İç ve dış düşmanlar tarafından çepeçevre sarılmışken,her türlü ali cengiz oyunu ile ülkemizi parçalamaya çalışırlarken her zamankinden daha uyanık olmak zorundayız.
Uğur Mumcu’nun eşini ziyaret eden Süleyman Demirel,Erdal İnönü ve İsmet Sezgin”cinayeti çözmenin,devletin namus borcu” olduğunu belirtip,söz vermişlerdi.
Kimbilir kim ya da kimler vardı bu cinayetin arkasında.Uğur Mumcu Polis -mafya-siyaset ağını inceliyordu.Kimine göre Mossad ve kontrgerilla vardı suikastin arkasinda.
36 yılda Mumcu cinayeti için 629 kişi gözaltına alındı, sorgulandı, 100’den fazla kişi işkenceler yüzünden ‘Uğur Mumcu’yu ben öldürdüm’ dedi.
Selam gazetesinde yazan Abdulhamit Çelik”9 gün boyunca işken ceye maruz kaldım.Önüme koydukları ifadeyi imzaladım”dedi ve 5,5 yıl cezaevinde kaldı. Cezaevinde çıktıktan sonra “Uğur Mumcu ‘yu Benmi Öldürdüm?” isimli bir kitap yazdı. Bu kitapta yapılan işkence leri, karşılaştıkları haksızlıkları ve cinayetle bir bağlantısı olmadığını anlattı.
Sedat Peker Mumcu’nun katili için Mehmet Ağar’ın işaret etti.
Argun Çetin,Sedat Peker’in bahsettiği gibi ülkücü, mafya ve çeteciydi. “Uğur Mumcu’yu ben öldürdüm” dediği için yargılandı. “Cinayeti ben işledim” diyordu.Hakim”Senin bu olayla ilgin yok. Serbestsin” dedi ve bıraktı.”Uğur Mumcu’yu öldürdüm” diyen tahliye edildi, “Cinayetle ilgimiz yok” diyenler tutuklandı.
Gaffar Okkan o gün öldürülmeseydi belkide Uğur Mumcu cinayetini ışık aydınlatacaktı. Kimbilir ikisinin katili de aynı kişiydi.
Bozuk düzenin çarkına çomak sokmak isteyenler susturuluyor.
Uğur Mumcu devlet-pkk ilişkisi üzerine bir kitap yazarken Genel kurmay’a “elimde tsk ile ilgili çok ciddi iddialara dair belgeler var. bu belgeleri yayınlamadan önce sizin de görüşünüzü almak isterim” demişti.İki gün sonra arabasıyla birlikte havaya uçtu (24 ocak 1993).
Elimde pkk ve hizbullahla çok önemli bilgiler var dediğindeJandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in uçağı,Ankara’dan Diyarbakır’a gitmek için havalandı ve birkaç dakika içinde yere çakıldı. (17 şubat 1993).Bu olay kesinlikle kaza değildi ama sabotaj şüphesinin rapora geçmesine izin vermediler.
Yine Eşref Bitlis’in çalışma ekibinden Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın ise tek bir atışla şehit edildi (22 ekim 1993).PKK Lice ye saldırdı denildi.
Tunceli Jandarma Alay Komutanı Albay Kazım Çillioğlu:Eşref Bitlis İle Diyarbakır’a gitmeyi planlıyordu. Son anda düşen uçağa binmedi . Birkaç ay sonra başka bir göreve giderken yerine yardımcısını gönderdi ve helikopter düştü,yardımcısı şehit oldu.Albay Kazım da Diyarbakır jandarma lojmanlarında ölü bulundu (3 şubat 1994). İntihar deyip üstünü kapattılar.Dindar bir insandı ve o gün oruçluydu, İntihar etmiş olabilir mi!18 yıl sonra mezarı açıldı,saç köklerinde arsenik, kaburgalarında kırık ve kürek kemiğinde kurşun deliği tespit edildi. Oğlu”babam intihar etmedi, öldürüldü” dedi ama kimse kulak asmadı.
Mardin Jandarma Alay Komutanı Albay Rıdvan Özden:1994 kasım ayında resmi aracı tarandı.Sonra PKK ile girdiği çatışmada alnından vurularak şehit edildi (14 ağustos 1995). Mezarı açıldığında,Albayın diz çöktürülüp kafasına ateş edilerek infaz edilmiş olabileceği düşünüldü.
Jandarma Kurmay Binbaşı Cem Ersever: Orgeneral Eşref Bitlis’in şüpheli ölümünün ardından mart 1993’te protesto etmek için asker likten istifa etti.Bahtiyar Aydın’ın öldürülmesinden iki gün sonra (24 ekim 1993) ise “Güneydoğu Anadolu’daki olayların gerçekleri Türk milletinden gizleniyor” dedi ve bilgi vermek için Ankara’ya gitti, ortadan kayboldu.Sonra kendisi ve iki arkadaşının cesetleri elleri arkadan bağlanmış, kafalarına birer kurşun sıkılmış olarak Ankara’nın çeşitli jandarma bölgelerinde bulundu.
Gaffar Okkan,24 ocak 2001 kendisine eşlik eden bir koruma aracı ile Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünden valiliğe doğru giderken kimliği belirsiz(!) kişilerce şehrin göbeğinde şehit edildi.25-30 kişi ellerin deki tam otomatik silahlarla kayboldular.Uğur Mumcu’nun ölüm yıldönümünde şehit edilmesi tesadüf müydü,yoksa bir mesaj mıydı.
Mehmet Ağar “Tuğlayı çekersem duvar yıkılır devlet altında kalır. Kimsenin hesap sormaya gücü yetmez” dedi.
Eminim “Devlet isterse gerçek katili bulur,çünkü failleri belli ve bunu çok iyi biliyor. Ama faili meçhul olarak kalmasını istiyor.
Uğur Mumcu,araştırıp, yazdıklarıyla uyuşturucu ticareti yapanları, kirli işlerin içinde olanları,mafya ve çetelerle iç içe geçen ilişkilerin odağında yer alanları,Mossad ve CIA olaylarını araştırdığı ve deşifre edeceği için öldürüldü.
Köpeksiz köy gibi ,değneksiz dolaşıyorlar artık.Kimin eli ,kimin cebinde belli değil.
Bugün peşinde koştukları düşüncelerini,yarın inkar eder durumdalar.
Yine 24 Ocak ölüm yıldönümünde,ailen ve sevenlerin seni andık.
22 Ağustos 1942 de Kırşehir’de doğan Uğur Mumcu, İlkokul, Ortaokul ve Hukuk Fakültesini Ankara’da okuyarak 1965 de avukat oldu. Bir sure avukatlık yaptı. Daha sonra yabancı dil öğrenmek için İngiltere ’ye gitti.
Yazmaya, üniversite öğrenciliği yıllarında Doğan Avcıoğlu’nun yönetimindeki Yön Dergisinde başladı. 12 Mart döneminde yazılarında kullandığı iki cümle “ordu uyanık olmalı” ve “sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak “ suçunu işlediği iddia edilerek 7 yıl hapse mahkum oldu. Yargıtayca karar bozulunca serbest bırakıldı.
1972-1974 yılları arasında sakıncalı piyade eri olarak ağır koşullar altında askerliğini yaparken mide kanaması geçirdi.
1962 yılından başlayarak Yön, Türk Solu, Devrim, Ant, Kim ve benzeri dergilerde yazdı. 1968-1969-1970-yıllarında Cumhuriyet, Milliyet gazetelerinde inceleme yazıları yazdı. 1974 yılında Yeni Ortam dergisinde köşe yazarlığına başladı.
1975 yılında Cumhuriyet Gazetesinde köşe yazıları yazmaya başladı ve
1977 den sonra sadece Cumhuriyet Gazetesi’nde “GÖZLEM” adlı köşesinde yazmaya devam etti.
İşte hayatımın dönüm noktalarından birisi olan Uğur Mumcu’yla tanışmamız tam bu dönemde başladı. Evimize günde üç gazete giriyordu. Cumhuriyet, Milliyet ve daha sonraları Yeni Ortam… O yüzden babamın hakkını ödeyemem, bizim her zaman bilinçli yetişmemiz için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayıp, işçi maaşıyla her imkanı önümüze sundu. Her sabah 6 da kalkar, koşarak gider, evin gazete ve ekmeğini alır gelirdim.
Gençliğimin temel bilgilerini Uğur Mumcu attı, hamurumu o yoğurdu diyebilirim.
1991 de İlhan Selçuk ve Uğur Mumcu 80 çalışanla birlikte Cumhuriyet Gazetesinden ayrıldılar. Bir süre işsiz kaldıktan sonra üç ay kadar Milliyet Gazetesi’nde yazdı. Yönetim değişikliğinden sonra tekrar Cumhuriyet Gazetesi’ne döndü.
24 Ocak 1993 yılında uğradığı bombalı saldırı sonucu öldürülünceye kadar,yazılarına Cumhuriyet Gazetesinde devam etti.Ölmeden önce kürt sorunu üzerinde çalışıyordu.İşte ne olduysa bu yazıların sonun da oldu.
Köşe yazılarında ve yazdığı kitaplarda toplumu bilinçlendirmeye çalışıyordu. Hayatı boyunca gericiliğin, yolsuzluğun ve cinayetlerin üstüne gitti. Haksızlıkları,sömürüleri ve adaletsizlikleri korkusuzca sergilerken, karanlık güçlerin öfkesini üstüne çektiğinin farkındaydı. Kimseye verilecek bir hesabı yoktu ve kimseden de korkmuyordu. Birilerinin oyununu bozmuştu, kimbilir belki de dünya düzenini değiştirecek bir dengenin oyunuydu bu.
Uğur Mumcu ve onun gibi düşünenleri birer birer yok ettiler ve istedikleri gibi at oynatıyorlar. Yeni dünya düzenine bir göz atın, nereye doğru gidiyor!Hele hele ülkemizin her gün biraz daha geriye gidişi sizce tesadüf mü?Böl yönet taktiği,önceleri sağcı-solcu, olmadı alevi-müslim, olmadı ermeni-türk, olmadı türk -kürt,şimdi de inanan -inanmayan… Kardeşi kardeşe düşman edip kırdırarak, kuzu postundaki kurt misali yardımımıza koşacaklar…Ne zaman ! Onların istediği gibi parçalanıp bölündüğümüzde…
Uğur Mumcu bu düzenin çarpıklıklarını ispat etmeye çalışırken şehit oldu.Şehit oldu diyorum çünkü o bir ülke sevdalısı.O bir özgürlük savaşçısıydı.Ülkesi için kalemiyle savaş veriyordu.Yaşasaydı kesin şimdi silivride olurdu, ülkemizin bugünkü halini asla kabul etmez, mücadele ederdi.
Ona olan borcumuzu adını sokaklara vererek ödeyemeyiz.Katillerini bulabilirsek ve bizi uyandırmaya çalıştığı konularda daha uyanık davranırsak belki içimize birazcık serinlik katabiliriz.Sen biliyordun birgün böyle bir şey yapacaklarını,hiç korkmadın,yılmadın, araştır maktan vazgeçmedin.
Aldığın ödüller mi! Onları sen de biliyorsun,biz de biliyoruz.Zamanın en büyük araştırmacı-gazeteci-yazarıydın.Senin aldığın en büyük ödül kalplerimizde kazılı.
Siz ölmediniz UĞUR MUMCU,EŞREF BİTLİS,BAHTİYAR AYDIN,GAFFAR OKKAN, ADNAN KAHVECİ ve daha niceleri..Sizler ülkeniz için seve seve ,bile bile şehit noldunuz…
Kaç yıl geçti aradan,çözemediler…çözmediler…çözdürülmedi…




Bir yanıt yazın