Meclis Başkanı ve TBMM Orduları Başkomutanı Mustafa Kemal Paşa, 1 Mart 1922 tarihinde Meclis açış konuşmasında köylü ve tarım sorunlarına eğilmiş ve “Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, mutluluk ve servete hak kazanmış ve layık olan köylüdür.” demesi 30 Ağustos Büyük Zafer’in kazanılmasından yaklaşık 6 ay öncedir.(3 )
“Kılıç kullanan kol yorulur, fakat saban kullanan kol, her gün kuvvetlenir.” değerlendirmesi ise tarımın önemi vuru yaptığı İzmir İktisat Kongresinde yaptığı konuşmada yer alır.
Karnı topraktan doyan Türk köylünün üzerindeki aşar(öşür) vergisi baskısı ve tarım kesiminde yarattığı sorunlarla birlikte tüm aksaklıklarıyla birlikte Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne devrolur.
Devlet gelirlerinin %25’ine yakınını oluşturan “Aşar Vergisi”nin (* )kaldırılması için İzmir İktisat Kongresi’nde(17 Şubat – 4 Mart 1923) oy birliği karar alınır.
Osmanlı toprak sisteminden kalan vergi 1925 yılında kabul edilen 552 sayılı yasayla kaldırılır.
( BU YAZI DERLEMEDİR)
(*)Aşar Vergisi: Osmanlı döneminde köylülerden, ürettikleri tarım ürünleri için %10 oranında alınan vergidir. Şer’i hukuka göre belirlenen vergi üç türe ayrılırdı. Bunlar sırasıyla nakdi, maktu ve ayniydi. Ayni vergi, ürünün kendisinin vergi olarak alınmasıdır. Nakdi vergi ise ürünün paraya dönüştürülüp o şekilde tahsil edilmesidir Maktu vergi, mükellefler arasında ayrım yapılmaksızın, farklı oranlarda değil, herkesten eşit olarak alınan vergidir. Baş ve damga vergileri örnek olarak verilebilir
—




Bir yanıt yazın