Nevşin Mengü demişki; Yıldırımhan balistik füzesinin üzerinde Atatürk yazıyor, oysa Atatürk “ Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” düsturunu benimseniş bir lider. Yani balistik füzenin baş kısmında Atatürk yazmasını eleştirmiş.
Deveye neren eğri diye sormuşlar? Nerem doğru ki demiş. Bunlar gazeteciyim, hatta özgür gazeteciyim, aydınım, entellektüelim diye ortalıkta dolanır dururlar. Yıllardır muhalefet, doğruya doğru diyemediği için hiçbir eleştirileri kabul görmüyor; çünkü bu yaklaşımları onları şu hale getirdi: Ne yapılırsa yapılsın bunlar iktidarı eleştirir. Dönerciye Atatürk ismi verilirken rahatsız olmayan tipler bundan rahatsız olmuş. Ya kardeşim maaşlı gazeteciliğe artık kimsenin inancı kalmadı. Başta benim inancım kalmadı.
Neden mi?
Paranı kim veriyorsa, onun borusunu çalıyorsun. Ya da patronun onun gibi düşündüğün için seni orada çalıştırıyor.
O nedenle dir ki, internet gazeteciliği, serbest gazetecilik, maaş bazlı olmayan gazetecilik, hızla ilerlerken, taraftar ve takipçi bulurken, maaşlı meslektaşları “ benim oğlum bina okur, döner döner bida okur” modunda.
Akıllı gazeteciler internet gazeteciliğine çoktan geçti, ve takipçi sayıları da epey yüksek, çünkü söylediklerine ve konuştuklarına notları vatandaş veriyor, maaşlı gazetecinin notunu ise patronları veriyor. Cüneyt Özdemir bu konuda yol katedenlerden biri mesela.
Konuya dönersek;
“ İstikbal Göklerdedir” diyen Atatürk’ün isminin bir balistik füzeye hemde son model bir füzeye verilmesini garipseyen Nevşin’den Mengü, diyor ki;
Atatürk “Yurtta sulh, Cihanda Sulh” deniştir. Eh be kardeşim bu denklemi kuramıyorsan bırak kalemi, karpuz satmaya başla.
İsterisen Sul-u salah, hazır ol Cenge.
Ne doğru bir söz. Barış istiyorsan güçlü olmak zorundasın. Zayıfsan savaş istesen ne yazar, barış istesen ne yazar!!!
Ancak birilerine kuyruk olursun, ısmarlama tost yiyen bir yancı olursun, ve sahibine yağcılık yapan bir dalkavuktan öteye geçemezsin. Oysa muktedirsen, güçlüysen, hele bir de zalim değil adilsen, Hakkı tutar kaldırırsın. Gönüllere girersin.
Gönüllere giremeyen ama güçlü olanların, Afrika’dan, Orta-Doğu’dan nasıl çıkarıldığını görüyoruz. Yani; keser dönünce, sap ta dönüyor, güç el değiştirince dün dövdüğün tarafta kalıyorsun.
Güç; adaletle hükmedince destan yazar, efsane olur, zalimlikle tutunursa, güç bitince hüküm de biter.
Yurtta Sulh, Cihanda Sulh diyen Atatürk’ ün de savaştığını unutmuş Nevşin Mengü.
Servet-i Fünuncular gibisiniz be kardeşim, sanat için sanat yapılmaz, yazı yazmış olmak için yazı yazılmaz, içerik diye bir şey var, tutarlılık diye bir şey var!!!
Laf ola beri gele olmaz bu işler.


Bir yanıt yazın