Tarih, insanlığın en karanlık anlarının hafızasıdır. Bu hafızanın en acı sayfalarından biri kuşkusuz Holokost’tur; Nazi Almanyası tarafından 6 milyon Yahudi’nin sistematik olarak katledildiği endüstriyel bir ölüm makinesi. Bu büyük trajedi, “bir daha asla” sözünü insanlığın ortak vicdanına kazımıştır. Ancak bugün, bu tarihi acının mirasçısı olduğunu iddia eden bir devlet, İsrail, bu “bir daha asla” ilkesini ayaklar altına almakta, Holokost’un hatırasını kendi siyasi çıkarlarına alet ederek Gazze’de tarihin en büyük insanlık suçlarından birini işlemektedir.
İsrail’in Gazze’de yaptığı, artık hiçbir kılıfın saklayamayacağı kadar açıktır: Bu bir soykırımdır. Hastaneler, okullar ve mülteci kampları bombalanmakta; su, gıda, elektrik ve ilaç Filistin halkına kasten engellenerek bir halk toplu cezalandırmaya tabi tutulmakta; on binlerce masum sivil, çoğunluğu kadın ve çocuk, katledilmektedir. Bu eylemler, 1948 tarihli Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi’nde tanımlanan “ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu kısmen veya tamamen yok etme niyeti”nin tüm unsurlarını taşımaktadır.
Antisemitizm Mağduriyetinin Tüccarlığı
İsrail yönetimi ve uluslararası destekçileri, bu vahşeti örtbas etmek için en kirli silaha sarılmaktadır: Antisemitizm kartı. İsrail’in politikalarını eleştiren herkesi, Holokost kurbanlarının hatırasına saygısızlıkla veya gizli bir Yahudi düşmanlığıyla suçlamak, bugün artık iflas etmiş bir taktiktir. Holokost’un kurbanları, kendi acılarının başka bir halkın acısını meşrulaştırmak için kullanılmasını hak etmiyorlar. Bu, onların anısına yapılabilecek en büyük saygısızlıktır.
Antisemitizm mağduriyetini ticari bir meta gibi kullanmak, gerçek antisemitizmle mücadeleye de ihanettir. Bugün Gazze’de yaşananlar, eleştirildiğinde “Yahudi düşmanı” yaftası yapıştırılarak susturulmaya çalışılıyor. Oysa bir devletin politikalarını, özellikle de savaş suçlarını ve insanlığa karşı suçlarını eleştirmek, asla antisemitizm değildir. Tam tersine, bu eleştiriyi susturmaya çalışmak, evrensel hukukun ve insan haklarının katledilmesine ortak olmaktır.
Tarihin Çarpıtılması ve Gerçeklerin İnkârı
Tarihsel gerçeklerle bağı olmayan bir savunma mekanizması devreye sokuluyor. İsrail, kendisini “Yahudi halkının tek güvencesi” olarak konumlandırıp, Holokost’un yarattığı kolektif travmayı sürekli canlı tutarak, bugün Filistinlilere uyguladığı şiddeti meşrulaştırmaya çalışıyor. Bu, tarihin en acımasız çarpıtmasıdır. Holokost’ta katledilen Yahudilerin ruhu, bugün Filistinli çocukların üzerine yağan bombalarla bir kez daha öldürülüyor. “Asla unutma” çağrısı, “başkalarını unut” çağrısına dönüştürülüyor.
Geçmişteki Holokost’un savunulacak hiçbir tarafı yoktur; o, insanlık tarihinin en karanlık lekesidir. Ancak bugün İsrail’in Filistinlilere yaptığının da savunulacak hiçbir tarafı yoktur. İkisi de aynı zincirin halkalarıdır: Bir grubu, insanlığından çıkarıp yok etme arzusu. İlkinde faşist Almanya vardı, ikincisinde ise kendisini kurban olarak tanımlayıp zalime dönüşen bir devlet.
Uluslararası Hukuk Önünde Hesap
Dünya bu gerçeği görmeye başladı. İsrail’in, Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) soykırım suçlamasıyla yargılanıyor olması ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı’nın İsrailli liderler hakkında tutuklama emri başvurusunda bulunması, İsrail’in suçluluğunun uluslararası hukuk nezdinde giderek daha fazla kabul gördüğünün kanıtıdır. Bu davalar, İsrail’in yıllardır sürdürdüğü işgal, apartheid ve şiddet politikalarının doruk noktası olan Gazze soykırımının belgelenmesi ve faillerin cezalandırılması için bir umut ışığıdır.
Hiçbir devlet, hiçbir lider, işlediği insanlık suçlarından muaf değildir. Holokost’un hatırasına saygı duymak, bugün Filistin’de yaşanan soykırıma karşı durmayı gerektirir. Tarih, zalimlerin yanında değil, mazlumların yanında olanları yazacaktır. Ve bugün, tarihin doğru tarafında durmak, İsrail’in soykırımına “dur” demekten geçmektedir.
Kaynakça
· Arendt, H. (1963). Eichmann in Jerusalem: A Report on the Banality of Evil. Viking Press. (Kötülüğün sıradanlaşması ve devlet eliyle işlenen suçların mekanizmaları üzerine klasik bir eser.)
· Birleşmiş Milletler. (1948). Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi.
· Finkelstein, N. G. (2003). The Holocaust Industry: Reflections on the Exploitation of Jewish Suffering. Verso. (Holokost’un siyasi ve mali çıkarlar için nasıl istismar edildiğine dair tartışmalı ama önemli bir eleştiri.)
· Uluslararası Adalet Divanı (UAD). (2024). Güney Afrika Cumhuriyeti’nin İsrail Devleti Aleyhine Açtığı Davaya İlişkin İhtiyati Tedbir Kararı.
· Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM). (2024). Başsavcı Kerim Han’ın İsrail ve Hamas Liderleri Hakkında Tutuklama Emri Başvurusu Açıklaması.
· Pappé, I. (2006). The Ethnic Cleansing of Palestine. Oneworld Publications. (1948’den günümüze Filistinlilerin topraklarından sürülmesinin tarihsel sürecini anlatan bir çalışma.)



Bir yanıt yazın