İzmir’in Yunan tarafından 15 Mayıs 1919 tarihinde işgal edildiği düşüncesi adeta milletin beynine nakış edilmiştir.
Mondros Mütarekesinin 7. maddesine dayanarak İzmir limanında toplanan emperyalist armadadan öğleden sonra karaya çıkan deniz piyadeleri kentin çeşitli yerlerini işgal etti. İngiliz birlikleri, Karaburun ve Uzunada bölgesini, Fransız kuvvetleri Urla ve Foça bölgesini, Yenikale ise Yunan müfrezelerince işgal etmişti.
Gerekçesi olası Türk direnişini kontrol altında tutmak için bu adaları bir askeri üs olarak kullanmaktır.
Türk Milletinin Bağımsızlık (istiklal) Savaşının utluyla tamamlanması ve 24 Temmuz 1923 Lozan Barış Anlaşması ile Greklerin doymak bilmez genişleme hırslar bir süre sönümlenme sürecine girdi.
Ancak Türkiye’nin çok partili sandıksal Amerikan demokrasine sokulduğu ( 1946 ) günden beri emperyalizmin kullanışlı aracı Greklerin, doğuya genişleme hırsı yeniden giderek yükselmektedir.
Bu cesaret ise Türkiye’nin içi cephesindeki (* )dağınıklıktan kaynaklanmaktadır.
Bazı anımsatmalar:
· Yunanistan 2004 yılından itibaren Ege ve Akdeniz’deki adalarımızı işgâl, 2009’dan itibaren de ilhak etmeye başladı. Eş zamanlı olarak Lozan’a göre, gayrı askeri statüde olması gereken adaları silahlandırdı.
· Yunanistan buraları işgâl etmekle kalmadı, açtığı 14 askeri üssü top, havan, uçaksavar ve tanksavar silahlarıyla donattı.
· Konu 2015 yılında TBMM’ye ele alındığında dönemin Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, “Ege ada ve adacıkları hukuken Türkiye Cumhuriyeti egemenliğindedir. Bu adalar üzerindeki mevcut olan fiilî Yunan uygulamaları hukuki statüyü değiştirmez.” diyerek işgâli doğrular.
· 2020’ye gelindiğinde; dönemin Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “18 ada Yunanlı komşularımız tarafından anlaşmalara aykırı bir şekilde silahlandırılmış, asker konuşlandırılmış.” itirafında bulundu. İki yıl sonra ise Yunanistan’ın uluslararası anlaşmalara aykırı olarak 23 adadan 16’sını silahlandırdığını söyledi.
· 15 Temmuz darbe teşebbüsünün ardından Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın TSK’dan alınarak İçişleri Bakanlığı’na bağlanması en çok Yunanistan’ı sevindirdi. 2018’de dönemin Dışişleri Bakanı Nikos Koçyas açıkça, Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlıklarının “Erdoğan’a çok yakın” olan İçişleri Bakanlığı’na bağlanmasından memnuniyet duyduğunu söyledi.
· 15 Mayıs 1919 İzmir işgali, Greklerin , emperyalizmin kucağında doğuya genişleme hırsının kilometre taşıydı. Yukarıdaki hatırlatmalar de göstermektedir ki bu kilometre taşına eklenmiş olan yeni taşların sayısı neye işaret etmektedir?
( BU YAZI DERLEMEDİR)
(* ) 6 Mart 1922’de Meclis’in gizli oturumunda Mustafa Kemal 41 yaşında yaptığı konuşmasından: Meclis, millî isteği ne kadar büyük bir dayanışma ve birlik içinde aksettirebilirse, düşmana karşı o kadar güçlü bir üstünlük vasıta sına sahip oluruz. Asıl olan iç cephedir. Bu cephe bütün memleketin, bütün milletin meydana getirdiği bir cephedir… Görünürdeki cephe, doğrudan doğruya ordunun düşman karşısındaki silâhlı cephesidir. Bu cephe sarsılabilir, değişebilir, yenilebilir. Bu gerçeği bizden çok daha iyi bilen düşmanlar, bu cephemizi yıkmak için yüz yıllarca çalışmışlar ve çalışmaktadırlar…Gerçekten, kaleyi içinden almakp dışından zorlamaktan çok kolaydır. Bu maksadı gerçekleştirmek için içimize kadar sokulabilen bozguncu mikropların ve ajanların varlığını iddia etmek yerindedir… Meclis’in zihniyeti, çalışmaları ve durumu düşmana ümit verici olmadıkça iç ve dış cephelerimizin yerinden oynamasına imkân ve ihtimal yoktur.




Bir yanıt yazın