Bu bir uyarı değil, açık bir çağrıdır.
Bu bir temenni değil, sorumluluk hatırlatmasıdır.
Danimarka ve Grönland’a yönelen tehditler, yalnızca diplomatik söylemlerden ibaret değildir. Bu tehditler; güç siyasetine dayanan, hukuku yok sayan ve halkların iradesini ezmeye alışkın bir zihniyetin dışavurumudur. Böyle anlarda kararsızlık, tarafsızlık ya da sessizlik erdem değildir. Sessizlik, saldırganlığı cesaretlendirir.
Danske Jens, bu noktada bir isim değil; bir duruştur.
Ayağa kalkmayı bilenlerin, geri adım atmayanların, “buradayız” diyenlerin ortak adıdır.
Danimarka’yı ve Grönland’ı savunmaya hazır olmak, savaşı arzulamak değildir. Aksine, barışın zorbalıkla bozulmasına izin vermemektir. Savunmaya hazır olmak; hukukun, onurun ve halk iradesinin arkasında durma iradesidir. Bu irade gösterilmediğinde, barış yalnızca güçlülerin lütfuna dönüşür.
Bu çağrı askerî bir refleksle sınırlı değildir.
Bu çağrı;
– Yurttaşlara,
– Kurumlara,
– Siyasi aktörlere,
– Akademiye,
– Sivil topluma,
– Vicdan sahibi herkese yöneliktir.
Hazır olmak; bilinçli olmaktır.
Hazır olmak; örgütlü olmaktır.
Hazır olmak; baskı karşısında geri çekilmemektir.
Tarih boyunca hiçbir ülke, hiçbir halk, “bizi kimse hedef almaz” rehavetiyle ayakta kalmamıştır. Ayakta kalanlar, savunma iradesini zamanında gösterenlerdir. Caydırıcılık zayıflıkla değil, netlikle sağlanır.
Danske Jens, şimdi omuz omuza durma zamanıdır.
Şimdi kararlılığı görünür kılma zamanıdır.
Şimdi “buradayız ve geri adım atmıyoruz” deme zamanıdır.
Vatanı savunmak, en şerefli onurdur.
Bu onur; seyircilere değil, sorumluluk alanlara aittir.
Bu onur; suskunluğa değil, kararlılığa yazılır.
Bugün Danimarka ve Grönland için gösterilecek irade, yarın tüm dünya halkları için bir eşik olacaktır. Çünkü emperyalizm ancak net bir “hayır” ile durdurulur.
Danske Jens, bu bir çağrıdır.
Ve çağrılar, karşılık bulduğunda anlam kazanır.




Bir yanıt yazın