“Gürcistan’da Türk Fobisi: Tarihî Kardeşliğin Düşmanlığa Dönüştürülmesi”

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Kafkasya’nın kalbinde yer alan Gürcistan, yüzyıllardır Türk kültürünün, ticaretinin ve inancının da yaşadığı bir ülkedir. Osmanlı döneminden çok önce Borçalı, Ahıska ve Meskhet bölgelerinde Türk toplulukları kök salmış, Gürcü halkıyla birlikte yaşamış, toprağını işlemiş, vatanını savunmuştur. Ancak son yıllarda, bu tarihî kardeşliğin yerini önyargı, nefret ve tarih inkârı almıştır.

Bazı Gürcü teşkilatları, medya organları ve milliyetçi partiler Türk milletini “Gürcistan’ın genetik düşmanı” olarak göstermekte; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na yönelik hakaretleri “millî duruş” gibi sunmaktadır. Bu dil, sadece Türkiye’ye değil, Gürcistan vatandaşı olan on binlerce Borçalı Türkü’ne ve sürgün edilmiş Ahıska Türkü’ne de yöneliktir. Onlara “Tatar”, “Kızılbaş”, “dinsiz” gibi sıfatlar yakıştırılmakta; İslam inançları üzerinden ötekileştirilmektedir.

Oysa tarihî belgeler Gürcistan Türklerinin bu toprakların asli unsuru olduğunu açıkça ortaya koyar:

1828–1829 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası Tiflis Vilayeti Nüfus Sayımı, Borçalı bölgesinde Türk nüfusun çoğunlukta olduğunu göstermiştir.

1944’te Stalin yönetimi 100 binden fazla Ahıska Türkü’nü sürgün etmiş; bu, modern Kafkas tarihinin en trajik olaylarından biri olmuştur.

1990’larda sürgün edilenlerin geri dönüş hakkı tanınsa da, Gürcistan’daki bazı milliyetçi çevreler bu hakkı fiilen engellemiştir.


Bu tablo yalnızca yerel nefretin değil, jeopolitik manipülasyonun da ürünüdür.
Bazı Batılı ve bölgesel emperyalist güçler, Gürcistan’ı Rusya ve Türkiye arasında tampon ülke olarak tutmak istemekte; bu nedenle Türk ve Müslüman kimliğine karşı korku politikalarını desteklemektedir.
ABD ve Avrupa merkezli bazı vakıf ve medya ağları, “Türk etkisine karşı ulusal direniş” söylemiyle Gürcü toplumunu tahrik eden içerikler üretmekte, finansal ve ideolojik destek sağlamaktadır. Aynı zamanda Rusya yanlısı çevreler de Türkiye’nin bölgede güçlenmesinden endişe ederek, Türk düşmanlığını kendi çıkarlarına uygun bir propaganda aracı hâline getirmektedir.

Böylece Gürcistan Türkleri, iki farklı dış politikanın arasında sıkışmış, “gizli hedef” hâline gelmiştir. Eğitimde Türkçe’nin dışlanması, medyada önyargılı dil, siyasal temsil eksikliği ve ekonomik ayrımcılık, bu planlı algı operasyonunun sonuçlarıdır.

Gerçek şu ki, Gürcistan Türkleri bu ülkenin düşmanı değil; çok kültürlü, adil ve demokratik bir Gürcistan’ın en sadık vatandaşlarıdır.
Çözüm, önyargıyı değil, ortak tarihi hatırlatmakta; düşmanlığı değil, barış bilincini güçlendirmektedir. Gürcü ve Türk halkı arasındaki kardeşlik, dış güçlerin planlarına değil, halkların ortak vicdanına dayanmalıdır.

Bugün Gürcistan’ın önünde iki yol vardır:
Ya dış müdahalelerin yönlendirdiği nefret söylemine teslim olacak,
ya da tarihine ve halklarının kardeşliğine sahip çıkarak gerçek bağımsızlığını koruyacaktır.

Yazar: Murat Kafkasyalı (Muraz Nagiev)
Kurum: Kafkasya Birlik Vakfı



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar