Yaşar Nuri Öztürk(*), 22 Haziran 2016 Çarşamba günü İstanbul’da evinde dostlarının ve mütedeyyinlerin(**) gözlerinden gönüllerine akmıştı. (Ü.Dökmen’den ödünç alınmıştır.)
Bir atasözü “ Bir koltuğa iki karpuz sığmaz “ dese de iki koltuğuna altı karpuz sığdıran Yaşar Nuri Öztürk’ü hiç olmazsa ölüm yıldönümlerinde anılsın diye bir köşe yazısını paylaşmaktayım.
Bunu bir ahde vefa borcu olarak görmekteyim.
Çünkü: Dününü bilmeyenin geleceği olmaz! Tarihsel ve kültürel açıdan bakıldığında, geçmişi bilmek bir toplumun hafızasını, kimliğini ve varoluş mücadelesini anlaması demektir. Geçmişini unutmak, toplumsal hafıza kaybına (amnezi) neden olur.
Tarih, sadece geçmişte yaşanan olayların kronolojik bir listesi değil; geleceği inşa ederken yön gösteren en büyük kılavuzdur.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır” sözü, bu güdülenmenin özetidir.
İçinde bulunduğu süreçte olup bitenler üzerinde akıl yürütecek denli donanımlı olmadığının ayırtında olamayan yığınlaşmış kitlelerin mevcuttan daha iyi demokrasi kurma ve daha iyi demokrasi yaşayamayacaklarını artık anlamları gerekiyor.
Milli Cephe Hükümeti başbakanı öncülüğünde TBMM’nin onayladığı 24 Ocak 1980 İktisadi Kararları (ki halen yürürlükte) sonrasından Türkiye’nin her alanda altüst oluşunun çözümlemesini okumuşlar (***) ve mütedeyyin inanç sahipleri doğru yapamazsa daha iyi bir demokraside yaşamaya hakları yoktur.
“Allah ile Aldatmak “eserinde Yaşar Nuri Öztürk’ün yazdıkların anımsayalım:
– Kur’an, “Allah ile aldatılmayın!” ihtarında bulunmasına rağmen Türk halkı, dinine olan derin saygısı yüzünden Allah ile aldatılıyor.
– Allah ile aldatmak; dini; çıkar, koltuk, baskı, egemenlik aracı yapan bir sanayi koludur. İşin esası bakımından ne dini vardır ne de imanı. Onun dini-imanı, Allahı , ibadeti hep çıkarı ve hesabıdır.
– Allah ile aldatanlar dokunulmaz, eleştirilmez bir “tahakküm teolojisi” oluşturmuşlardır. Türkiye’de bu teolojiyi egemen kılmak istiyorlar ve bunda büyük ölçüde başarılı omuşlardır.
– Allah ile aldatma zulmünün en ağırları kadın ve kadın hakları konusunda işlenmektedir. Türkiye’de bugün kadın, özellikle örtünme meselesinin istismarı aracılığıyla, Allah ile aldatan zümrelerin temel sömürü aracı olarak öne çıkarılmaktadır
Allah ile aldatılmanın yıkımına dikkat çeken Kur’an, bu tuzağa düşülmemesi ve bu belanın aşılması için gerekli olan iki hayatî donanıma daha dikkat çekmiştir:
1. Aklın işletilmesi,
2. Takvanın (yani dindarlığın) İnsanlar arasında üstünlük ölçüsü olmaktan çıkarılması
-Türk halkının en büyük zaafı, dinini, uyanma ve sorgulama aracı olarak değil de uyuma ve susma aracı olarak kullanmasıdır.
– Sadece Türk halkının değil, bütün Müslümanların en büyük zaaflarından biri, belki de birincisi işte budur. En büyük zaaflarından biri bu olmasaydı, Kuran “Allah ile aldatılmayın!” ihtarına gerek görür müydü!
(BU YAZI DERLEMEDİR)
(*) Türk İslâm felsefesi profesörü, gazeteci, yazar, avukat, televizyon programcısı, siyasetçi
(**) Mütedeyyin: Dinine bağlı ve dini inançlarının gereklerini özenle yerine getiren kimse
(***)Emin Özdemir “Anaokulundan üniversiteye değin dil ve yazın eğitiminden geçilmesine karşın okumayan olur yazarlar yetiştirdik. Bunlar okur yazarlar ama okur değiller. Okur, okuma yazma becerilerini sürekli kullanan, dil, düşünce, yazınsan değer taşıyan kitapları okumadan edemeyenlerdir.” diyor




Bir yanıt yazın