Mustafa Kemal’in “Geldikleri gibi giderler” kararlı söyleminin 107.yıldönümünde

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

·     Kartal İstimbotu “Türk Tarihi”nin en sembol gemilerinden biridir. Ne yazık ki Türk denizcilik tarihimize mal olmuş pek çok gemiye sahip çıkılamamıştır.

·     Çünkü: Atatürk’ün güvertesinde  ‘geldikleri gibi giderler’ ünlü sözünü 13 Kasım 1918 sabahı söylediği gemidir.

·     Kartal, yalnızca bir gemi değil; Türk Halkı’na umut ışığı ve savaşım azmi taşıya tarihi bir mesajdır.

·     Dün olduğu gibi bugün ve gelecekte, Türkiye’nin varlığına kastetmeye yeltenecek  emperyalistler ve işbirlikçilerinden( mankurt / közkaman)  bu anıt gemiye bakacak olanlara, Türk milletinin hiçbir koşulda teslim alınamayacağını anımsatacaktır.

·     Sade halkın madden, manen omuz verdiği milli bir imeceyle gerçekleştirilen proje ile Kartal İstimbotu bir yıllık bir sürede Çiçek Tersanesi’nde eski orijinal haline getirilmişti.

·     Kartal İstimbotu 13 Kasım 2018 tarihinde bu tersanede yapılan törenle Dz. Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edilmişti.

·     Ancak, Ata’nın “Geldikleri gibi giderler” sözünü söylemesinin 100.yıldönümünde (13 Kasım 2018 tarihinde)  İstanbul’un en güzel yeri Beşiktaş’ta Deniz Müzesi yanına Kartal istimbotunun konuşlandırılması( * ) planlanmış olsa da bu gerçekleştirilmemiştir.

·     Öte yanda Projenin gerçekleştirilmesinde manen, madden bu projeye destek veren yurttaşlar  ile teknenin restorasyonda gönüllü görev alan tersane emekçilerinin “isim plaketleri”nin bu kutlu anıtta yaşatılacağı sözü verilmişti.

·     Buna kefil olanlar ise bu sorumluluklarını yerine getirip getirmediklerine ilişkin o duyarlı yurttaşlarımıza bilgi vermemişlerdir.

“Anlat… !     

Nice yıl var ki şaşırdım kaldım

Gerçek mi yalan… ?

Yoksa yalanlar mı yalan…” diyen Şair  Ümit Yaşar Oğuzcan  bunun gibi halleri ne güzel  anlatmış.

M.KEMAL PAŞA’NIN, 13 KASIM 1918 SABAHINDA,  “GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER” SÖZÜNE VARAN SÜREÇTE NELER OLDU?

– Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı İmparatorluğu’na 30 Ekim 1918 tarihinde Limni Adası’nın Mondros Limanı’ndaki Agamemnon zırhlısında teslimiyet anlaşması imzalatılır.

– Mustafa Kemal Paşa, Adana’daki ordu karargahından 7-8 Kasım günü “Teslimiyet anlaşmasını kabul etmiyorum, sahile çıkacak İngiliz ordusuna ateş açılması için ordularıma emir verdim!” şifre telgrafını Sadrazam Ahmet İzzet Paşa’ya çeker.

–  Bunun üzerine Saray “asi ve tehlikeli” bulduğundan  Yıldırım Orduları’nı lağveder.

 Mustafa Kemal Paşa’yı başka bir görev vermemiş, hemen İstanbul’a çağırır.

–  13 Kasım 1918 günü 22 İngiliz, 12 Fransız, 17 İtalyan, 4 Yunan gemisi ve 6 denizaltıdan oluşan tam 61 parçalık emperyalist donanması ile savaş galibi İtilaf devletleri İstanbul’u işgal eder.

–  Ne büyük bir rastlantıdır ki Mustafa Kemal Paşa’da, İstanbul’un işgali sabahı ( 13 Kasım 1918) Haydarpaşa Garı’nda trenden iner.

–  Trenler ve peronlalr cepheden gelen subay ve eratla doludur…

–  – Mustafa Kemal’i tanıyan ve trenden inişini izleyen bir çavuş, perondaki askerlere komut verir:-Dikkaaat, gelen Mustafa Kemal Paşa’dır, selaam duurr!

–  Tüm subay ve erat hazır ola geçip askerce selam verirler…

–  Mustafa Kemal, çavuşa sorar:-Nerede beraberdik?

–  Cevap çok şey ifade eden tek kelimedir:-Çanakkale!…

–  Mustafa Kemal çavuşa “Emir geçir, herkes köyüne memleketine silahı ile gitsin, bir şekilde silahını götürsün….” der.

‘Emir geçirmek’ askeri bir terimdir…

–  Emrin alçak sesle kulaktan kulağa sessizce tekrarlanmasıdır.

–  Çanakkale’den, yakın siperlerden, cephe günlerinden kalma bir önlem…

–  Çavuş emir geçirir, peron bir anda boşalır…

–  Asker silahı ile birlikte ortadan kaybolur, memleketine doğru yola koyulur…

–  Mondros Teslimiyet Anlaşması’nın öngördüğü, Türk ordusu’nun tüm silahları teslim etmesi şartının aksine Mustafa Kemal daha İstanbul’a indiği ilk anda ilk emrini vermiştir:Silahları vermeyin!’…

–  Mustafa Kemal’in Haydarpaşa Garı’nda 13 Kasım 1918’de verdiği ‘Silahı vermeyin emri, onun silah konusundaki ilk emri değildir            

–  Mondros Mütarekesi’ndeki silahları teslim şartına rağmen düşmana tek bir silah bile vermemiştir…

–  Güney Cephesi’nde emrinde kalan son birliklerdeki son silahların bir bölümünü Antep’e yollamıştır (Bu silahlar daha sonra Antep’te Fransızlara karşı direnişte kullanılır.)

–  Bir bölümünü Kuşçubaşı Eşref’in Salihli’deki çiftliği’ne yollamıştır. (Bu silahlar daha sonra Ege’de Kuvayi Milliye’ye bağlı efeler tarafından Yunanlılara karşı ilk direnişte kullanılmıştır. Kuşçubaşı Eşref Teşkilatı Mahsusa’nın önde gelen isimlerindendir.)

–  Bir bölümünü, Ali Fuat Cebesoy’un emrindeki 20. Kolordu’yu silahları ile Konya-Ankara civarına yaya olarak yollamıştır. (Bu kolordu İstiklal Savaşı’nın Ankara’daki çekirdek gücü olacaktır.)

–  İşte 13 Kasım 1918’de İstanbul Haydarpaşa Garı’nda askerlere verdiği bu ‘silahları vermeyin, birlikte köyünüze götürün’ emri onun bu çelikten direniş iradesinin en açık göstergesidir…

–  O sabah Mustafa Kemal’i Haydarpaşa’dan Karaköy’e götüren o köhne Fansızlara ait Enterprise istimbotu düşman savaş gemileri arasından geçerken yaveri Cevat Abbas Gürer’in gözlerinin yaşarmasının nedenini anlayan Paşa:

Geldikleri gibi giderler!’ der

–  Bu sözcüklerdeki o müthiş kararlılığı, direniş ruhunu ve azmi bütün dünya ancak 5 yıl sonra anlayacaktır…

(BU YAZIDERLEMEDİR)

(*)Asker birlikleri ve savaş araçları için) Her durumda ve özellikle savaş sırasında, asker birliklerini ve her türlü savaş araçlarını, silahları, bütün durumları ve olasılıkları göz önünde tutarak, en iyi bir biçimde yerleştirmek.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar