Ülke tarihi ve kültürüyle barışık nesiller yetiştirmek isteyen ana/babalar ile nine/dedeler, çocuk/gençlere ulusumuzun değerlerini anlatıp öğretmekle yükümlü olduklarını her zaman anımsamalıdır.
Bu yükümlülüklerini “gönül huzuruyla” yerine getirdim diyebilmek için okumaya, öğrenmeye açık olması gerektiği de usumuzun ucundadır.
Prof.Dr. Kışlalı başta olmak üzere ulusunu aydınlatma yolunda can veren yüksek ruhlu aydınlanmacıları saygı ile anıyorum. Işıklar içinde olsunlar.
Bilginize….21 Ekim 2025,Salı
PROF. DR.AHMET TANER KIŞLALI KİMDİR?
•Yurtsever, Kemalist devrimlerin ödünsüz aydınlarındandır.
• “Kemalizm, geçmişin bekçiliği değil, geleceğin öncülüğüdür “ söylemi izlenecek istikameti anlatır.
•”Beni bir insan ve Türk vatandaşı olarak yetiştirmek için büyük emek harcayan anne ve babama verilmiş bir sözüm var: Cehalet, dalalet ve hıyanet karşısında, susmayacağım!” kararlı bir aydının sözleridir
•1977 yılında CHP’den İzmir milletvekili seçilir.
•Kültür Bakanı olduğu ( 5 Ocak 1978 – 12 Kasım 1979) yılında Ulusal Kültür dergisini yayımlatır.
•12 Eylül 1980 darbesi sonrasında Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde siyaset bilimi dersi verir.
•21 Ekim 1999 günü saat 09.40’da(*) Ankara’da evinin önünde uğradığı bombalı saldırı sonucu yaşamı son bulur.
•Gençliğe inanıp güvenen KIŞLALI Atatürk’e “Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği” makalesinde:
– “ Kemalizm neyi öngörüyordu?
-En ileri kurumların bile günün birinde “eskimiş düzen”e dönüşmesinin kaçınılmaz olduğunun bilincindeydi…..
– “sürekli devrimci”de iki temel nitelik gerekiyordu: Çıkarlarının düzenle bütünleşmemiş olması ve yeniliklere uyum gücü.
-Ve bu iki nitelik, sadece ve sadece gençlikte vardır
– (Atatürk) en çok gençliğe güvenmiştir.
– (Yozlaşan Hasta Adam Osmanlı’nın son Padişah) Vahdettin, Millet bir koyun sürüsüdür…demişti.
-“Millet” koyun sürüsü olmadığını Kurtuluş Savaşı’nda kanıtlamıştır. Ama şimdi, yeni Vahdettinler türemiştir… ve gençlerin çobanlığına soyunan yeni Vahdettinler…
-Sürü olmadığını kanıtlama sırası şimdi “gençlik”tedir!
– “ Ve kanıtlayacaktır!” sözleriyle örgütlü Türk gençliğine kastetmektedir.
– Türk gençliğin örgütlü temsilcisi TGB/TLB’dir(*)
PROF. DR. AHMET TANER KIŞLALI’NIN YETİŞMESİNİ SAĞLALYAN İKLİM:
Kışlalı, Cumhuriyetin ilk kuşak temsilcilerinin eğittiği ikinci kuşak temsilcilerindendir.
Tarih ,ekin (kültür) birikim, bilincinin oluşup gelişmesinde öğrencisi olduğu Kabataş Erkek Lise’sindeki eğitim ortamı ve öğretmenler en önemli rol modellerdir.
Bunların önde gelenleri: Çanakkale ve Milli Mücadele’de aktif görev alan MİM teşkilatının öncülerinden tarih öğretmeni Galip Vardar, Okul müdürü Faruk Dıranas, Edebiyat öğretmeni Behçet Necatigil’dir.(1)
TÜRKİYE’DE ÜNİVERSİTE EĞİTİMİ VE BİLMİN VARDIĞI YER:
· 1949 yılında başlayıp 1976 yılında istifa ile akademik yaşamını sonlandırmış bir profesör olan İlhan Arsel “Biz profesörler, tıpkı bizden öncekiler gibi bilgisiz, bilinçsiz ve yetersiz yönlerimizle her kötü gidişe daima seyirci, her haksızlığa daima omuz silkici, her haysiyetsizliğe daima boyun eğici bir zihniyetin temsilcileriyiz.” demiş
· Zira aradan bunca yıl geçmesine rağmen karşılaşılan manzara Arsel’in tarif ettiğinden (elbette burada sadece unvanı profesör olanlar kast edilmiyor) pek de farklı değil.
· Bugün dahi akademinin en belirgin kusurları olan “haset ve ihtiraslar”, “çıkarcılıklar ve küçük hesaplar” konusundaki rahatsızlığını ifade etmiş.
· Arsel’in, saygı duyulacak bir dürüstlük ile ortaya koyduğu zafiyetlere -farkında olarak ya da olmayarak- iştirak etmiş olması, bu hastalığın önlenemez bulaşıcılığını gösteriyor.
· Sayın Arsel’in bahsettiği yıllardan bu yana akademi, bahsi geçen hususlarda herhangi bir ilerleme gösterememiş gibi duruyor. Aynı omuz silkici, aynı boyun eğici tutum ziyadesiyle sürüyor.
· Örneğin genel kanı bugün de akademinin liyakatten uzak bir kurum olduğu yönünde. Hatırlanacaktır, 2020 yılının Kasım ayında bir öğretim üyesinin vefatı üzerine rektörlüğün yayınladığı başsağlığı mesajında ikisi akademik tam dört üniversite çalışanının (akrabasının) adı geçiyordu.
· Yakın zaman önce ise başka bir üniversitenin Orman Fakültesi’ne usulsüz bir atama yapıldığı, bununla yetinmeyen rektörlüğün usulsüzlüğe itiraz eden öğretim üyelerine de soruşturma açtığı Oda Tv’nin bir haberi ile öğrenilmişti.
· Örnekleri çoğaltmak ne yazık ki hiç zor değil. YÖK dahi artık dayanamayıp bu kişiye özel ilanlara son verilmesi çağrısında bulunuyor.
· Buna rağmen, akademisyenlerin çoğu, atamaların ve unvanların hakkaniyete uygun olmadığı görüşünde ama daha kötüsü şu ki itiraz etmenin faydası olmayacağı kanaati kemik gibi yerleşmiş.(1 )
***
· Üniversite, inşa edilmiş akıl ve bilimdir. Üniversitenin mantığı akılcılıktır ve bilgeliğin mabedidir. Üniversite aynı zamanda bir değerler bütünüdür. Bu değerler öğrencilerin ve öğretim üyelerinin ürettikleri (buluş, patent, araştırma, yöntem, makale, kitap vb.) eserler ile ölçülür.
· Türkiye’de Yükseköğretimde Akademik değersizleşme son mertebesine yaklaşmış halde.
· Akademik değerlerden (özerklik, özgürlük, etik, liyakat, bilimsellik, nitelik, serbesti vb.) ne kaldı?
· Adeta üniversiteler liselerin devamı halinde .Her yıl lise mezunları kadar kontenjan açılmakta.
· Akademik unvan ve diploma sahteciliği ayyuka çıktı. Sahte profesör, hukuk fakültesi dekanlığı ve rektör yardımcılığı yaptı. Sahte belgelerle yüzlerce profesör ve doçent atandığı haberlere yansıdı.
· Hastanesi olmayan “vakıf tıp fakülteleri” kuruldu. 17 tanesinin hâlâ hastanesi yok! Ancak profesör ve doçent unvanı dağıtıyorlar. Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin sekiz tıp fakültesi var, adeta fabrika gibi profesör üretiyor.
· Siyaset, biat ve sadakat kadrolaşması doğrudan atanan rektörlerle başladı. Rektörlerin çoğunluğu siyasi veya siyaseten getirilmiş kişiler. 2021’de yapılan incelemede 73 rektörün uluslararası yayını olmadığı, yayını olan 71 rektörün yayınlarına hiç atıf yapılmadığı belgelendi.
· Üniversiteler ülkeye insan yetiştiren kurumlardır,gereği yapılmazsa büyük bedeller öderiz.(2)
(1)Doç.Dr. Zafer Kalfa’nın Ekim 6, 2025 tarihli Akademinin Karanlık Yüzü makalesinden
(2 )Trakya Üniversitesi Eski Rektörü Prof. Dr. Osman İnci’nin Eğitimde son aşama akademik yozlaşma makalesinden
BU YAZI DERLEMEDİR




Bir yanıt yazın