

Vatan size minnettardır.

1864’de doruk noktasına ulaşan sürgün sırasında Çerkesler, düşmanları olan ve onlara bunca eziyet eden Ruslara hayvan sürülerini bırakıp gitmek istemediler.
Gemilerde kendilerine ancak yer bulabilen Çerkesler, binlerce inek, öküz, sığır koyun, keçi gibi değerli hayvanlarını ve hatta kardeş gibi sevdikleri atlarını öldürmek zorunda kaldılar.
Amaç düşmanın eline geçmemesiydi. Bu kadar çok hayvanın öldürülüp, ölülerinin açıkta bırakılmasını düşünebiliyor musunuz? Çerkeslerin sürgün edilişinden sonraki aylarda Çerkesya’da salgın hastalıklar kol gezmeye başladı.
Dereler kan aktı, sular mikroplandı. Sıtma, tifo ve veba çevreye dehşet saçtı. Bu yüzden Ruslar planladıkları gibi Kazakları ve Slavları hemen yerleştiremediler. gelenler de öldü. Böylece Çerkeslerin laneti tutmuştu.





Medine Müdafii Fahrettin Paşa’nın, Kahire’den Malta’ya sürgün edilmeden önce çekilen fotoğrafı – 1918. —-
Medine Kuşatması’ndan sonra savaş esiri olarak önce 27 Ocak 1919 tarihinde Mısır’a daha sonra da 5 Ağustos 1919 tarihinde Malta’ya sürgün edildi.
Sürgün sırasında, savaş suçlularını yargılamak üzere İtilaf Devletleri tarafından İstanbul’da kurulan Kürt Nemrut Mustafa Paşa Divan-ı Harbi adı verilen mahkemece ölüme mahkûm edildi.
Ancak Ankara Hükümeti’nin gayretleriyle 8 Nisan 1921 tarihinde Malta’dan kurtulduktan sonra Eylül 1921 tarihinde Türk Kurtuluş Savaşı’na katılmak üzere Ankara’ya geldi. Başkomutan Müşir Gazi Mustafa Kemal Paşa tarafından Güney Cephesi’nde Fransız Ordusu’na karşı savaşan Türk kuvvetlerini birleştirmekle görevlendirildi.
Fransızlarla Ankara Antlaşması’nın imzalanmasıyla güneyde savaş sona erince 9 Kasım 1921 tarihinde TBMM tarafından Kabil Büyükelçiliği’ne atandı.
Türk-Afgan dostluğunun gelişmesinde önemli rol oynadı.
1936 yılında Ferik korgeneral rütbesi ile ordudan emekli oldu.
22 Kasım 1948 tarihinde bir tren yolculuğu sırasında Eskişehir yakınlarında kalp krizi geçirerek vefat etti.
Vasiyeti üzerine Aşiyan Mezarlığına defnedildi.

1909’da bir Azerbaycan dergisinde yayınlanan bir karikatür.
Çevirisi şöyle:
“Eşiyle birlikte bir Müslüman entelektüel”
“Kafkasya’daki kendi şehrinde” (1. resim) “Paris’te” (2. resim)

(Vahidettin) Mustafa Kemal Paşa’yı veliahtlığında, Almanya seyahatinde tanımıştı.
Bu genç paşa, daha o zaman çok tehlikeli laflar etmiş, onu ürkütmüştü.
Nihayet bir ordu kumandanı olduğu halde, harbin son günlerinde Adana’dan kendisine başvurup, falanı sadrazam, beni de harbiye Nazırı yap, diyen Mustafa Kemal Paşa’da büyük bir ihtiras seziyordu.
Kuvayı Milliye hiçbir zaman padişaha karşı görünmediği halde, padişahın gösterdiği husumet, hakikatte Kuvayı Milliye akımına değil, bizzat Mustafa Kemal paşayadır.
Sultan Abdülaziz’e Hüseyin Avni Paşa, Sultan Abdülhamid’e Mithat Paşa nasıl amansız birer düşman görünmüşler ise, Sultan Vahidettin’in karşısına da Mustafa Kemal Paşa çıkmıştı.
Hem Mustafa Kemal Paşa öbürlerinden daha da etkili idi. Padişahın evvela ordusunu, sonra vilayetlerini elinden almış, tebaasını kendisinden ayırmıştı. Elbette sıra, tahtına da gelecekti.
Sabahattin Selek, Anadolu İhtilali, C. I, Kastaş Yayınevi, İstanbul, 2010, s. 53


İkide bir Bizans torunları Osmanlıya laf ediyo demeseler bunu paylaşmayacağız


Bu şapka yahudi işiydi hani. Osmanoğlu ailesi buyrun;
Soldan sağa: Cemâlifer Muhsin Hanım, Sabiha Sultan, Neslişah Sultan, Ali Vâsıb Efendi, Muhsin Paşa’nın hanımı, Hanzade Sultan ve Madam Burdokof (Rus hizmetçi).
(Bu fotoğraf Ali Vâsıb Efendi’nin Bir Şehzadenin Hâtırâtı Vatan ve Menfâda Gördüklerim ve İşittiklerim kitabından)

20 OCAK 1918 – Midilli Kruvazörü, İmroz açıklarındaki mayınlara çarparak battı.
İmroz baskını
Osmanlı deniz kuvvetinin Ege’deki İtilaf Devletleri Donanması’yla açık çatışmaya giremeyeceği ve anca küçük baskınlarla rahatsızlık verebileceği inancı güçlendiğinde Amiral Souchon’un yerine 30 Eylül 1917’de atanan Koramiral Von Rebeur Paschwitz Yavuz, Midilli, Muavenet-i Milliye, Numune-i Hamiyet, Basra ve Samsun muhripleri ile İngiliz Donanması’nın üslendiği Gökçeada(İmroz)’ya baskın yapmayı düşündü.
Yavuz ve Midilli asıl baskına katılırken, diğer gemiler güvenliği sağlamak için Boğaz’ın girişinde bekledi.
Paschwitz’in planına göre Yavuz aşırtma atış ile Mondros Limanı’nı bombalarken, Midilli de limanın güneyinde konumlanıp, çıkmak isteyen gemilere ateş edecekti.
Bu arada yolda Yavuz Kefalo’daki telsiz istasyonunu bombalayıp iki bin tonluk nakliyeyi batırırken, Midilli de karadaki telsiz ve uçak istasyonlarını tahrip etti.
20 Ocak 1918 günü baskın anında Yavuz’un önünde seyreden Midilli mertçe çarpışırken aniden bir mayına çarptı; mayın dümen ve makineyi kullanılamaz hale getirdi ve gemi hareket edemedi.
Bu patlama etkisinde sürüklenirken ikinci, üçüncü ve dördüncü mayınlar da patladı ve en son beşinci mayında gemiyi terk emri verildi.
Gemi batarken kurtarma için olay yerine gelen muhripler 475 kişilik gemi mürettebatından 172 kişiyi ancak kurtarabildi.
Yavuz üç mayın yarası alırken İngilizlerin HMS Raglan ve M28 monitörleri batırıldı. Midilli ise son seferini yapmış oldu.


VATANDAN SULUKULEYE. EN ESKİ FOTOĞRAFLARDAN-YUKARIDA MİHRİMAH SULTAN CAMİSİ 1880’ler



Birinci Dünya savaşı’nda Ruslar, 18 Nisan akşamı direnişle karşılaşmadan Trabzon’a girmişlerdi.
Çünkü şehir, 15- 16 Nisan gecesi tahliye edilmiş, Türk halkının büyük kısmı şehri terk etmişti.
Trabzon Rumları da 18 Nisanda Rus komutanına bir temsilci göndererek Türklerin şehri boşalttıklarını bildirmişlerdi.
Rus işgal ordusu komutanını, Trabzonlu Rumlar ve Ermeniler başlarında metropolit ve papazları ile birlikte karşılamışlardı.
Rum metropolidi, beraberindeki 20 papazla gerçekleştirdiği dini törende çarın sağlığına, Rus ordusunun kesin zaferine ve Hristiyanların Türk boyunduruğundan kurtarılmasına dualar etmişti.
[ Kaynak : Trabzon tarihi – Ömer Şen, 1998 s. 312 ]


Ankara 10 Tem 1920, Sağda konuşanTunalı Hilmi


Fransız arkeolog Baron Joseph de Baye’nin 1905 yılında Kırım’da çektiği bazı fotoğraflar




Osmanlı Devleti’nin 1699-1920 yılları arasında toprak kaybını gösteren harita.
-1683’te 2. Viyana bozgunuyla toprak kaybı başlar.
-1877-78’de Tuna vilayetleri,
-1912-13’te Balkanlar elden çıkar.
-1914-18’de Osmanlı Devleti dağılır.
1683’te başlayan çekilmeyi, 238 yıl sonra 1921’de Sakarya zaferiyle Mustafa Kemal Paşa durdurur.

Bugün tam 100 yıl önce, Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk Osmanlı Halifeliğini kalıcı olarak kaldırdı.
Resimde, Osmanlı İmparatorluğu’nun son halifesi II. Abdülmecit’in 1924’te sürgüne gönderilmesi görülüyor. İmparatorluk bir yıldan fazla bir süre önce feshedilmişti.

20. yüzyılın en heyecan verici bölümlerinden biri, özellikle İzmir’de Türklere karşı savaşan Yunan Ordusu’nun 5. Ermeni Taburu’nun öyküsüdür. Tam öykü: https://tinyurl. com/yc47evcp

TARABYA’DA Kİ ALMAN PLAJI-1890 YILI.
Burası Tarabya’dan Yeniköy’e doğru giderken eski Tarabya Plajı’nı geçer geçmez bir nevi Alman konsolosluk çalışanları ve misafirlerinin denize girdiği yerdir.
1878 yılında Osmanlı imparatorluğu tarafından Alman’lara hibe edildiği için bu ismi almıştır.
Sağda ki duvarların ardında ise bir Alman şehitler mezarlığı bulunmaktadır.

Dolmabahçe Saray Tiyatrosu ve burada geçici bir süre ikamet eden Rus devriminden kaçan Rus göçmenler 1920

Arapçaya karşı Türkçe’nin her yerde ayağa kaldırıldığı 1930’lu yıllar. . . Ankara’da bir nakliye aracında “Tanrıya Emanet” yazıyor.

Birinci Cihan Harbi sırasında esir alınan Türk askerleri İngiliz askerleri gözetiminde Kahire sokaklarında
Kahire, 1917-18


1897 yılında, Yunan-Türk Savaşı sırasında Meteora’da, şef Georgios Doukas Davelis ve adamları.

KURTULUŞ SAVAŞINDAN.

YANYA-BALKAN HARBİ-ESİR DÜŞEN TÜRKLER




YANYA BALKAN HARBİ- SOKAKLARDAN TOPLANAN ŞEHİT TÜRKLER.

YANYA-BALKAN HARBİ-BİR CAMİDE ESİR TUTULAN TÜRKLER.

Gizliliği kalkan İngiliz gizli yazışmalarında Türkiye ;
Erol Ulubelen ; Publisher, Yaylacık.
yazismalarin aynen tercümesi.
* Milliyetçi hareket dediği Mustafa Kemal ve adamları.

İngiliz Oteli ve yolcu gemisi. Tokatlıyan oteli yapılmadan önceki yıllar. 1890 lar.
Tarabya Tokatlıyan Oteli 1954’te yanarak yıkıldı ve yerine Büyük Tarabya Oteli yapıldı.

VATAN YAHUT SİLİSTRE PİYESİNDE ADI GEÇEN, SİLİSTRE KAHRAMANI ABDULLAH ÇAVUŞ

93 harbi sırasında Razgrad meydanında Türk askerleri
L’Illustrazione Italiana
No. 36, 9 Eylül 1877

Enver Paşa’nın Trablusgarp’tan dönerken bazı çocukları İstanbul’a getirerek Kuleli Askerî Lisesi’ne yerleştirdiğini; bunların arasında Millî Mücadele’de yer alanların, kahramanlık gösterenlerin ve hatta rütbesi generalliğe terfi ettirilenlerin olduğunu biliyor muydunuz?
Bu çocuklar arasında ikisi daha sonra general olurlarken özellikle “Bombacı Umran” adıyla da tanınan Umran Yetişal gerek Millî Mücadele’deki kahramanlığı gerekse mesleki yaşamının ilerleyen dönemlerinde elde ettiği başarılarla öne çıkmıştır.
Zira kendisi genç bir teğmen olarak yer aldığı Sakarya Meydan Muharebesi’nde ciddi şekilde yaralanmış, Büyük Taarruz’da ise 8. Fırka Mürettep Bölük Komutanı olarak gösterdiği muvaffakiyetten ötürü Afyon’da adı yıllar sonra dahi saygıyla anılmıştır.
Yetişal’ın askerî safahatında bir diğer önemli başarısı ise yarbay rütbesinde olduğu 1952 yılında Libya ordusunu reorganize etmek üzere bu ülkeye gönderilmesidir.
Bu görevini de hakkıyla yerine getiren Yetişal’ın rütbesi 1956 yılı itibarıyla tuğgeneralliğe yükseltilmiştir.
Enver Paşa’nın Libya’dan dönerken İstanbul’a getirdiği çocuklar arasında rütbesi generalliğe kadar yükseltilen ikinci kişi ise Hasan Tetik’tir. Tetik de, tıpkı Yetişal gibi, Millî Mücadele’ye katılmış ve 1957 yılında tuğgeneral olmuştur.




İşgal yılları elinde sopasıyla İngiliz askeri galata köprüsünde. 1920-




Bir yanıt yazın