AB’nin askeri ittifakı içinde yer alabilir miyiz?

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Bunu isterdim, ama hiç sanmıyorum.

İkinci dünya savaşı sonrası ABD ve NATO’nun vizyonu farklı.
ABD NATO’yu ağırlıklı olarak askeri güvenlik kavramına göre tasarladı.
NATO’nun mal, hizmetler ve işgücünün serbest dolaşımıyla bir alakası yoktur.
Yalta Konferansında yapılan pazarlıklar ve paylaşım temel alındı.

AB ise farklı bir kulvardan ilerliyor.
Bir ütopyaları var.
Tek parça büyük bir Avrupa krallığı kurmak istiyorlar.
Ve sınırları da aslında çizmiş durumdalar.
Malesef Türkiye Avrupa’nın sınırları dışında.
İsrail bile içinde sayılabilir.
Gürcistan, Ermenistan falan.
Ama Türkiye dışında.

Eskiden Türkiye’yi ekonomik pazar haline sokacak anlaşmalara yatkındılar.
Ancak, son yıllarda Hindistan ve Çin’le bile daha fazla yakınlaşmakta bir mahsur görmüyorlar.
Özellikle Hindistan ile yapılan son anlaşmalar çok rahatsız edici.

Türk vatandaşlarının Avrupa’da serbest dolaşımı ise bir kabus olarak görülüyor.

Türkiye’nin askeri ürünlerini almamak için bin dereden su getiriyorlar.
Özellikle Fransa ve Yunanistan AB’nin silahlanma programları için ayrılan fonların AB ülkeleri içinde kalması gerektiğini söylüyor.
Bu özellikle Türkiye savunma pazarının dışında kalsın anlamı taşıyor.

Örneğin, Ukrayna savaşında en çok yokluğu hissedilen 155’lik obüs mermilerini Türkiye bolca ve ucuza üretebilmesine rağmen, Türkiye’yi bu pazardan dışlamak için çok fazla çaba harcadılar.

Açıkçası PSİKOLOJİK BİR EŞİK var.
AB’nin lider devletleri ve halkları bu eşiği geçemiyor.
Türkiye’yi askeri, ekonomik anlamda DOĞAL bir düşman olarak görüyorlar.
Türkiye’nin askeri her tasarrufunu AB’ye, özelde Yunanistan ve GKRC egemenliğine yönelik tehdit olarak görüyorlar.
Son günlerde köpürtülen İsrail-Türkiye husumetinde ise açıkça İsrail lehinde pozisyon alıyorlar.

Elbette bütün olup bitenlerde yalnızca AB sorunlu değil.
Türkiye de, Davutoğlu’nun STRATEJİK DERİNLİK anlayışı, sonrasında ABD’ye ayarlı BOP, EBOP projelerinde Irak ve Suriye’de yığınak yapması, Yüce Galaktik Liderin “Eyyyyyy” diye başlayan tiradları, babalanmaları özellikle büyüklük iddiası olan Fransızları çok ama çok irrite etmiştir.
Aslında Türkiye batılı askeri güçlerle pek çok kez karşı karşıya geldi.
Libya da, Suriye’de, Ege Denizinde, son zamanlarda Kıbrıs’ta.
Bu karşılaşmalarda gerçek hasım ülkeler gibi tatbikatlar yapıldı.
Silahlar gösteridi.
Açıkçası askeri ve diplomatik alanda tehdit dili kullanıldı.
Çok ama çok örnek var.

AB’nin lider  ülkeleri ve halkları nolursa olsun Türkiye’nin tam üye olmasına karşı olduğunu bilmek gerekir.
Günden güne yükselen sağın etkisine giren AB’de serbest dolaşım, askeri ittifak kesinlikle kimsenin düşündüğü şey değil.
AB Türkiye’yi tamamıyla düşmanlaştırmadan, olabildiğince uzakta, ve pasif vaziyette tutabilecek kadar yakınlık arzuladığını bilmek lazım.
Bizlere göre akılcı, mantıklı olmasına rağmen Türkiye ile bir ittifak içinde olmak AB’nin karar alıcılarında, halklarında mide bulantısından başka etki yaratmıyor.

Türkiye ittifak arayışlarına devam etmekle beraber, NATO içinde kalmaya devam etmeli.
Çok da sorun ediliyorsa, onların bizi NATO’dan atmasını beklemek gerek diye düşünüyorum.
Çok beklemeye gerek kalmadan, Türkiye’nin ABD, AB ile askeri yüzleşmelerinin giderek artacağını bekliyorum.
Hazırda uyuşmazlık konusu olan çok yer var.

Bu nedenle ülkemizin seferberlik çabalarının hızlandırılmasını, gizli ya da açık değişik formüllerle ekonomik, askeri, siyasi ittifak arayışlarına devam etmesi önemlidir.
Türkiye asla bağlantısız, ya da önemli ittifakların dışında yalnız kalamaz.


Turkish Forum AI Soruyor

🤔 Tartışmaya Katılın

AB'nin Türkiye'yi dışlamasının sebepleri nelerdir? Türkiye'nin uluslararası ittifak arayışları hakkında ne düşünülmektedir?


Fikrinizi Paylaşın


Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Süleyman Çelik avatarı
    Süleyman Çelik

    Hitler’den kaçıp Türkiye’ye sığınan Alman profesörlerden Neumark, “Avrupalılar Türkleri sevmez. Çünkü Anadolu’yu bin yıldır Haçlılara mezar yaptınız. 400 yıl ensemizde at koşturdunuz. Bu nedenle Türk düşmanlığı Avrupalıların genlerine işlemiştir” demiştir. İşte bu söz her şeyi açıklamaktadır.
    Romen diplomat ve tarihçi T. G. Djuvara, “Cent Projects de Partage de la Turqie (1281-1913)” (“Türkiye’nin Paylaşılması Hakkında Yüz Proje) adında bir kitap yazmış ve bunu 1914’de Paris’te yayınlamıştır.
    Yani Batılılar, 1913’e kadar Türkiye’yi parçalayıp paylaşarak Anadolu’dan atmak için 100 proje hazırlamışlar. 101. proje Sevr’di. Atatürk, bunun gerçekleşmesini engellediği için Batılılar en büyük düşman olarak bellemişlerdir. 102. proje ise BOP’tur…
    Buna karşın tarih bilmeyen cahil politikacılar önce NATO’ya başvurmuş, Kore’de kahramanca savaştığını gördükleri Mehmetçiğin kendilerine 23 cente mal olduğunu görünce, Sovyetler’e karşı fedai olarak kullanmak üzere almışlardır.
    AB’ye başvurduğunda ise pazar olarak kullanmak üzere aday ülke yapmışlardır ve hiçbir zaman almayacaktır. Bunu Fransa Başkanı C. de Gaulle , 1963’de Ankara Anlaşması imzalandığı zaman açıkça söylemiştir: “Türkiye AB’nin (o zaman AET) ne içinde ne de dışında olmalıdır.” Yani demek istemiştir ki “kapıda bekletilerek pazar olarak kullanılmalı!” 63 yıldır yaşanan budur. Ne yazık ki o zamandan bu yana gelen giden iktidar ve muhalefet partileri ya bunu anlayamayacak kadar zeka özürlü ya da bunu bildikleri halde halkı uyutmak için AB’ye gireceğiz masalını okumaktalar.
    AB Ordusu’na gelince. Ben, bu konuda Sayın yazarın görüşünde değilim. Aynen NATO’da olduğu gibi Mehmetçiği gene fedai olarak kullanmak isteyebilirler. Çünkü Trump’ın NATO ile ilgili sözleri AB ülkelerini endişelendirdi. Çünkü hiçbirinin doğru dürüst ordusu yok ve Avrupalı gençler askerlik yapmak istemiyor. Bu bakımdan onlar istese bile Türkiye girmemeli. Çünkü Türkiye AB ordusuna katılırsa Rusya ile düşman olur!.
    Türkiye, bu konuda Atatürk’ün dış politikasını uygulamalı.
    NATO’dan kendisi çıkmamalı. Onlar çıkarmak isterse de vuruşarak çekilmeli.
    Fakat ne iktidar ne de Ana Muhalefet’te Atatürk’ün dış politikasını uygulayabilecek vizyon var!..

    1. Alihan Şen avatarı
      Alihan Şen

      Batılıların her zaman gerici, bağnaz ve yobaz olduklarını söylemiştim. Batılıların hiç bir zaman laik, çağdaş ve modern olmadıklarını söylemiştim. Batılıların Türkiye ve Türk saplantısı kendi kendilerini bitirecek. Atatürk’ün milli ve tarih bilinci çok güçlüydü. Fakat malesef Atatürk’ten sonra gelen siyasilerin milli ve tarih bilinci yok. Osmanlı’yı bilmiyorlar, Selçuklu’yu bilmiyorlar sadece hamaset yapıyorlar. Dini de ticari olarak kullanıyorlar. Eğer bizim siyasilerde zerre kadar milli ve tarih bilinci olsaydı NATO’ya, ABD’ye, AB’ye yalvarıp durmazdı. Atatürk’ün erken vefatı çok üzücüydü(57 yaşında vefat etmesi çok erkendi) Atatürk’ün en az 15 sene daha Türkiye’yi yönetmesi gerekirdi. Türkiye’nin 1946’da çok partili sisteme geçmesi erkendi. Aslında Türkiye’nin tek partili sistemi 1970’lere kadar devam etmesi gerekirdi çünkü cehalet bitmeden çok partili sisteme geçilmez. Batılı ülkelerde Hintlilerin, Afganların, Pakilerin, Arapların, Afrikalıların çoğalması ve beyazların azınlığa düşmesi bizim için iyi bir şeydir. Böylece Türkleri Anadolu’dan atmaları imkansızlaşır. Diyeceğim şu Türkiye asla AB ordusuna katılmamalı. Türkiye’nin AB ordusuna katılması yanlıştır. Türkiye’nin bir an önce üyelik başvurusundan vazgeçip Gümrük Birliğinden ayrılması lazım. AB’nin ve NATO’nun dağılacağı günü dört gözle bekliyoruz.

  2. Mehmet Yavuz DEDEGIL avatarı

    Sayın Oraj Poyraz’ın 27 Nisan 2026 tarihli, „AB’nin askeri ittifakı içinde yer alabilirmiyiz“ başlıklı makalesi hakkında:

    AB’nin halen geçerli tüzüğü, yani
    – „kararların mutlaka oy birliği“ ile alınabilmesi ve
    – Büyüklüğüne bakılmaksızın her ortak ülkenin sadece bir tek oyu olması, AB’nin işleyen ve müşterek bir askeri yapıya sahip olmasının önündeki en büyük engeldir.

    Diğer engeller de, AB ülkeleri içinde sadece Fransa’nın nükleer silâhlara sahip olması, buna karşı Almanya’nın silâhlanmasının 4 galip devlet (ABD, Íngiltere, Fransa ve Rusya) tarafından sınırlanmış olmasıdır. 2. Dünya Savaşı sonunda konulan bu sınırlama, 2000 senesinde, Doğu ve Batı Almanya birleştirilirken yine bu dört devlet tarafından yenilenmiştir. Almanya’nın uçak, füze ve nükleer silâh yapması yasaktır, tank, savaş uçağı ve asker sayısı da bu dört devlet tarafından sınırlandırılmıştır.
    Özellikle Almanya bu sınırları kısmen aşabilmek için, Avrupa ortakların yaptığı uçağın bazı parçalarını yapmakta ama uçağın montajı, Bordeaux’da (Fransa) yapılmaktadır.
    Hâlen Almanya’da 35.000 kadar ABD askeri, bir askerî hastanesi ve birçok atom başlıklı füze mevcuttur.
    Yıllar önce, daha Íngiltere de AB üyesi iken, takriben 150.000 askerlik bir „AB-Âcil müdahele“ ordusu kurulması tasarlanmıştı. Bu tasarıya göre, finansman ve personel bütün üye devletler tarafından karşılanacak, fakat yönetim ve kararlar en büyük 6 devletin elinde olacaktı, fakat 27 çok farklı devlet, bir karar alamadı.

    AB, bir sivil üretim ve pazar gayesiyle kurulduğu için, bugünkü yapısı ile, işleyen askerî
    bir teşkilâtı kurma ve yönetmesi pek mümkün değildir.

    Türkiyemizin AB’ye alınması ise, Türk politikacıların halkı bilerek veya bilmeyerek aldatmasından ibarettir. Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın tek oy ile bunu engelleyeceği kesindir.
    Kaldı ki Türkiye bugünkü yönetimi ve hukuku ile, geleceği öngörülemeyen garip bir „çeteler devleti“ görüntüsü vermektedir.

  3. Türk avatarı
    Türk

    Türkiyenin en büyük sorunu; dünya piyasasına , eğtimli politikacı yetiştiremediğinden geliyor.

    Şu andaki Türkiyedeki politikacıların, bilği- kültür seviyesine bakarmısınız?
    Diplomaları bile yok, köy çobanları. Olanlarında sahte.

    Eğitimli anlamda şunu ifade etmek istedim,kendi Tarihini ve Uluslar arası Tarih bilgisi, Politik, Askeri, geo politik , Uluslar arası Hukuk bilgisi olması, ayrıca en azından iki yabancı dili olması gerekli.

    Son olarak aranan şart, %100 Türk Genleri taşıması.

    Türklerin doğuşu ve Tarihi temiz. Asil bir millet. Birde Türk halkı bunun bilincinde olsa!!!

    1. Alihan Şen avatarı
      Alihan Şen

      Türkiye’yi yönetmeleri için bizim siyasilerin milli ve tarih bilinci olması şart. Atatürk’ün milli ve tarih bilinci var ve çok güçlüydü. Eğer Atatürk Türkiye’yi 15 sene daha yönetseydi, Türkiye 1970’lere kadar tek partili sistemde kalsaydı itilip kakılmazdık.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Turkish Forum AI Analiz Etti

ABD ve NATO arasındaki vizyon farklılıkları, AB'nin Türkiye'yi dışlaması ve tam üye olmasına karşı olması anlatılmaktadır. Türkiye'nin uluslararası ilişkilerdeki zorlukları ve çabaları vurgulanmaktadır.

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar