AzSAM’a ulaşan bilgilere göre, ne yazık ki Tahran, Kerec, Hemedan ve “İran” olarak adlandırılan coğrafyanın birçok kentinde öldürülen gençlerin büyük çoğunluğu etnik kimlik olarak Türk’tür.
Dikkat çekici olan husus ise, bu gerçeğin hem rejim tarafından hem de Pehlevici çevrelerce sistematik biçimde gizlenmesidir.
Hayatını kaybeden gençlerin cenazelerinin ailelere teslim edilmesi için ailelerden zorla imza alınmakta; bu imzalar aracılığıyla, öldürülen evlatlarının sözde rejimin askeri unsurlarına, özellikle Besic adlı paramiliter güçlere mensup oldukları yönünde asılsız beyanlar kabul ettirilmektedir.
Elde edilen bilgilere göre, yalnızca Tahran’da 8 binden fazla Türk ailesi hakkında adli soruşturma ve dosya açılmıştır.
Yıllar önce “öğrenci” kisvesi altında Lübnan ve Irak’tan İran şehirlerine; özellikle Tebriz, Urmiye, Erdebil ve diğer Türk şehirlerine getirilen binlerce terör unsuru, İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nun (SİPAH) organizasyonuyla askeri kamplarda hazır tutulmaktadır.
Son gelen bilgilere göre, son katliamda, rejim görevlileriyle birlikte bu unsurlar da doğrudan fiilen yer almıştır.
Katliamın gerçekleştiği gecede, sivil kıyafetli, on ve yirmişerli gruplar hâlinde organize edilen bu yapıların, planlı ve koordineli biçimde katliama hazırlandıkları tespit edilmiştir.
Paylaşılan görüntüler, elde edilen bu bilgilerin ve iddiaların somut kanıtlarından biridir.
AzSAM-ın Kanada bölümü – Aslan İsabeyli






Bir yanıt yazın