Turizm çok kırılgandır. Son yıllarda turizm alanında bir dağınıklık oldu. Sektör temsilcileri turizmi yeniden toplamaya başladı.
Şunu hemen vurgulayalım:
Avrupa’da oteller Türkiye’den daha pahalı. 3 yıldızlı otelleri “lüks” diye pazarlıyorlar. Yemekleri ise düşündürüyor.
Ekonomik etkenler, “mikro tatil” kavramının yükselişi ve uzaktan çalışma imkanlarının azalması, kalış sürelerini kısaltıyor. Oysa uzun kalışlar oteller için daha düşük operasyonel maliyet ve daha öngörülebilir gelir anlamına geliyor. Bu nedenle eğilim, işletmeler açısından yönetilmesi gereken bir zorluk. Şimdi herkes cebini düşünüyor. Ekonomik şartlar tatilcileri zorluyor.
Tatile çıkanlar hemen ülkelerine dönmüyor. Uzun tatilin tadını çıkarıyor.
Otelcilik sektörü, ekonomik belirsizlikler, değişen seyahat davranışları ve dönüşen dağıtım kanallarıyla şekillenen karmaşık bir dönemden geçiyor. Cloudbeds ve Duetto’nun ortaklaşa hazırladığı rapor, 2025’e damga vuran başlıca trendleri ortaya koyarak rezervasyon davranışlarından otel kârlılığına kadar birçok konuda önemli içgörüler sunuyor. Sektör 2026’ya hazırlanırken, işletmelere rekabet gücünü korumak için stratejilerini gözden geçirmeleri öneriliyor.
Otellerde ve tesislerde yarış değil rekabet ön plana çıkıyor.
Ocak–Temmuz 2025 döneminde misafir davranışlarına ilişkin analizler; dağıtım kanallarında, oda fiyatlarında ve ortalama kalış süresinde (ALOS) belirgin değişimler olduğunu ortaya koyuyor. 177 ülkedeki 20.500 bağımsız konaklama tesisinden alınan veriler, dağıtım ortamındaki yoğun rekabeti gözler önüne seriyor.
Expedia, Trip.com, Hotelbeds ve Despegar, özellikle Asya-Pasifik ve Latin Amerika’da pazar paylarını artırdı. Bu artış, uluslararası seyahatlerdeki yükseliş ve güçlü turizm talebini yansıtıyor. Buna karşın Booking.com ve Agoda gibi geleneksel liderlerde düşüş görüldü.
Doğrudan rezervasyon kanalı (walk-in ve online) istikrarlı seyrini korusa da OTA’ların baskısı altında. ChatGPT benzeri yapay zekâ destekli platformların ve Google AI Overviews’ün rezervasyon sürecine entegrasyonu, kullanıcıyı daha fazla OTA’ya yönlendirerek doğrudan rezervasyonları azaltma potansiyeli taşıyor.
Rapor, kârlılıkta önemli performans göstergelerine de ışık tutuyor:
kâr dönüşüm oranları, oda başı toplam gelir (TRevPAR) ve oda başı brüt işletme kârı (GOPPAR).
Tüm bölgelerde pozitif dönüşüm oranları görüldü. Bu durum, artan gelirler karşısında maliyet kontrolünün etkili biçimde sağlandığını gösteriyor.
Oda gelirlerinin ötesindeki tüm gelirleri kapsayan TRevPAR, birçok bölgede büyüme kaydetti. Latin Amerika %4,6 ile liderliği alırken, Kuzey Amerika ve Avrupa onu takip etti. Yiyecek-içecek gelirleri yardımcı gelirlerin ana kaynağı olmaya devam ederken, golf ve spa gelirlerinde bölgesel farklar gözlendi.
İşgücü maliyetleri hâlâ en yüksek gider kalemlerinden biri. Tüm bölgelerde artış sürüyor. Zayıflayan talep karşısında etkin maliyet yönetimi, kârlılığın korunması açısından kritik önem taşıyor.
Rapor, işletmelerin bu zorlu koşullarda başarılı olabilmesi için üç temel alana odaklanmasını öneriyor:
Metasearch görünürlüğünü artırmak
Hedefli dijital kampanyalar yürütmek
Bölgesel OTA’larla çalışarak yeni pazarlara açılmak
Ek gelir kaynaklarını büyütmek (F&B, deneyimler, spa vb.)
Operasyonel maliyetleri teknoloji desteğiyle kontrol altında tutmak
Tesis içi deneyimleri ön plana çıkararak harcama fırsatlarını çoğaltmak
Kısa konaklama eğilimini segmente edilmiş teklifler ile yönetmek
Uzun kalışları teşvik eden paketler ve avantajlar sunmak
2026’ya girerken ekonomik belirsizlik gündemde kalmayı sürdürüyor. IMF’nin küresel ekonomik büyüme için %3,1 tahmini, 2025’e göre hafif bir iyileşme sunuyor. Cloudbeds ve Duetto, küresel otel performansını izlemeyi sürdürerek sektörün geleceğe hazırlanmasına yardımcı olmayı amaçlıyor.




Bir yanıt yazın