Halifeye dokunmamış ama İzmir bugünkü Gazzeden betermiş

Okuma Süresi:

1–2 dakika
❤️

Belge No: 2366 | 20-Mayıs-1919

Genel Jandarma Komutanlığı’na (Kişiye Özel ve Gizlidir)

“Dünkü trenle İzmir’den gelen bir emekli vatandaşımız, Yunanlıların İzmir’i işgali sırasında işlenen vahşet ve yağmacılık hakkındaki görgü tanıklıklarını aşağıda olduğu gibi beyan etmiştir:

1- İşgalin Başlaması ve Katliam: 15-Mayıs-1919 tarihinde İzmir’e çıkmaya başlayan Yunan askerleri, Pasaport’un işgalini takiben yerli Rumların da katılımıyla askerleri ve Müslüman halkı katletmeye; Müslüman mağaza ve dükkânlarını yağmalamaya başlamışlardır. Ayrıca karşılaştıkları Müslüman kadınları zorla soyup bazılarına tecavüz etmişlerdir.

2- Şehit Olan Komutanlar: Kolordu Kurmay Başkanı, Merkez Komutanı ve Levazım Başkanı beyler şehit edilmiştir.

3- Kayıp Komutan: Kolordu Komutanı’nın akıbeti bilinmemektedir.

4- Devlet Dairelerinin Durumu: Hükümet binaları yağmalanmış, resmi evrak ve defterler yakılarak yok edilmiştir.

5- Askerlerin Esareti: Türk askerleri kışla ahırlarına hapsedilmiştir.

6- Kayıplar: Türk askerlerinden ve Müslüman halktan yüzlerce kişi şehit edilmiştir.

7- Zulmün Devamı: İzmir’de Türk ve Müslümanların öldürülmesine hâlâ devam edilmektedir.

8- Köylerdeki Durum: İzmir ile Torbalı arasındaki köylerde yaşayan Müslüman halk, Yunanlılar ve yerli Rumlardan oluşan çeteler tarafından tamamen katledilmiş; mal ve eşyaları yağmalanmıştır.

9- Subaylara Hakaret: Üst düzey yetkililer ve subaylar ağır hakaretlere uğramış ve darp edilmişlerdir.

10- Zorbalık: Başka bir görgü tanığının ifadesine göre; Yunan askerleri ve yerli Rumlar, yolda rastladıkları Müslüman halkın ve kadınların göğüslerine zorla Yunan rozeti takarak onları “Yaşasın Venizelos” diye bağırmaya zorlamışlardır.

Belge No: 2366 (Devamı)

► (Halkın Maruz Kaldığı Baskının Devamı): (Önceki sayfada bahsedilen “Yaşasın Venizelos” diye bağırtıldıktan sonra) ayrıca “rozet bedeli” adı altında halktan zorla on beşer kuruş alındığı ve ancak bu şekilde serbest bırakıldıkları beyan edilmiştir.

► Tarih ve Raporu Sunan: 19-Mayıs-1919, Denizli Tabur Komutanı Hamdi.

► Aslına Uygundur Onayı: Bu belge, 20-Mayıs-1919 tarihinde aslına uygun olduğu onaylanarak Genel Jandarma Komutanı Albay (Miralay) Ali Kemal Sırrı tarafından imzalanmıştır.

ATATÜRKNEYAPTI ” ÖYLE Mİ! ?

KAYNAK:

T.C. Milli Savunma Bakanlığı

Arşiv ve Askeri Tarih Daire başkanlığı

Askeri Tarih Belgeleri Dergisi

Ocak 1992 sayı: 93



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Alihan Şen avatarı
    Alihan Şen

    Atatürk ve arkadaşları olmasaydı Türkler bugünkü Filistinlilerden beter olacakmış. Türkiye’yi İsviçre zanneden liberal ahmaklar anlamaz. Türkiye’nin etrafı ateş çemberi ve düşmanlarla çevrili. Türkiye’yi Filistin olmaktan kurtaran Atatürk’e ve arkadaşlarına teşekkür ediyoruz.

  2. Bozkırın Bebeleri avatarı
    Bozkırın Bebeleri

    Bize yine cehennemi yaşatmak isteyenler var.
    Yunan, Bulgar, Ermeni, Rusya, ABD, israil, Kürtler.
    Bunlarında yandaşları, Fransız, ingiliz, Alman vs.

  3. İdris Aydın avatarı
    İdris Aydın

    Halen Ülkemizde, bu kanlı olaylar bilindiği halde, Rum- Yunan Patrikhanesi tolere ediliyor, istanbul’ un en güzel yerinide kapmışlar.

    Bu Patrikhanenin ileride bize çok büyük zararı olacak. Şimdiden işlemlerini kısıtlamak gerekiyor. Arada bir eşek arılarını toplayıp o bölgeye bırakmak gerekiyor. Bence kilisenin içine.

    1. Alihan Şen avatarı
      Alihan Şen

      Atatürk’ün en büyük hatası Fener Rum Patrikhanesini yerle yeksan etmemesiydi. Atatürk, Fener Rum Patrikhanesini yerle yeksan etseydi bunlar olmazdı.

  4. Alaeddin Yalçınkaya avatarı
    Alaeddin Yalçınkaya

    İzmir’de yaşanan böyle bir facia ile halifenin ne alakası var?
    II. Meşrutiyetin ilanıyla birlikte Halife/Sultan’ın hiçbir yetkisi kalmamıştır; sadece Meclisin ve Heyet-i Vükelânın kararlarını bâ-irade-i seniyye yayınlamak dışında.
    İzmir’in işgalinin uluslararası hukuk sebebi ise Mondros Mütarekesi’nde Fethi Okyar’ın tek başına (Heyet-i Vükelâdaki istişarede hiç olmayan) bir maddeyi, galipler güvenlik gerekçesiyle istediği yere asker çıkarabilir, maddesini imzalamasıdır. Bunun hesabı, Fethi Okyar’ın Büyükada’da İngiliz general ile temaslarını araştıralım.
    Sultan Vahdettin’in Mütareke’yi reddetme yetkisi yok, hükümette karşı çıkmayınca anayasal yetkisi çerçevesinde fevkalade hal gerekçesiyle Ahmet İzzet Paşa hükümetini görevden almıştır.
    Osmanlı da Halife-Sultanlar da tarihteki yerini almıştır. Ancak bugünden baktığımızda olayları doğru analiz etme görevimiz vardır. Lütfen o günkü anayasal düzenlemeleri okumadan “halife, sultan neredeydi?” benzeri bilgisiz çıkışlarda bulunmayalım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar