Necip Hablemitoğlu’nun Ardından: Sessizlik Suçtur, Mücadele Görevdir

Okuma Süresi:

1–2 dakika
❤️

Bir Cinayetin Ardındaki Gerçek

Necip Hablemitoğlu, bir fikir insanı olarak değil; Atatürkçü Cumhuriyet’in direngen bir savunucusu olduğu için hedef alındı ve 18 Aralık 2002’de Ankara’da katledildi. Bu cinayet, Türkiye’de emperyalizme karşı duranların, ulusal egemenliği savunanların ve devletin kurucu felsefesine bağlı kalanların nasıl susturulduğunu gösteren açık bir tarihsel gerçektir.

Bu topraklarda Atatürkçü olmak bedelsiz değildir.
Bu ülkede emperyalizmi teşhir etmek, işbirlikçileri işaret etmek, “sivil görünümlü” kuşatmayı anlatmak ölümle cezalandırılabilmektedir. Hablemitoğlu bu bedeli bilerek ödemiştir.

Bu Bir Tesadüf Değil, Bir Tasfiye Düzenidir

Necip Hablemitoğlu yalnız değildir.
Cem Ersever, Eşref Bitlis, Kaşif Kozinoğlu ve daha niceleri aynı tarihsel çizgide, aynı siyasal iklimde, aynı karanlık düzenin hedefi olmuştur.

Bu isimlerin ortak paydası şudur:
• Atatürkçüdürler,
• Tam bağımsız Türkiye derler,
• Emperyalizme karşıdırlar,
• Devletin ulusal karakterini savunurlar,
• Teslimiyeti reddederler.

Bu nedenle susturulmuşlardır.

Burada söz konusu olan bireysel cinayetler değil; Cumhuriyetçi kadroların sistemli biçimde tasfiye edilmesidir. Bu bir iddia değil, Türkiye’nin yakın tarih pratiğidir.

Emperyalizm ve İç İşbirlikçiler

Emperyalizm Türkiye’de yalnızca dışarıdan dayatmalarla değil; içerideki işbirlikçi yapılar, sivil görünümlü örgütlenmeler, akademik ve kültürel alanlar üzerinden faaliyet göstermektedir. Hablemitoğlu’nun hedef alınmasının nedeni de tam olarak budur:
Bu yapıları isimleriyle, yöntemleriyle ve amaçlarıyla teşhir etmesi.

Bugün hâlâ bu cinayetlerin tam anlamıyla aydınlatılamamış olması, bir “beceriksizlik” değil; bilinçli bir karartma düzeninin sonucudur. Bu düzen, hesap sorulmasını değil, unutturmayı hedefler.

Sessizlik Suçtur

Bu noktada susmak tarafsızlık değildir.
Susmak, bu düzeni kabullenmektir.
Susmak, Hablemitoğlu’nu ikinci kez öldürmektir.

Atatürkçü aydınların, akademisyenlerin, öğrencilerin ve yurtseverlerin önünde tarihsel bir sorumluluk vardır:
• Bu cinayetleri unutturmamak,
• Faili meçhul düzenini normalleştirmemek,
• Emperyalist kuşatmayı teşhir etmeye devam etmek,
• Cumhuriyet’in kurucu değerlerini savunmak.

Mücadele Çağrısı

Necip Hablemitoğlu’nun mirası bir anma törenine sığmaz.
Onu yaşatmanın yolu, onun yaptığı gibi yazmak, konuşmak, teşhir etmek ve direnmekten geçer.

Bu mücadele:
• Kalemle verilecektir,
• Bilgiyle büyütülecektir,
• Akademide, sokakta, sınıfta, kürsüde sürdürülecektir.

Atatürkçülük bir nostalji değil, aktif bir mücadele hattıdır.
Tam bağımsız Türkiye bir temenni değil, vazgeçilmez bir hedeftir.

Son Söz

Necip Hablemitoğlu susturulmak istendi.
Ama onun öldürülmesi, bu ülkede gerçeği söyleyenlerin neden hedef alındığını daha görünür kıldı.

Bu nedenle görev açıktır:

Unutmayacağız.
Unutturmayacağız.
Boyun eğmeyeceğiz.

Bu metin bir ağıt değil, bir çağrıdır.
Ve bu çağrı, Cumhuriyet’i savunma çağrısıdır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. İdris avatarı
    İdris

    Ne yazıkki Anodolunun, Bozkırın , sefil perişan, fakir ama gurulu Türk anne ve babanın yetiştirmiş olduğu Türk evlatlarını, acımasızca islam, ışid, Fetocu, AKP ci, Erbakan cı dinci kesimlerin yardımı, eli ile öldürmeleri ni kınıyorum. Katiler, orda, burda , elinde tespih gezerken, bu ülkede ne adalet, ne din nede iman kaldı.
    Kala, kala din postuna bürünmüş hırsızlar kaldı, halkın kanını emen din vampirleri kaldı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar