“18 May 2025 Paz, 13:44” tarih saatli” İznik’te 10 Mayıs Cumartesi günü yapılan mitingde “ekümeniklik “ zırvasına sarılan İstanbul Fener Rum Kilisesi protesto edilmiş!” konu başlıklı iletide bu konu ele alınmıştı.
Aradan 6 ay geçmiş olmasına karşın Türkiye efkarı umumiyesinde pek de bir şeyin değişmemiş olduğunu üzüntüyle görmekteyiz.
Böyle durumlar için olmalı Mevlana ” Kurdun kuzuyu yemeye niyetlenmesinde şaşılacak bir şey yoktur. Şaşılacak olan odur ki bu kuzu, kurda gönül bağlamış,aşık olmuştur.” demekte!
Hepsi tamam da çıkarları için “ kurda gönül bağlamış,aşık olmuş”lara karşı okumuşların(üniversite çıktılı) oluşturduğu meslek örgütlerinden de kayda değer bir tepkinin olması nasıl izah edilecek?
Tam da bu süreçte ,bugün TBMM’deki partilerden oluşan heyetin ABD’nin kulağından tutup teslim ettiği terör örgütü PKK’nın elebaşısı APO ile görüşmek (müzakere) için İmralı’ya gideceği haberi medyaya düştü.
Bunlar ve benzeri olup bitenler Türkiye’de iç cephenin ne durumda olduğunu birilerininin anlamasını sağlar mı?
Yeri gelmişken 98 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği “İç Cephe”ye yönelik tehlikenin çok da uzağında olmayan bir Türkiye’de yaşadığımızı Büyük Söylev’den (*) okuyalım;
– Asıl olan iç cephedir. Bu cephe bütün memleketin, bütün milletin meydana getirdiği cephedir.
– Dış cephe, doğrudan doğruya ordunun düşman karşısındaki silahlı cephesidir.
– Bu cephe sarsılabilir, değişebilir, mağlûp olabilir; fakat bu durum, hiçbir zaman bir memleketi, bir milleti yok edemez.
– Önemli olan, memleketi temelinden yıkan, milleti tutsak ettiren, iç cephenin çökmesidir.
– Bu gerçeği bizden daha çok bilen düşmanlar, bu cephemizi yıkmak için yüzyıllarca çalışmışlar ve çalışmaktadırlar. Bugüne kadar başarılı da olmuşlardır. Gerçekten ‘kaleyi içinden almak‘, dışından zorlamaktan çok kolaydır.
– Bu amaçla şahıslarımıza kadar temasa gelebilen bozguncu mikropların, araçların varlığını iddia etmek doğrudur.
– Meclis’in düşünüş biçimi, çalışması, vaziyeti, düşmana ümit verici olmadıkça iç ve dış cephelerimizin yerinden oynamasına olanak ve olasılık yoktur...”(NUTUK/ Sayfa 453)
(*) Büyük Söylev (Nutuk): Mustafa Kemal Atatürk’ün 3 aylık bir süre içinde tamamladığı ve 15-20 Ekim 1927 tarihlerinde CHP(Cumhuriyet Halk Fırkası)’nın İkinci Büyük Kurultayında kürsüden okuduğu eserdir. Türkiye tarihinin 1919-1927 yılları arasındaki 9 yıllık bir sürecinde, özellikle Millî Mücadele’de yaşanan olayları anlatır.
(BUYAZI DERLEMEDİR)



Bir yanıt yazın