamında Bölgesel Dönüşüm

28 Şubat sürecinin tamamlanamaması, Türkiye’de Amerikancı İslamcı hareketlerin devlet içinde güç kazanmasına ve ABD’nin BOP kapsamında Türkiye’yi “model ülke” olarak konumlandırmasına yol açmıştır (Çınar, 2013). Özellikle 2000’li yılların başında iktidara gelen siyasal İslamcı yapılar, Türkiye’nin laik sisteminde büyük değişimlere neden olmuştur (Yavuz, 2005).

BOP’un uygulanması sürecinde Ortadoğu’da laik rejimlerin çöküşü hızlanmış ve bu durum Türkiye’ye de yansımıştır. Irak’ın işgali (2003), Arap Baharı süreci (2011) ve Suriye iç savaşı (2011-günümüz) bölgede radikal İslamcı grupların yükselmesine neden olmuştur (Aras, 2018). Türkiye, bu süreçte yanlış politikalar nedeniyle bölgesel istikrarsızlığın bir parçası haline gelmiş ve uluslararası alanda itibarı zedelenmiştir (Karpat, 2001).

Eğer 28 Şubat kararları tam anlamıyla uygulanabilseydi, Türkiye’de Amerikancı İslamcı hareketlerin güç kazanması engellenebilir, ABD’nin BOP kapsamında Türkiye’yi bir Amerikancı “ılımlı İslam modeli” olarak kullanmasının önüne geçilebilirdi (Şeker, 2017).

  1. Yeni Bir 28 Şubat’a İhtiyaç Var mı?

Günümüz Türkiye’sinde, siyasal Amerikancı İslamcı hareketlerin devletin tüm kurumlarına nüfuz ettiği, laik ve demokratik sistemin ciddi erozyona uğradığı görülmektedir (Bali, 2011). Eğitimden yargıya, bürokrasiden güvenlik kurumlarına kadar birçok alanda Amerikancı İslamcı referanslar belirleyici hale gelmiştir (Keyder, 1993).

Bu bağlamda, yeni bir 28 Şubat sürecinin gerekliliği şu açılardan değerlendirilebilir:
1. Devletin laik karakterinin yeniden inşası. Diyanetin kapatılması
2. Eğitim sisteminin bilimsel ve laik temele oturtulması
3. Kamu yönetiminde liyakat sisteminin sağlanması
4. Tarikat ve cemaatlerin devlet içindeki etkinliğinin yok edilmesi

  1. İslamcı sermayenin elimine edilmesi
  2. ⁠İslamcı ve etnik bölücü yapıların kapatılması
  3. TSK’nın yeniden devrimcileştirilmesi
  4. ⁠Uluslarası ilişkilerin yeniden milli menfaat ve egemenlik anlayışına göre düzenlenmesi
  5. ⁠AB ile gümrük birliği anlaşmasından vaz geçilmesi
  6. ⁠TC’nin AB, BRİCS dahil çok kutuplu dünyada jeopolitik öneme göre yeniden kendini konumlandırması
  7. ⁠Komşuluk ilişkilerinin iyileştirilmesi
  8. ⁠Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve Ege adaları konusunda hiç bir taviz verilmeden milli menfaatlere göre davranılıp,uluslararası hukuk çerçevesinde TC’nin haklarını gerekirse fiili olarak müdahale edilerek savunulması gibi yeni maddelerde eklenerek değerlendirilmesi gerekmektedir.

Ancak, 1997’deki gibi bir askeri-bürokratik müdahalenin 21. yüzyıl koşullarında mümkün olup olmadığı tartışmalıdır.

Günümüzde küresel dengeler ve Türkiye’nin siyasal yapısı göz önüne alındığında, 28 Şubat’ın ancak yine devrimci bir ruhla, hukuki ve laik demokratik kurumlaşmalar ve vatandaşların bilinçlendirilerek , katılımı top yekun millet olarak yapıp, milli bir seferberlik yoluyla sağlanabileceği öngörülebilinir.

  1. Sonuç

28 Şubat süreci, Türkiye Cumhuriyeti’nin laik ve devrimci kimliğini korumak adına önemli bir müdahale olarak değerlendirilmelidir. Ancak, sürecin tamamlanamaması, Türkiye’de Amerikancı İslamcı hareketlerin güçlenmesine ve ABD’nin BOP planları çerçevesinde bölgesel dönüşümün kolaylaştırılmasına neden olmuştur.

Günümüz Türkiye’sinde benzer bir sürecin gerekliliği tartışılırken, geçmişteki hatalardan ders çıkarılarak, hukuki ve anayasal çerçevede devletin laik yapısının güçlendirilmesine yönelik reformların öncelikli olması gerektiği vurgulanmalıdır. Yeni bir 28 Şubat gereklidir, ancak bu devrimci bir ruhla, hukuk ve laik demokratik kurumlaşmalar ve milleti seferber etmek yoluyla sağlanabilir.

Kaynakça
• Aras, B. (2018). Ortadoğu’da Değişim ve Türkiye’nin Dış Politikası. İstanbul: Bilgi Üniversitesi Yayınları.
• Ahmad, F. (1993). Modern Türkiye’nin Oluşumu. İstanbul: Sarmal Yayınları.
• Bali, R. (2011). Cumhuriyet Yıllarında Türkiye Yahudileri: Bir Türkleştirme Serüveni (1923-1945). İstanbul: İletişim Yayınları.
• Çınar, M. (2013). Büyük Ortadoğu Projesi ve Türkiye’nin Rolü. Ankara: Siyasal Kitabevi.
• Çetinsaya, G. (2004). Osmanlı’dan Günümüze Türkiye’de İslamcılık Düşüncesi. İstanbul: İSAM Yayınları.
• Gürbüz, M. (2010). 28 Şubat Süreci: Laiklik ve Devlet Güvenliği. İstanbul: İletişim Yayınları.
• Göl, A. (2009). Türkiye’de Laiklik ve Demokrasi: Tarihsel ve Siyasal Bir Analiz. İstanbul: Metis Yayınları.
• Heper, M. (2006). Türkiye’de Devlet Geleneği. Ankara: Doğu Batı Yayınları.
• Karpat, K. (2001). Türk Demokrasi Tarihi ve Siyasal Kültür. İstanbul: Timaş Yayınları.
• Keyder, Ç. (1993). Türkiye’de Devlet ve Sınıflar. İstanbul: Metis Yayınları.
• Mardin, Ş. (1991). Türkiye’de Din ve Siyaset. İstanbul: İletişim Yayınları.
• Şeker, B. (2017). Türkiye’de Siyasal İslam ve Laiklik Mücadelesi. Ankara: Dipnot Yayınları.
• Toprak, Z. (2003). Türkiye’de Laiklik ve Modernleşme Süreci. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları.
• Yavuz, H. (2005). İslam’ın Yeni Yüzü: Türkiye’de Siyasal İslam ve AKP. İstanbul: Küre Yayınları.
• Yıldırım, S. (2015). Türkiye’de Siyasal İslam ve Devlet Dönüşümü. Ankara: Dipnot Yayınları.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar