İhanetin Anayasa Mühendisliği, Egemenliğin Tasfiyesi Operasyonu
Devlet Bahçeli’nin PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’a “koordinatör” sıfatı yükleme önerisi, Türk devlet aklının güvenlik kodlarını çökerten, hukuki ve ahlaki zemini dinamitleyen bir teslimiyet manifestosudur. Binlerce insanın katilinden, silah bırakma sürecini yönetecek bir “muhatap” imal etmek, terörle mücadelenin otuz yıllık birikimini ve şehit kanını hiçe sayan bir zihniyetin dışavurumudur. Bu öneri yalnızca Bahçeli’nin kişisel hezeyanı olarak okunamaz; arkasında ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında dayattığı federatif yeniden yapılandırmanın yol haritası durmaktadır. Daha vahimi, Recep Tayyip Erdoğan’ın bu statüyü örtülü biçimde onaylayarak, Türkiye’yi Washington’un bölge mimarisine eklemleyen nihai siyasi iradeyi temsil etmesidir. Washington büyük koordinatör, Öcalan küçük koordinatör olarak konumlandırılmakta; Erdoğan bu ikisi arasındaki kritik köprüyü kurmaktadır. Terörsüz Türkiye vaadi, üniter devletin imhası ve ABD vesayetinin kurumsallaşması şartına bağlanmıştır.
Bahçeli’nin Teklifi: Teröre Statü, Devlete Teslimiyet
“Koordinatör” kelimesi masum bir idari tanım değil, terör örgütü liderine fiilen siyasi aktör statüsü kazandıran, hukuk devletini alaşağı eden bir kavramsal darbedir. Türk Ceza Kanunu’na ve uluslararası terörle mücadele sözleşmelerine göre aranan bir suçlunun “koordinatör” ilan edilmesi, adalet mekanizmasının toptan iflası anlamına gelir. Bahçeli bu çıkışıyla, PKK’nın dağ kadrosuna “meşru temsilci” muamelesi yapılmasının önünü açmakta, şehit yakınlarının acısını hiçe saymaktadır. Terör örgütü liderine verilen bu sanal paye, devletin egemenlik hakkından feragat ettiğinin resmidir; zira koordinasyon ancak taraflar arasında eşit statü varsa mümkündür. Bahçeli’nin ağzından dökülen bu ifade, Türk milliyetçiliğinin kavramsal intiharıdır ve doğrudan Washington’un bölge mimarisine hizmet etmektedir.
Erdoğan’ın Rolü: BOP’a Verilen Nihai Onay
Bahçeli’nin çıkışı tek başına anlamlı değildir. Asıl kritik aktör, bu sürece siyasi koruma kalkanı sağlayan Recep Tayyip Erdoğan’dır. “Terörsüz Türkiye” retoriğini bizzat sahiplenmesi, terör örgütü lideriyle İmralı üzerinden yürütülen temaslara meşruiyet devşirmesi ve DEM Parti’ye Meclis kürsüsünden uzatılan el, Erdoğan’ın BOP’un federatif dönüşüm planına rıza gösterdiğinin açık delilleridir. Erdoğan bu konumuyla, büyük koordinatör Washington’dan aldığı talimatları iç siyasete tahvil eden baş uygulayıcıdır. NATO üyeliği, ABD ile stratejik ortaklık ve bölgesel bağımlılık zincirleri içinde sıkışan yürütme, egemenlik devrini “barış süreci” ambalajıyla pazarlamaktadır. Erdoğan’ın sessiz onayı olmadan, Öcalan’a koordinatör sıfatı kamuoyunda tartışılamazdı bile.
Büyük Koordinatör Washington, Küçük Koordinatör Öcalan
Bu denklemin arka planında ABD’nin BOP stratejisi yatmaktadır: Büyük koordinatör Washington, sınırları yeniden çizmek istediği coğrafyada, yerli işbirlikçiler üzerinden operasyon yürütmektedir. Öcalan, İmralı’dan yaydığı “demokratik konfederalizm” söylemiyle, ABD’nin Suriye’de PYD/SDG üzerinden hayata geçirdiği etnik kantonlaşma projesinin Türkiye ayağının taşeronudur. Küçük koordinatör Öcalan’a biçilen görev, PKK’nın silah bırakma tiyatrosunu yönetmek ve Türkiye’yi federatif bir anayasal dönüşüme zorlamaktır. Washington’un Bahçeli-Erdoğan hattı üzerinden dile getirdiği üstü kapalı ültimatom açıktır: “Eğer federasyonu kabul eder, Öcalan’ı bu sürecin küçük koordinatörü olarak tanır ve benim stratejik çıkarlarıma koçbaşı olarak hizmet ederseniz, terörsüz Türkiye ancak o zaman mümkün olur.” Özgür Özel’in de aynı söylem düzlemine çekilmesi, iç siyasetin bütün renklerinin aslında aynı operasyonun bileşenlerine dönüştüğünü kanıtlamaktadır.
Öneri ve Mücadele Stratejisi
Bu ihanet şebekesine karşı alınacak önlemler ivedidir ve tavizsiz uygulanmalıdır. Birinci olarak, Öcalan’a “koordinatör” sıfatıyla muhatap olan her siyasi aktör hakkında anayasal düzeni hedef alan eylemler kapsamında derhal adli soruşturma başlatılmalı; terör örgütü lideriyle müzakere TCK 302 kapsamında değerlendirilmelidir. İkinci olarak, siyasi partiler BOP’un federatif dayatmasını teşhir eden ortak bir deklarasyon yayımlamalı, üniter devlet yapısını tartışmaya açan her türlü söylem siyaseten tecrit edilmelidir. Üçüncü olarak, milli güvenlik hassasiyeti taşıyan sivil toplum, medya ve akademi, federatif dönüşüm projesinin Türk devletinin bekasına yönelik bir tehdit olduğunu sürekli gündemde tutmalıdır. Dördüncü olarak, Washington’un İmralı ve DEM, SDG üzerinden yürüttüğü çift taraflı operasyon, NATO müttefikliği sınırlarını aşan hasmane bir müdahale olarak tanımlanmalı ve Türkiye’nin ulusal güvenlik doktrini bu çerçevede yeniden yazılmalıdır. Nihayet, terörle mücadelede İmralı merkezli çözüm arayışı tamamen rafa kaldırılmalı; operasyonel üstünlük, sınır ötesi harekat kapasitesi ve yerli savunma sanayii yatırımları eş zamanlı olarak azami seviyeye çıkarılmalıdır.
Sonuç
Bahçeli’nin Öcalan’a koordinatör sıfatı yakıştırması ve Erdoğan’ın bu statüyü BOP çerçevesinde kabulü, Türk devletinin bekasına yönelik en ağır tehdittir ve doğrudan egemenlik haklarının Washington’a devri anlamına gelmektedir. Büyük koordinatör ABD’nin talebi, üniter yapının lağvedildiği, etnik temelde bölünmüş bir federasyonun kurulduğu ve Öcalan’ın siyasi meşruiyet kazandığı bir Türkiye’dir. Erdoğan bu planın siyasi kefili, Bahçeli kavramsal mimarı, Öcalan ise sahada uygulayıcı küçük koordinatörüdür. Bu üçlü yapıya karşı verilecek mücadele, yalnızca bir güvenlik operasyonu değil, Türk milletinin bağımsızlık ve varoluş savaşıdır. Terörsüz Türkiye sloganı, federatif teslimiyetin şantaj kılıfı olmaktan çıkarılmadığı sürece, asıl koordinasyon milletin egemenlik iradesiyle sağlanmalı; ne İmralı’daki teröriste ne de Washington’daki efendilere teslimiyet gösterilmelidir.
Kaynakça
· Chomsky, N. (2003). Hegemony or Survival: America’s Quest for Global Dominance. Metropolitan Books.
· Petras, J. & Veltmeyer, H. (2006). Empire with Imperialism: The Globalizing Dynamics of Neoliberal Capitalism. Fernwood Publishing.
· Mearsheimer, J. & Walt, S. (2007). The Israel Lobby and U.S. Foreign Policy. Farrar, Straus and Giroux.
· Congressional Research Service. (2023). Syria and U.S. Policy. CRS Report.
· Rubin, M. (2014). Dancing with the Devil: The Perils of Engaging Rogue Regimes. Encounter Books.
· Keesing’s Record of World Events. (2024-2025). Turkey: PKK Conflict and Political Developments.




Bir yanıt yazın