MOTORU REKTEFİYE EDİLMEYEN MİLLİ EĞİTİM

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

Milli eğitimde kim gelirse gelsin, gelen tüm Bakanlar genelde yaptıkları kaportayı düzeltme, boyama, geçici pansuman işleri üzerine faaliyet gösterilmektedir.
Süreklilik ve devamlılık olmamaktadır.
Nedeni ise iki önemli sebebe dayanmaktadır:
1. Birincisi ve en önemlisi; rejimin ve laikliğin zülfiyarine dokunup, tepki çekme korku ve telaşı.
Acaba nasıl bir saldırıya maruz kalırım?
Bu tepkilere mukavemet edip, altında kalmama durumum olur mu?
Tıpkı bu sene eski senelerden biraz farklı olan Ramazan kutlamaları gibi.
2. Yüz yıldır mevcut olup değişmeyen ve genelgelerle yürütülen EĞİTİM MOTORUNUN REKTEFİYE edilmemesi.
Motorun indirilipte asrın ve zamanın idrak ve anlayışına uygun hale getirilmemesi ve yetersiz kalınması.
Buradaki korku da; acaba motor elimde kalır mı?
En basit ifadeyle, yüz yıllık bir arabayla gelinde dünya ile ve dünyadakilerle yarışın?
Eskiden bir okul açılınca, bir hapishane kapatılır, denirdi.
Şimdi ise neredeyse, bir okul açılırken, bir hapishane açma ihtiyacı doğuyor.
İkiyüz elli bin kişilik hapishanelerde, dört yüz binden fazla kişi bulunmakta, bir kısmı ise yerde yatmaktadır.

Toplumun Milli Eğitimdeki genel kanaati şudur;
İyi niyetle ve bütçeden en çok para ayrılan ve yatırım yapılan kurum Milli Eğitim olmasına rağmen, ruha ruh olmada, eğitimde mesafe kat etmede, geleceğe ümit ve umut olmada, asrın ve toplumun idrakine uygun eğitimi gerçekleştirememiştir.
Günü kurtarmaya yönelik bir eğitim.
Üniversiteler ise bundan çok da farklı değil.
Kısacası; Milli Eğitimde de, Üniversitelerde de KÖKLÜ bir değişime ihtiyaç var.

Konuyu detaylandıracak olursak:

— · ⁖ · —


Paslı Kaporta ve Atıl Motor: Maarif Davamızda Asıl Mesele

Yüz yıllık bir devrin eşiğinde, eğitim sahasında şahit olduğumuz manzara, antika bir otomobilin sürekli boyanıp cilalanmasından ibaret bir gayretkeşliği andırmaktadır. Gelen her makam sahibi, dış karoseri üzerindeki çiziklerle meşgul olmayı, kaportadaki çürükleri macunla kapatmayı bir maharet saymaktadır. Halbuki asıl mesele, o parlak boyanın altında can çekişen, zamanın ruhuna yabancılaşmış ve artık tekleyen motorun ta kendisidir.

Zülfiyâre Dokunma Korkusu ve Rejim Kıskacı
Eğitimde köklü bir tecdid ve ıslahatın önündeki en büyük engel, maalesef fikir hürriyeti önündeki görünmez barikatlar ve “aman birileri ne der?” endişesidir. Bir idarecinin, sistemin temelindeki yanlış inançlara ve eskimiş kaidelere neşter vurmak yerine, geçici pansumanlarla vakit geçirmesinin temelinde bu mukavemet korkusu yatar. Tıpkı bu sene şahit olduğumuz, hayatın tabii akışına uygun Ramazan kutlamalarının dahi fırtınalar koparması gibi, hakiki bir maarif hamlesi de statükonun şimşeklerini üzerine çekecektir.

Lakin unutulmamalıdır ki; fırtınadan korkan, gemisini menzile ulaştıramaz.

Asrın İdrakine Yabancı Bir Mekanizma
“Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı, asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı” düsturu, eğitim motorumuz için de geçerlidir. Yüz yıllık bir motorla, yapay zekânın ve dijital inkılabın yaşandığı bir cihan şümul yarışta mesafe kat etmek muhaldir. Motorun indirilip, parçalarının tek tek elden geçirilmesi ve bugünün manevi ve maddi ihtiyaçlarına göre yeniden inşa edilmesi elzemdir. “Elimde kalır mı?” korkusuyla dokunulmayan her dişli, aslında nesillerimizin elden kayıp gitmesine sebebiyet vermektedir.

Mektep mi, Islahevi mi?

Eskilerin o meşhur tesbiti olan “Bir okul açan, bir hapishane kapatır” sözü, bugün ne acıdır ki manasını yitirmek üzeredir. Eğer bir mektep, talebenin kalbine fazilet, ruhuna huzur, zihnine ise hakiki ilmi nakşedemiyorsa; orası sadece diplomalı işsizlerin veya manevi boşlukta savrulan fertlerin yetiştiği bir durak haline gelir.
Bugün cezaevlerindeki doluluk nisbeti, fiziki imkanların yetersizliğinden ziyade, kalplerin ve zihinlerin imar edilemeyişinin bir neticesidir.
Kaporta ne kadar parlak olursa olsun, motor çalışmadığı müddetçe o araç bizi ancak uçuruma götürür.

Makalenin Özeti

Bu yazı, milli eğitim sistemimizdeki temel problemin yüzeysel düzenlemeler (kaporta işleri) değil, sistemin özü ve zihniyeti (motor) olduğunu savunmaktadır. Statükonun tepkisinden çekinerek radikal değişikliklerden kaçınılması ve yüzyıllık köhne metotların bugünün ihtiyaçlarına cevap verememesi, toplumsal bir yozlaşmaya kapı aralamaktadır. Neticede, manevi terbiyeden mahrum bir eğitim anlayışı, hapishaneleri kapatmak şöyle dursun, yeni suç mahallerinin oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Hakiki çözüm, korkuları bir kenara bırakıp motorun asrın anlayışına göre yeniden inşasındadır.

Bir kıssa:
Bir gun Rektör Milli Eğitim Müdürüne sitem ederek sorar;
Bize nasil öğrenci gönderiyorsunuz? İlgisiz ve isteksiz!
Müdürde cevaben; Onlar sizin gönderdiğiniz öğretmenler tarafından yetiştirilmektedir.

Hazırlayan: Mehmet Özçelik www.tesbitler.com



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar