TÜRKİYE’NİN SURİYE POLİTİKASI VE FEDERAL KÜRT YAPISININ KURUMSALLAŞMASI: DEVLET BÜTÜNLÜĞÜNÜN ÇÖZÜLÜŞÜ

Okuma Süresi:

3–5 dakika
❤️

Ortadoğu’da devletlerin toprak bütünlüğü ve egemenlik kapasitesi, son yirmi yılda sistematik biçimde aşındırılmıştır. Irak’ın 2003 sonrası fiilen federal bir yapıya dönüştürülmesi, bu sürecin ilk ve en belirgin örneğini oluşturmuştur. Suriye’de yaşanan iç savaş ise bu modelin ikinci aşamasını temsil etmektedir. Suriye devleti, askeri müdahaleler, vekil güçler ve bölgesel aktörlerin müdahil politikaları sonucunda merkezi otoritesini büyük ölçüde kaybetmiştir.

Bu çözülme sürecinde Türkiye, resmi söylemde Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunduğunu ilan etmiş; ancak sahada izlenen askeri, istihbari ve diplomatik pratikler bu söylemle çelişen sonuçlar üretmiştir. Ankara’nın Esad yönetimini devirmeyi hedefleyen politikası, devlet dışı silahlı yapıların güçlenmesine doğrudan zemin hazırlamıştır.

Özellikle HTŞ ve onun lideri Colani, Türkiye’nin kontrol ettiği veya nüfuz alanı oluşturduğu bölgelerde fiilen meşrulaştırılmış, askeri ve istihbarat koruma şemsiyesi altına alınmıştır. Bu durum, Suriye’de merkezi devletin alternatifi olarak radikal ve parçalı yönetim biçimlerinin ortaya çıkmasına yol açmıştır.

Aynı süreçte SDG/PKK yapılanması, ABD desteğiyle Suriye’nin kuzeyinde kurumsallaşmış; bu yapı, HTŞ kontrolündeki alanlarla dolaylı biçimde dengelenmiş ve sonuç olarak Suriye fiilen bölünmüştür. Türkiye’nin bu iki yapıyı aynı anda denge unsuru olarak kullanması, üniter devlet yapısının ortadan kalkmasını hızlandırmıştır.

IRAK KÜRDİSTANI MODELİ VE TÜRKİYE’NİN STRATEJİK KABULLENİŞİ

Irak Kürdistanı’nın ortaya çıkışı, Türkiye açısından yalnızca dışsal bir gelişme değildir. Ankara, 1991’den itibaren oluşan fiili Kürt yönetimini zamanla tanımış, ekonomik ve siyasi ilişkilerle bu yapıyı güçlendirmiştir. Bu süreç, Kürt özerkliğinin bölgede kalıcı bir yönetim modeli olarak yerleşmesini sağlamıştır.

Türkiye’nin KDP ve YNK ile kurduğu derin ilişkiler, Kürt siyasal alanını zayıflatmak yerine kurumsallaştırmıştır. Enerji anlaşmaları, sınır ticareti ve güvenlik iş birlikleri, Irak Kürdistanı’nı Ankara açısından vazgeçilmez bir ortak haline getirmiştir.

Bu deneyim, Suriye sahasında da benzer bir yaklaşımın uygulanmasına yol açmıştır. Kürt özerkliği artık “engellenmesi gereken mutlak tehdit” değil, “kontrol edilebilir bir realite” olarak ele alınmıştır. Bu zihinsel dönüşüm, Suriye’de SDG’nin kalıcılaşmasını kolaylaştırmıştır.

Irak örneğinde olduğu gibi, kısa vadeli güvenlik çıkarları uzun vadeli devlet bütünlüğü risklerinin önüne geçirilmiştir. Bu yaklaşım, Türkiye’nin bölgesel statükoyu dönüştüren aktörlerden biri haline gelmesine neden olmuştur.

Dolayısıyla Suriye’de ortaya çıkan Kürt federe yapı, Irak’taki modelin devamı niteliğindedir ve bu süreklilik Türkiye’nin politik tercihleriyle doğrudan ilişkilidir.

TÜRKİYE’NİN ESAD KARŞITI ASKERİ VE İSTİHBARİ DESTEĞİ

Türkiye, Suriye iç savaşının başından itibaren Esad yönetimini devirmeyi temel stratejik hedef olarak benimsemiştir. Bu hedef doğrultusunda silahlı muhalif gruplara lojistik, askeri ve istihbarat desteği sağlanmıştır. Bu destek, merkezi devletin askeri kapasitesini sistematik biçimde zayıflatmıştır.

HTŞ, El Nusra’dan evrilen yapısıyla Türkiye’nin kontrol alanlarında varlığını sürdürmüş; Colani liderliğinde siyasi bir aktör olarak sahaya sürülmüştür. Türkiye, HTŞ’yi tasfiye etmek yerine dönüştürme ve kullanma stratejisini tercih etmiştir.

Bu tercih, Suriye’de radikal bir yapının fiili yönetim kapasitesi kazanmasına yol açmıştır. İdlib ve çevresi, merkezi devletten tamamen kopmuş; alternatif bir egemenlik alanı oluşmuştur.

Türkiye’nin istihbarat desteği, HTŞ’nin diğer silahlı gruplar üzerinde üstünlük kurmasını sağlamış; Colani, Suriye sahasında muhatap alınan bir figüre dönüştürülmüştür. Bu durum, Suriye devletinin meşruiyetini daha da aşındırmıştır.

Esad yönetimine karşı yürütülen bu politika, Suriye’yi bir bütün olarak zayıflatmış; Kürt özerkliğinin önündeki en büyük engelin ortadan kalkmasına neden olmuştur.

HTŞ–SDG DENGESİ VE FİİLİ FEDERAL YAPININ OLUŞUMU

HTŞ’nin Türkiye tarafından korunması ve SDG’nin ABD tarafından desteklenmesi, Suriye’de iki ayrı devlet dışı egemenlik alanı yaratmıştır. Bu iki yapı, doğrudan çatışmak yerine fiili bir denge içinde varlık göstermektedir.

Bu denge, Suriye’nin üniter yapısının fiilen sona erdiğini göstermektedir. Merkezi devlet, ne kuzeyde ne batıda tam egemenlik kurabilmektedir.

HTŞ liderliği ile SDG yönetimi arasında oluşan temas ve mutabakatlar, bu parçalı yapının kalıcılaşmasını sağlamıştır. Türkiye’nin bu sürece müdahale etmemesi, aksine dolaylı biçimde kolaylaştırıcı rol oynaması belirleyicidir.

Ortaya çıkan yapı, Irak’tan sonra bölgede ikinci bir Kürt federe alanının kurumsallaştığını göstermektedir. Bu durum geçici değil, kalıcı bir siyasal gerçekliktir.

Türkiye, bu yapıyı engellemek yerine dengelemeyi tercih etmiş; sonuçta kendi güvenlik doktrinini zayıflatan bir tablo ortaya çıkmıştır.

SONUÇ

Suriye’de devlet bütünlüğü ortadan kalkmıştır. Bu durum, yalnızca ABD ve İsrail politikalarının sonucu değildir; Türkiye’nin bilinçli tercihlerinin doğrudan ürünüdür.

Esad karşıtı askeri ve istihbarat destek, HTŞ ve Colani üzerinden radikal yapıların meşrulaşmasına yol açmış; bu da Kürt özerkliğinin önünü açmıştır.

Irak Kürdistanı’nda izlenen politikaların Suriye’de tekrar edilmesi, Türkiye’nin bölgesel Kürt siyasal alanını istemeden ama fiilen inşa ettiğini göstermektedir.

Sorumluluğun yalnızca dış güçlere yüklenmesi, Türkiye’nin tarihsel ve siyasal vebalini ortadan kaldırmaz. Aksine, bu yaklaşım gerçeklerle yüzleşmeyi engeller.

Sonuç olarak Türkiye, Suriye’de yaşanan bu parçalanmanın seyircisi değil, kurucu aktörlerinden biridir. Bu gerçek, akademik, siyasal ve tarihsel düzeyde açık biçimde kabul edilmelidir.

KAYNAKÇA
• Achcar, G. (2016). The People Want: A Radical Exploration of the Arab Uprising. University of California Press.
• Gunter, M. (2018). Out of Nowhere: The Kurds of Syria in Peace and War. Oxford University Press.
• Phillips, C. (2020). The Battle for Syria: International Rivalry in the New Middle East. Yale University Press.
• International Crisis Group. (2019). Easing Turkish–Syrian Kurdish Tensions.
• Van Wilgenburg, W., & Fumerton, M. (2021). Kurdish Autonomy and Regional Stability. Routledge.
• Lund, A. (2017). From Cold War to Civil War: 75 Years of Syrian Politics. Middle East Institute.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar