GENÇLERİMİZİ NİÇİN ÜRETİM TOPLUMU OLMA YÖNÜNE İTMELİYİZ

Okuma Süresi:

4–6 dakika
❤️

Arkadaşlar biliyoruz ki dünyanın en değerli nesnesi bilgidir. İkinci dünya savaşından çökmüş olarak çıkan Almanya ve Japonya beyinlerinde ve kültürlerinde bulunan bilgi gücüyle yeniden ayağa kalktılar. Çin , Hindistan , Kore , Tayvan hatta İran bile bilgiye önem verdi .Ülkelerinin bağımsızlıklarını ve kendi çıkarlarını koruyarak iyi eğitim ile “bilen insan değil, yapabilen insan yetiştirdiler..”

Üstte buluna çekim Kore ‘ den , burada bir lastik kaplama fabrikası göreceksiniz . https://www.youtube.com/watch?v=RsePwU8K5aI&t=1s Benim iş yerimde İvedik OSB içinde , bir sokak yanımız ise lastikçiler sitesi ve pek çok küçük atölye var. Bazısı lastik kaplama yapıyor..Ben de arada bir gider bakarım. Bizim küçük işliklerde lastik kaplama işlemi diyelim ki 10 işlem basamağında bitiyorsa , aynı işi Kore çekim de görüleceği gibi 20 , 25 işlem basamağında bitiriyor..Koreliler kuşkusuz salak değil , işi doğru ve eksiksiz yapınca böyle 25 basamak çıktığını kestirmek zor değil . Daha sonra lastik kaplama işini kim doğru ve güvenilir yapmış , kimin niteliği daha iyi bu ayrımı da nerede görüyoruz ? Kent dışı yollarımız da kamyon lastiklerinden kopmuş , sıyrılmış , ayrılmış ve yola savrulmuş pek çok lastik kaplama parçalarını görüyoruz . Bunların bir bölümü tek parça olup , kazalara da neden olduğunu biliyoruz. Ülkemizde bu denli özenli ve eksiksiz lastik kaplama fabrikası var mı.? Duymadım. Sağ olsun Hamdi hocam , Petlas paylaşımı ile bu konuya bir ölçüde açıklık getirdi..Kendi adıma arabama Petlas dışında lastik almam.Türk malı tek lastik diye biliyorum.

( Bilgi = 1955 yılında ticaret hayatına başlayan Abdulkadir Özcan, yeni lastik tedarikinin yeterli olmadığı bu dönemde, kullanılmış lastikleri basit işlemlerden geçirerek, dişler açıp kaplayan ve yeniden satan firmalara hurda lastik temin etmeye başladı.)

Petlas ı, devlet 1977 de Kıbrıs harekatı sonrası USA uçak lastiği vermeyince Kırşehir de kurdu 1989 açtı 2005 de A.Özcan satın aldı.. İlk yıllar çok kötü lastik diye az sattı.Şimdi , bana göre çok iyi . İşi de öğrendiler güzel lastikler yapılıyor. Kurulurken doğu Almanya dan satın alınan makineler bile yeterince , bilinçle kullanılamıyormuş .. Özet olarak şunu vurgulamaya çalışıyorum : Alfa Döküm teknolojisi , Petlas lastik teknolojisi hep bir bilgi birikimi ile gerçekleşen sonuçlar..Dünya bu bilgiyi UZMAN ,ÖĞRETMEN, DANIŞMAN ,KİTAP , PATENT , LİSANS , KNOWHOW gibi yüzlerce yöntem ile satıyor , önemli olanları ise para verseniz bile satın alamıyorsunuz …

Türkiye olarak bu alanlara yeterli saygı ve değeri vermediğimiz için sonuçta bilgi , bilim ,teknoloji ve üretim istenilen düzeyde gelişmiyor. ..

Öncelikle ülke olarak ne olmak istediğimize karar vermek zorundayız . Türkiye ne olmak istiyor ? Bizi çok seven dostlarımız ! İster AB olsun ister ABD olsun ,,,, yer yer de EN İYİ SANAYİ BACASIZ SANAYİ sözü ile HİZMET TOPLUMU yada ALSAT TOPLUMU olmamızı istemeyi usanmadan sürdürüyorlar ve şöyle diyorlar : “Biz üretiyoruz , siz satın . Biz yorulunca dinlenmeye size geliriz . Siz de güneş var , deniz var , kebap var.. Ancak bize güzel hizmet verin .. Biz de arada bir size gelelim deyince ,İşte bu olmaz VİZE ile bunu engelleriz.. “ Gerçekler kısaca böyle.. Türk ulusu Anadolu gibi altın değerinde topraklar da adam gibi , yaşamak istiyorsa , bu topraklarda bağımsız ve egemen olmak istiyorsa ele el açmayı bırakmak için onlar gibi ÜRETİM TOPLUMU olmak zorundadır … Bu anlam da tüm okullar öğrencilere üretme bilincini uygulamalı olarak bir ürün yaparak – yaptırtarak öğretecek . Böylece ; BİLEN KİŞİ DEĞİL YAPABİLEN KİŞİLER YETİŞTİRMEYE BAŞLAYACAK .

Ülkemiz , tüketim toplumu olmaktan üretim toplumu olmaya geçtiği gün , pastanın dilimleri de büyümeye başlayacaktır …Küresel sömürgeciler göz diktikleri ülkelerin öncelikle pasta dilimlerini küçültür. Ardından başta köken ve inanç eksenli olarak yoksullaştırdığı halkı birbirine kışkırtır . Çıkarttığı iç savaş sonrası barış meleği olarak gelir ve işgal eder… Birbirini yiyen yerli halk artık yeni efendilerine uşaklık yapmak üzere sıraya girerler… Çevremiz de ki ülkelere baktığımız da benzer olayları yaşadıklarını ve çok fazla can verdiklerini biliyoruz.. Türk ulusu buradan sıyrılmak için , önce pusulasını ÜRETİM TOPLUMU olma yönüne çevirmek zorundadır. Yoksa Anadolu da yaşamamıza bile izin vermeyecekleri görünüyor.

Şu anda yaklaşık ana okulunda bilgitay a değin toplam öğrenci sayımız yaklaşık 30 milyon .. Bu çok büyük bir sayı olmasına karşın , öğrenciler üreten bilgilerle değil , tüketen bilgilerle okullarını bitiriyorlar…

NE YAPMAK GEREK :

Bu konuda bireysel ya da bir STÖ olarak İKİ AYRI YOL ÖNEREBİLİRİZ:

Şu anda kentsel dönüşüm adıyla da artan dikey evlerde çocuğumuz bir tahtaya çivi bile çakamaz . Çakarsa , komşu ile en sonun da mahkemelik oluruz..Komşu haklı mı ? Haklı .. Çünkü dikey evler doğal yaşama uyumlu değil ..

Dikey evler , tüketim toplumu olmayı ve yalnızlaşmayı besliyor, yatay evler ise üretmeyi ve yaşam sevincini besliyoır.. .

Eğer bir ülke üretim toplumu değilse ve üretmekten uzaklaşıyorsa evler hep dikey , üretim toplumu ise evler ezici çoğunlukla yatay yapılır..

Dikey evlerde dostluklar gelişmez , komşular birbirini tanımaz . Yatay evlerde ortak etkinliklerin sayısı yüzleri, binleri bulur … Çapa , tırmık , soğan , maydanoz yada imece tarhana , makarna yapmak hep ilk adım için birer bağlantı ipidir..

Yabancılar MADE in HOME diye evlerinin bahçelerinde küçük uçak bile yapıyor. Devlet , denetliyor , yeterliyse uçuş izni veriyor. … Evde üretilenler için fuar kuruyorlar… Bunlar bizde olmadığı gibi evlerimiz de sürekli olarak dikey yapılıyor.. Öte yandan çocuklarımızın karar verme gücü ve özgüven duyguları yüksek olsun , yetenek ve yetileri ortaya çıksın , beceri , tasarım ve üretim bilgileri gelişsin istiyoruz . Peki tüm bu istekleri çocuklarımıza kim verecek , nerede kazanacaklar ? Bu istekleri , okullar vermiyor , sokaklar da oyun alanı kalmadı , çok katlı evlerde ise en çok bulunan kavram yasak ..

BİREYSEL OLARAK : Bunu bir ölçüde başarmak için bireysel anlamda evler de çocuklar için kabaca bir uğraş (Hobi ) belirleyerek bilim – üretim masası kurmaya çalışın en ucuzundan , pil – mıknatıs – bakır tel – vida – demir tel – havya – eğe – pense – karga burnu gibi ( Burada hangi takımlar gerekli ve bazı eğitim model yapım resimleri var , özellikle 167 – 168 – 169 – 170 . sayfalarında öğrencileri bir uğraş ile buluşturmak için nasıl bir yol izlenilir , yararlanabilirsiniz . ) Kitabı indirmek karşılıksız olup Ana sayfa üste bulunan ÜRETİM TOPLUMU OLMAK adlı yere tıklamanız yeterlidir.

https://www.tube-ytoo.com/?pnum=80&pt=%C3%9CRET%C4%B0M+TOPLUMU+OLMAK+

STÖ OLARAK : Çocuk ve gençlerimizi yaşamak hazırlamak için mahalle aralarına en başta belediyeler üzerinden ORTAK UĞRAŞ İŞLİKLERİ açılmasını sağlayarak buralarda çocuklardan , emekli olmuş insanlara değin bu atölye de buluşturmak , kaynaştırmak ve burada insanımızın ev de yapamadığı ürünleri yapmasına , gençlerin beceri kazanmasına , çocukların uğraşlarını geliştirmesine omuz verecek işlikler açılmasını sağlamak bölgeye çok büyük katkıları olacaktır..

Motor Teknik Öğretmen – Ferit Baltacı



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Alihan Şen avatarı
    Alihan Şen

    Aynen katılıyorum, burası İsviçre coğrafyası değil. Bizim etrafımız ateş çemberi. Türkiye’nin ve Türk milletinin üretim toplumu olması zorunludur. Siyasi ve ideoloji kavgalarını bırakmalıyız. Eğitim laik, bilimsel, bilinçli, milli, çağdaş, siyasiden ve ideolojiden arındırılmış, bilgiye dayalı olmalı. Suriye’nin, Irak’ın, Afganistan’ın, Libya’nın, Yemen’in, Sudan’ın, Somali’nin durumuna bakın ne haldeler? ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, Rusya, İsrail vb. emperyalist devletler zayıf ülkeleri etnik üzerinden, din üzerinden, mezhep üzerinden kışkırtır. Atatürk’ün amacı Türkiye’yi ve Türk milletini üretim toplumu yapmaktı fakat Atatürk’ün erken vefatı yarıda kaldı. Atatürk sağlığına dikkat edip 15 sene daha Türkiye’yi yönetseydi, Türkiye 1970’lere kadar tek partili sistemde kalsaydı çoktan üretim toplumu olurdu ve emperyalistler tarafından itilip kakılmazdık.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar