Kalemin Şahitliği: Güler Kömürcü Hanımefendi’ye Minnetle

Türkmen gençleri, ırak türkmenleri kerkük

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Bazı dönemler vardır ki, tarih yalnız siyasetçilerin değil, kalem sahiplerinin de omuzlarında yazılır.
2006 yılı Irak Türkmenleri için işte öyle bir yıldı — şehirlerimizde elektrik sönmüş, sesimiz kısılmış, Kerkük’ün kaderi 140. maddeyle masaya yatırılmış, Türkmeneli bir kez daha tarih sahnesinde varlık-yokluk çizgisine çekilmişti.

İşte o günlerde, Ankara’dan Kerkük’e kadar yankılanan bir ses vardı: Güler Kömürcü’nün sesi.
Kendisi sadece bir gazeteci değil, vicdanı elinden düşürmeyen bir kalemdi. “Ateş Hattı Kerkük” başlıklı yazı dizisiyle, dünyanın gözlerini yeniden Kerkük’e çevirdi; unutturulmak istenen bir halkın, yani Türkmenlerin hakikatini, bütün çıplaklığıyla, bütün onuruyla hatırlattı.

Gerçeğin Peşinde, Halkın Yanında

O, haber yapmak için değil, tanıklık etmek için Kerkük’e geldi.
Kerkük’ün sokaklarında suskun evlerin taş duvarlarına, Türkmen mahallelerinin gölgelerine, Telafer’den Tuzhurmatu’ya kadar uzanan o derin acıya kulak verdi.
Köşesinden değil, siperden yazdı. Kalemiyle zulmün üzerine yürüdü, suskun dünyanın dikkatini “karartılmış Kerkük” gerçeğine çevirdi.

Bir Kalemin Cesareti, Bir Kadının Vicdanı

O yıllarda birçok yabancı gazeteci bölgeye uğramaya dahi cesaret edemezken, Güler Hanım, Türkmen kadınlarının, çocuklarının, öğretmenlerinin, yurtlarından koparılan ailelerin hikâyelerini kendi kalbinden geçirerek yazdı.
Her satırında hem bir araştırmacının titizliği hem de bir Anadolu kadınının vicdanı vardı.
Kerkük’ün sokaklarında “elektrik yok, su yok, ama umut var” diyordu — çünkü umut, o satırlarda yaşamaya devam ediyordu.

Türkmen Davasına Hizmet: Kalemle Kurulan Köprü

Türkmeneli davası sadece siyasetin değil, vicdanların davasıdır.
Güler Kömürcü Hanımefendi, bu davaya yalnızca haberleriyle değil, konferans kürsülerinde, üniversite salonlarında, Anadolu şehirlerinde yaptığı konuşmalarla da omuz vermiştir.
Her fırsatta Türkmeneli’nin yalnız bırakılmaması gerektiğini, Kerkük’ün kaderinin petrol değil, insan olduğunu, tarihin en kadim halklarından biri olan Türkmenlerin bu topraklarda eşit yurttaşlık hakkına sahip çıkılması gerektiğini haykırmıştır.

Bir Türkmen Aydınının Minneti

Bugün, o günlerin tanığı ve o dönemin temsilcisi olarak, kalbimin en derininden şunu ifade etmek isterim:
Biz Türkmen Aydınları, Güler Kömürcü Hanımefendi’nin emeklerini asla unutmadık ve unutmayacağız.
Kalemi, o gün bizlerin sesi oldu. Yazıları, bir halkın hafızası oldu. Cesareti, bize güç, inancı, bize moral verdi.
En dar, en çaresiz günümüzde yanımızda duran bu asil kalem, Türkmeneli’nin dostluk defterine altın harflerle yazılmıştır.

Ahde Vefa ve Şükranla

Bu satırları bir teşekkür değil, bir ahde vefa olarak kaleme alıyorum.
Bizler için yazdığı her satır, yalnız bir haber değil, bir direniş belgesidir.
Kendisine, şahsım ve bütün Türkmen davasının bir Ferdi olarak, en derin şükranlarımı sunuyorum.
Zira “en zor günde yanımızda duranları unutmamak, onurlu bir milletin en asil görevidir.”

Güler Kömürcü Hanımefendi’ye —
Kerkük’ün ateş hattında yazdığınız o kelimeler, hâlâ Türkmen yüreğinde bir dua gibi yankılanıyor.
Kaleminiz var olsun, iziniz silinmesin.

AHMET MURATLI -IRAK TÜRKMEN TOPLUMU TEMSİLCİSİ



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar