EGEMENLİĞİN ZORLA İNKÂRI

Okuma Süresi:

4–6 dakika
❤️

Bir Devlet Başkanının Kaçırılmasının Uluslararası Hukuk Açısından Değerlendirilmesi

Sefa Yürükel

ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve Eşine Yönelik Eylemi Üzerine

ULUSLARARASI HUKUK MU, KURALSIZ GÜÇ DÜZENİ Mİ?

Uluslararası hukuk, tarihsel olarak devletlerin sınırsız güç kullanımını dizginlemek amacıyla ortaya çıkmıştır. II. Dünya Savaşı’nın yıkımı, “güçlü olanın haklı sayıldığı” bir dünya düzeninin insanlık için ne denli yıkıcı olduğunu açıkça göstermiştir. Bu nedenle Birleşmiş Milletler sistemi, hukuku gücün üstüne yerleştirme iddiasıyla kurulmuştur.

Bir devletin, başka bir devletin görevdeki devlet başkanını ve eşini zorla ülke dışına çıkarması, bu tarihsel uzlaşının açık inkârıdır. Bu tür bir fiil, yalnızca tekil bir ihlal değil, uluslararası hukukun varlık nedenine yönelmiş doğrudan bir saldırıdır.

Bu olay, hukukun sınırlarının test edilmesi değil, hukukun bilinçli biçimde yok sayılmasıdır. Çünkü hedef alınan şey bir kişi değil; devletin siyasal iradesi, halkın egemenliği ve uluslararası düzenin kurucu normlarıdır.

Bu nedenle mesele bir dış politika tercihi, güvenlik operasyonu ya da diplomatik anlaşmazlık olarak ele alınamaz. Mesele, hukukun yerini zorbalığın alıp almadığı sorusudur.

DEVLET EGEMENLİĞİNİN İLGA EDİLMESİ

Devlet egemenliği, modern uluslararası hukukun temel taşıdır. Egemenlik, bir devletin yalnızca toprakları üzerinde değil, siyasal karar alma süreçleri üzerinde de münhasır yetkiye sahip olması anlamına gelir. Bu yetkinin somutlaştığı en yüksek makam ise görevdeki devlet başkanıdır.

Bir devlet başkanının zorla kaçırılması, egemenliğin sınırlandırılması değil; ortadan kaldırılmasıdır. Bu fiil, devletin kendi kaderini tayin etme yeteneğini fiilen yok eder.

BM Şartı’nın 2/1 maddesi, egemen eşitliği mutlak bir ilke olarak tanımlar. Bu ilke, güç dengelerine göre askıya alınamaz, pazarlık konusu yapılamaz ve “istisnai durumlar” gerekçesiyle ihlal edilemez.

Egemenliğe yönelik bu tür bir saldırının tolere edilmesi, uluslararası hukuku normatif bir sistem olmaktan çıkarır ve onu güçlü devletlerin keyfi tasarruflarına bağlı bir araç haline getirir.

Dolayısıyla burada ihlal edilen yalnızca Venezuela’nın egemenliği değil; tüm devletlerin eşit egemenliği ilkesidir.

GÜÇ KULLANMA YASAĞININ AÇIK VE AĞIR İHLALİ

BM Şartı’nın 2/4 maddesi, uluslararası ilişkilerde güç kullanımını kesin biçimde yasaklar. Bu yasak, yalnızca askeri saldırıları değil; bir devletin siyasal yapısını zor yoluyla hedef alan tüm fiilleri kapsar.

Bir devlet başkanının zorla alıkonulması veya ülke dışına çıkarılması, doğası gereği fiziksel güç içerir. Bu güç, devletin iradesine yönelmiştir ve siyasal sonuç üretmeyi amaçlar.

Bu tür bir fiilin “askeri operasyon” olarak adlandırılmaması, onu hukuken masum kılmaz. Uluslararası hukukta önemli olan kullanılan aracın adı değil, yarattığı etki ve ihlal ettiği normdur.

Güç kullanma yasağının bu şekilde ihlal edilmesi, kolektif güvenlik sistemini işlevsizleştirir. Çünkü yasağın ihlali cezasız kaldığında, güç kullanımı teşvik edilmiş olur.

Bu nedenle bu eylem, münferit bir hukuk ihlali değil; uluslararası barış ve güvenliğe yönelik yapısal bir tehdittir.

İÇ İŞLERİNE KARIŞMAMA İLKESİNİN ÇÖKERTİLMESİ

İç işlerine karışmama ilkesi, devletlerin siyasal sistemlerini dış müdahaleden korumayı amaçlar. Uluslararası Adalet Divanı içtihadı, bu ilkenin devlet başkanlarını doğrudan hedef alan eylemlerle açıkça ihlal edildiğini ortaya koymuştur.

Bir devletin siyasal liderliğine doğrudan müdahale, en ağır karışma biçimidir. Bu, seçimlere müdahaleden, ekonomik yaptırımlardan veya diplomatik baskılardan çok daha ileri bir aşamadır.

Devlet başkanının zorla görev dışı bırakılması veya ülke dışına çıkarılması, devletin anayasal düzenini fiilen askıya alır. Bu, bir devletin varlık koşullarına yönelmiş bir saldırıdır.

Bu tür müdahalelerin normalleştirilmesi, uluslararası sistemde hiçbir siyasal rejimin güvende olmadığı anlamına gelir. Bugün hedef alınan bir lider, yarın başka bir devletin yöneticisi olabilir.

Dolayısıyla bu eylem, yalnızca hukuka aykırı değil; uluslararası düzeni istikrarsızlaştırıcı niteliktedir.

DEVLET BAŞKANLARININ DOKUNULMAZLIĞININ YOK SAYILMASI

Görevdeki devlet başkanları, uluslararası hukukta mutlak kişisel dokunulmazlığa sahiptir. Bu dokunulmazlık, devletler arası ilişkilerin asgari güvenlik zemini olarak kabul edilir.

Bu statü, kişisel bir ayrıcalık değil; devletin temsil yetkisinin korunmasıdır. Devlet başkanına yapılan müdahale, doğrudan devlete yapılmış sayılır.

Dokunulmazlığın zor yoluyla ihlal edilmesi, uluslararası ilişkilerde hukuki öngörülebilirliği ortadan kaldırır. Hiçbir devlet, yöneticilerinin güvenliğinden emin olamaz hale gelir.

Devlet başkanının eşinin de bu süreçte hedef alınması, ihlalin kapsamını daha da ağırlaştırır. Bu durum, sivil kişilerin korunmasına ilişkin temel insancıl hukuk normlarını da ihlal eder.

Bu bağlamda dokunulmazlık rejiminin çiğnenmesi, uluslararası hukukun en köklü kurumlarından birinin fiilen tasfiyesi anlamına gelir.

BİREYSEL CEZAİ SORUMLULUK VE CEZASIZLIĞIN REDDİ

Uluslararası ceza hukuku, “devlet yaptı” gerekçesini kabul etmez. Karar alan, planlayan ve uygulayan her kişi bireysel olarak sorumludur.

Üstün emri savunması, Nürnberg’den bu yana geçersizdir. Devlet adına hareket etmek, suçu ortadan kaldırmaz; aksine ağırlaştırır.

Bu nedenle siyasi liderler, dış politika karar vericileri, askeri ve istihbari yetkililer hukuken sorumludur. Makam, rütbe veya vatandaşlık bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Cezasızlık, uluslararası suçların en büyük teşvik unsurudur. Bu nedenle yargılama yalnızca geçmişi değil, geleceği de ilgilendirir.

Adaletin sağlanmadığı her durumda, uluslararası hukuk norm olmaktan çıkar, temenniden ibaret kalır.

SONUÇ: ULUSLARARASI HUKUK BİR TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUKTUR

Bu çalışma açıkça ortaya koymaktadır ki, bir devlet başkanının zorla kaçırılması uluslararası hukukun en ağır ihlallerinden biridir. Bu fiil, egemenliği, barışı ve hukuku aynı anda hedef alır.

Bu tür eylemler karşısında sessizlik, tarafsızlık değildir; fiili onaydır. Hukuk ancak uygulandığında vardır.

Uluslararası toplum, bu noktada bir tercih yapmak zorunda değildir; çünkü hukuk tercih değil, yükümlülüktür.

Ya hukuk herkes için bağlayıcıdır,
ya da dünya açıkça zorbalığın normalleştiği bir düzene girmiştir.

Bu metin, ikinci seçeneğin kabul edilemez olduğunu ilan eden uluslararası hukuk haykırışı olarak okunmalıdır.

KAYNAKÇA

Birleşmiş Milletler Şartı, 26 Haziran 1945, San Francisco.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Declaration on Principles of International Law concerning Friendly Relations and Co-operation among States, GA Res. 2625 (XXV), 1970.

Uluslararası Adalet Divanı, Military and Paramilitary Activities in and against Nicaragua (Nicaragua v. United States of America), Merits, Judgment, ICJ Reports, 1986.

Uluslararası Adalet Divanı, Arrest Warrant of 11 April 2000 (Democratic Republic of the Congo v. Belgium), Judgment, ICJ Reports, 2002.

Uluslararası Ceza Mahkemesi, Roma Statüsü, 17 Temmuz 1998.

Cassese, Antonio. International Law. 2nd ed., Oxford University Press, 2005.

Cassese, Antonio. International Criminal Law. Oxford University Press, 2008.

Shaw, Malcolm N. International Law. 9th ed., Cambridge University Press, 2021.

Brownlie, Ian. Principles of Public International Law. 7th ed., Oxford University Press, 2008.

Akande, Dapo. “Immunities of State Officials and International Crimes.” European Journal of International Law, Vol. 21, No. 4, 2010.

Crawford, James. Brownlie’s Principles of Public International Law. 9th ed., Oxford University Press, 2019.

Bassiouni, M. Cherif. Introduction to International Criminal Law. 2nd ed., Brill, 2013.

United Nations General Assembly, Definition of Aggression, GA Res. 3314 (XXIX), 1974.

Kelsen, Hans. Principles of International Law. 2nd ed., Holt, Rinehart and Winston, 1966.

Simma, Bruno (ed.). The Charter of the United Nations: A Commentary. 3rd ed., Oxford University Press, 2012.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar