RUH SAĞLIĞIMIZ MI KALDI

Okuma Süresi:

5–8 dakika
❤️

Dünya Sağlık Örgütü ne iyi etmiş de Dünya Ruh Sağlığı Günü ilan etmiş.

Birleşmiş Milletler de toplantılar yapıp her ayın bir  gününü herhangi bir gün olarak ilan etmemiş mi!

İyi de bir günü ilan etmek yetmiyor,hatta çözümlerini de sayıp döküyor…Bu yetiyor mu peki,içinde bulunduğumuz koşullarda ruh sağlığımızı nasıl koruyacağız…

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 1948 yılında yaptığı tanımda sağlık; sadece bedensel değil, ruhsal ve sosyal yönden de tam bir iyilik hali olarak belirtilmektedir.DSÖ klasik tanımında ruh sağlığına önem verilmeye başlanmıştır.

Geçmişte ruh sağlığı tıbbın dışında bir alan, ruh sağlığı sorunları ise gerçekte var olmayan durumlar olarak algılanmıştır.

Her dengesi bozulanı deli olarak damgalamak en kolay yol omadı mı!Toplumun dışına itmedik mi bu tür insanları,halbuki en çok onların yardıma ihtiyacı var.

Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu tarafından 1992 yılından itibaren 10 Ekim, Dünya Ruh Sağlığı Günü olarak belirlenerek kutlanmaya başlanmıştır.

Prof Dr Figen Çulha Ateşci“sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, bedence, ruhça ve sosyal yönden tam bir iyilik hali”der.

Bedensel sağlığın yanında ruhsal sağlığımıza da önem vermeliyiz.10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı günü,ruh sağlığının ve ruh hastalarının toplumda farkındalığını arttırmak amacıyla kutlanmaktadır.

Hiç düşündünüz mü,ruh sağlığımızı nasıl koruyacağız?

Her yıl farklı bir temayla kutlanır Dünya Ruh Sağlığı Günü Örneğin“İşyerinde Ruh Sağlığı”İş yerindeki stresi,aşırı iş yükünü,mobbing uygulamalarını depresyonu düşünün.

Çoğumuza iş yerinde mobing uyhulanmıştır,kaçımız bunu yetkililere duyurabildik!İşimizden olma korkusu yetmiyormuş gibi,bir de toplum baskısı,kim bize inanacak” kancık köpek kuyruk sallamazsa,erkek köpek peşinden gitmez”gibi sözlerimiz varken…

Ayrıca utanmak denen bir duygumuz var,o yetmiyormuş gibi evliysek yuvamızın dağılması korkusu…

İşimiz gelir kaynağımız,bir yandan ihtiyaçlarımız için para kazanmak zorundayız ama iş para kazanmakla bitmiyor.İş yerindeki insanlarla sosyal ilişkiler kuruyoruz ve sadece kendimiz için değil,bir yandan da topluma katkıda bulunuyoruz.

İşyerinde ruh sağlığımızı bozan kötü, sert, emeğine takdir etmeyen, adaletsiz, kişisel ihtiyaçlara ilgisiz yaklaşımların son derece yıkıcı olabildiği bilinmektedir.

Bu durum çalışanın ruhsal sağlık sorunları,çalışanın devamsızlığına, üretkenliğinin düşmesine ve maliyetin artmasına neden olmaktadır.Örneğin Avrupa’da iş sebepli depresyonun yıllık maliyetinin 617 milyar Euro civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Üretkenliğin artırılması ve maliyetlerin düşürülmesi için çalışanların ruh sağlığına önem verilmeli. İnsan sadece bedensel olarak hastalanmaz.Çalışanın ruh sağlığını korumak için uygun çalışma ortamları yaratılmalı, çalışanların iş ve sosyal dengesini destekleyen, geliştiren program ve uygulamalar olmalıdır.Ancak bu şekilde İş yaşamındaki ruhsal sorunlar çözülüp verimlilik artırılabilir.Ruhsal sorunlar erken dönemde fark edilirse tedavisi de kolaylıkla sağlanabilir.

Bunun için de işverenin ahlaklı ve vicdanlı olması ve o da “çalma kimsenin kapısını parmak ile,birgün çalarlar kapını tokmak ile”sözünü hatırlayıp,annesine,kızına,karısına böyle birşey yapılınca nasıl düşüneceğini hatırlaması gerekir.

Gençlerin ruh sağlığını korumak,güçlendirilmesi,bu konuda farkındalık yaratmak, gençlerin dayanıklılığını arttırmak ve önlenebilir ruhsal hastalıkların önlenmesi hedeflenmektedir.

Bu konuda en büyük darbeyi gençler yiyor.Özellikle ülkemizde,ülkenin iyi yönetileme yişinden okula beslen me bile götüremiyor,bir simit alamıyor,yaşıtları özel okula gidiyor, onun okulunda yeterli eğitimi almış öğretmen yok,temizlik yapacak kimse yok,tuvaletler pislik içinde,her türlü hastalığa açık,okulu bitiriyor sınavlar başlıyor,okulu kazanıyor, kitaplar pahalı alamıyor,okulu zorla bitiriyor atanamıyor,iş bulamıyor,parası olmadığı için evlenip yuva kuramıyor,nasıl koruyacak ruh sağlığını…

Gençlik dönemi, bireyin yetişkin rolüne hazırlandığı, kimliğini oluşturmaya başladığı çok önemli bir dönem olmakla birlikte, önemli ruhsal hastalıkların ortaya çıkma riskini de barındıran bir dönemdir. Günümüz gençleri daha önceki dönemlerden daha farklı ve daha hızlı değişimlerin olduğu bir dönemde yaşamakta, yoğun olarak teknolojik gelişmelere maruz kalmaktadır. Bu hızlı değişim ve gelişmeler, onların hayatında olumlu olduğu kadar, doğru olarak desteklenmediğinde olumsuz bir takım etkilere de sebep olabilmektedir.

Aile takip etse de çocuğun sanal ortamda dolaşmasını engelleyemiyor.

Gençlerin birçoğu teknolojinin sunduğu sanal ilişkilerle bağ kurmaya çalışırken, sosyal  etkileşimin azlığı onları yalnız hissettirmektedir. Ruh sağlığını güçlendirecek ya da psikososyal destek alabilecekleri doğru kaynakları da bilememektedir. Bu nedenle onların doğru yönlendirilmeleri ve psikososyal yönden aradıkları destekleri nereden bulacakları konusunda bilgilendirilmeleri gerekmektedir.

Okullarda bu konuyla ilgili ders konulmalı ve öğrenciler bu konuda bilgilendirilmeli…

Çünkü kontrolsüz ve bilgisizce sosyal ortamda dolaşırken tarikatların,terör örgütlerinin, uyuşturucu tacirlerinin eline düşüp,ruh sağlığını iyice kaybedebilir… 

İnsan sadece kendisi için değil,sevdikleri için de yoğun kaygı, öfke, korku, çaresizlikten  kaynaklanan stres ve ruhsal bozukluk yaşayabiliyor.Ayrıca sosyoekonomik sorunlar da cabası.

Anne-babalar endişe içinde çocuğunun geleceğiyle ilgili korkular ve endişeler yaşarken ruh sağlığını kaybedebilir…

Toplum olarak yetişkin ve çocuk ergen psikiyatristleri, psikolog, sosyal çalışmacı ve çocuk gelişimcilerine ihtiyaç var.

Dünya Sağlık Örgütüne göre (2018)tüm dünyada her 40 saniyede bir kişinin intihar ederek öldüğünü belirtiyor.Her yıl intihar ederek 800.000’den fazla insan ölüyor ve bu ne yazıkki savaş ve cinayet nedeniyle ölenlerin toplamından daha fazla.Ayrıca ölenlerden daha fazla, intihar girişiminde bulunan insan var.İntihar edenler sadece kendi hayatlarına son vermekle kalmıyor. Aileleri,geride kalan insanlar üzerinde uzun süreli ve yıkıcı etkileri olan bir trajedi oluşturuyor.

İntihar edenlere dikkat ediyor musunuz,sorunu ya okulu,ya işi,ya yuvası değil mi!Durup dururken mi intihar ediyorlar…

Ayrıca 2020 Yılı tüm dünyadaki insanların ruh sağlığını da etkileyen COVID-19 salgını yaşamıştı.Dünya virüsü kontrol altına almak ve çözüm bulmak için mücadele ederken, yaşanan endişe, korku, izolasyon, sosyal mesafe ve kısıtlamalar belirsizlik ve duygusal sıkıntıları artırmaktaydı.

Hepimiz evlerden çıkamadık,soyal hayatı bir kenara bırakın okula bile gidemedi çocuklar aileler,sürekli birlikte olduklarından sorunlar yağayıp,ruhsal bunalımlara düşmediler mi?Ayrıca sürekli hasta olma korkusuyla yaşamak ruh sağlığını etkilemez mi?  

DSÖ 2001 Dünya Sağlık Raporuna göre yaklaşık 450 milyon insan, dünya çapında sağlıksızlık ve engelliliğin önde gelen nedenleri arasında yer alan ruhsal bozukluklarla yaşamıştı.

DSÖ 2012 Dünya Sağlık Raporuna göre ise her dört kişiden biri hayatlarının bir döneminde ruhsal bir bozukluktan etkilenirken, zihinsel, nörolojik ve madde kullanım bozuklukları, toplam küresel hastalıkların %13’ünü oluşturtu.

Pandemi, savaşlar, göçler ve iklim değişikliklerinin etkileri ile insanların ruh sağlığının nasıl etkilendiğini gördük ve intihar düşüncesi olan insanların sayısı artış gösterdi.

En son yaşadığımız İsrail-Filistin savaşını düşünün,annesi-babası gözünün önünde öldürülen çocuklar,çocukları gözünün önünde öldürülen anne-babalar,yersiz yurtsuz kalanların ruh sağlığını kimler,nasıl düzeltebilecek…

Önleyici çalışmalar psikiyatrik bozukluğu olan kişilerin yaşam kalitesini arttırdığını farkediyoruz.Toplumda koruyucu, önleyici ruh sağlığı müdahalelerine öncelik verilmesi gerekmektedir.Bu konuda hepimiz üzerimize düşeni yapmalıyız.

Sadece sağlık sistemi değil,çağdaş ekonomik sistemler de küresel sorunlarla başa çıkmakta yetersiz kaldı. Bu kriz dönemlerinde çalışanların ruh sağlığını destekleyecek düzenlemelerin eksikliği hissedildi.Bunun için iş ortamları ve çalışma koşulları çalışanların ruh sağlığını destekleyecek şekilde düzenlenmelidir.

Egzersiz, iyi beslenme, gıdaya erişimin yaygınlaştırılmalı,çalışma süreleri ve ortamları düzenlenmeli.

Açlığa ve yoksulluğa son vermek, sağlıklı ve kaliteli bir yaşamı güvence altına almak, herkes için nitelikli eğitim sağlamak, toplumsal cinsiyet eşitliğini ve kadınların güçlenmesini sağlamak, iklim krizi ile mücadele etmek gibi küresel hedeflere ancak toplumun ruh sağlığını iyileştirmeye yönelik önemli yatırımlar yapılırsa ulaşılabilir.

Açlık sınırında yaşayan insanların,iyi beslenemediği ve iyi eğitim alamadığından çocuklarının geleceği için ve emekliliğinde nasıl geçineceğini düşünüp duranların ruh sağlığını kim düşünüyor…

Pandemi sürecinde tüm ulusların ruh sağlığı krizine ve uzun süreli etkilerine hazırlıklı olmadıklarını görüldü.

2020 yılından bu yana, pandemi ile birlikte sağlık hizmeti sunumundaki eşitsizlik daha da derinleşti. Yalnızca pandemi nedeniyle yaşananlar değil, iklim krizinin neden olduğu afetler ve enerji krizi, savaş ve tüm dünyada baş gösteren ekonomik zorluklar, gündelik hayattaki stresi baş etmesi güç düzeylere çıkardı.

Kronik ruhsal hastalığı olanlar, kadınlar, çocuklar ve yaşlılar, yoksullar, hükümlüler, cinsel kimliği ve yönelimi nedeniyle olağan koşullarda da damgalamaya ve ayrımcılığa maruz kalan gruplar, göçmenler ve mültecilerin yaşadığı ruhsal zorlanmalar pandemi ile daha da arttı. Bu koşullarda, ayrımcılık ve nefret söylemine maruz kalan grupların sağlıklı ve güvenli bir yaşam sürebilmeleri için acilen yeni politikalara ihtiyacımız var.

Artık”Ruh Sağlığı Yasası” sadece ruh sağlığı çalışanlarını veya ruhsal hastalıkları olan kişileri değil tüm toplumu yakından ilgilendirecek çok önemli bir konu olarak ele alınmalı.  Bilimsel, özgürlükçü, önleyici, koruyucu, insana yaraşır koşullarda ruh sağlığı hizmeti verilmeli.

2022 yılında Dünya Ruh Sağlığı Günü”Ruh Sağlığını ve Ruhsal İyilik Halini Küresel Bir Öncelik Haline Getirelim”sloganı, yaşadığımız küresel zorlukların karşısında toplumumuzu ve dünyayı daha iyi yaşanılabilir bir yer haline getirmek zorundayız.

Günümüzde ruh sağlığı sorunları dünya genelinde her sekiz kişiden birini etkilemektedir.970 milyon kişinin bir ruh sağlığı sorunu vardır. 301 milyon kişi anksiyete, 280 milyon kişi depresyon tanısına sahiptir.Çocuklar da ruh sağlığı sorunlarından etkilenmektedir.

Madde/alkol kötüye kullanımı,yeme bozuklukları,demans,şizofreni,stres ve diğer ruh sağlığı sorunlarıdır.

Anne-baba olarak çocuklarımızın,gençlerimizin;Orta yaştakiler hasta ve yaşlılarımızın; Öğretmen olarak öğrencilerimizin; Patron olarak çalışanlarımızın ruh sağlığına yeterli özeni gösterip,onları anlamaya ne kadar dikkat ediyoruz.Bunu her birey kendine sormalı ve farkındalığa dikkat çekerek neler yapabiliriz üzerinde durmayı kendimize bir borç bilmeliyiz.

Dünyayı ben mi kurtaracağım diye düşünmeyelim,yangına su taşıyan karınca hikayesini hatırlayalım…

Daha iyi dünyada,ruh ve beden sağlığımız yerinde,mutlu huzurlu günlere…



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Erdoğan Özgenç avatarı
    Erdoğan Özgenç

    Çok güzel…
    Harika…
    Muhteşem…
    Fevkaladenin fevkinde…
    ***
    Hiçbiri, bu yazının geleceğimiz gençler ve umutlarımız için,
    Neler ve nasıl bir anlam ifade ettiğini anlatamaz…
    ***
    Şahsım, ailem özellikle de biricik oğlum ve gelinim için teşekkür ediyorum…
    ***
    Engin ve sevgi dolu yüreğinize sağlık olsun…
    Kaleminizin mürekkebi hiç bitmesin…
    İyi ki varsınız…
    Ömrünüz sağlıklı ve uzun olsun…

    Saygılar sevgiler efendim…

  2. Ümran Ünlü avatarı
    Ümran Ünlü

    Beni yüreklendiriyorsun sevgili güzel dost,çok teşekkür ederim iyi ki varsın,sevgiyle kal

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar