İRAN TÜRKLERİ – 108

Okuma Süresi:

4–5 dakika
❤️

12 Aralık 1945 (21 Azer 1324) günü kurulan “Azerbaycan Millî Hükûmeti” döneminde “Tebriz Âşıklar Ansamblı”nın başkanlığını yapan şair/âşık Hüseyin Cavan’ın Türk âşıklık geleneğine aynı zamanda İran Türk edebiyatına önemli katkıları olmuştur. 1946’da Azerbaycan Millî Hükûmeti yıkılınca o da Bakü’ye sığınır. Hüseyin Cavan’ın sanatkârlığı burada daha da gelişir. Azerbaycan Yazıçılar
Birliği’nin üyesi olur (Ehmedov 1995: 57). “Moskova”, “Settar ┬an”, “Kelbecer Seferi”, “Âşık Hüseyin ve Sevinc”, “Garadağ Seferi”, “Âşıġ Elesger Dastanı”, “Taléh ve Heġiġet Dastanı”, “Séyidî ve Kişverî Dastanı”, “Tembel Ehmed’in Nağılı” gibi halk hikâyeleri tasnif etmiştir. Ayrıca onun “Sen’etkâra Âşiġem”, “Kimden Öyrendin”, “Boylana Boylana” adlı şiirleri bestelenmiştir.

Cavan’ın “Azadlıġ Mahnıları”, “Âşığın Arzuları”, “Şérler”, “Goşmalar”,
“Sedefli Saz”, “Bahar Kimi”, “Danış Télli Sazım”, “Él Âşığı” adlı kitapları pek çok baskı yapar. Çeşitli dillere tercüme edilir (Kafkasyalı 2002: V/228 vd.).

1940’lı yıllarda başlayan İran Türkleri bağımsızlık hareketine katılan ve Tebriz Mahallî Merkez Komitesi ile “Azerbaycan” gazetesinde görev alan Rahim Cadniku50, yazdığı ve tiyatro severlerin yardımı ile sahneye koyduğu üç perdelik “Mübarize Devam Édir” adlı piyesi ile ün yapar. Cadniku’nun 1946 olaylarından sonraki hayatı hakkında bilgi yoktur. Yaşlı Tebrizlilerin anlattıklarına göre Aralık
1946’da, Rus, Avrupa ve Şah güçlerinin Tebriz’i işgal olaylarında, Şah polisleri tarafından öldürülmüştür (Kafkasyalı 2002: VI/528).

Tebriz’de yayımlanan “Veten Yolunda”, “┬eber-i No” ve “Azerbaycan” dergi ve gazetelerinde yazdığı şiirleriyle ve çeşitli platformlarda yaptığı konuşmalarla İran Türkleri bağımsızlık hareketine katılan, hatta Rıza Şah tahttan indirildikten sonra
siyasî ve sosyal çalışmalarına daha da hız veren ve silahlı mücadeleye katılan Muhammet Bağır Niknâm51, 1941-1946 Azerbaycan Millî Hükûmeti Dönemi ‘nin şairlerindendir.

İran Türklerinin bağımsızlığı için mücadele veren Türkçü şairlerden olan ve şiirleri, Tebriz’de neşredilen “Veten Yolunda” ve “Sitaré-yi Azerbaycan” gazetelerinde “Düzdüzânî” mahlası ile yazan Muhammet Ali Düzdüzanî (1922-1946?) de 1946 şehidlerindendir (Kafkasyalı 2002: V/332).

Haşim Terlan52, Azerbaycan Millî Hükûmeti Dönemi İran Türk Edebiyatı şairlerindendir. Terlan, Tebriz’de “Veten Yolunda” ve “Ġızıl Ordu” gazetelirinde millî muhtevalı şiirler yazar. Bu gazete lerin çalışanları ile “Şairler Meclisi”ni kurar. Genç şairlere önderlik eder (Terlan 1358/1979: 4).

Haşim Terlan, 1964 yılında Selamullah Cavid tarafından Tahran’da kurulan, “Dostlar Görüşü” adlı edebî meclisin üyesi olur. Terlan’ın “Alovlu Şérler” adlı kitabı İran Türk edebiyatında önemli bir yere sahiptir. Roman tarzında kaleme aldığı hatıralarını “Gümüşü Péncek” kitabında tplamıştır.

Pek çok lirik-epik uzun manzumein müellifi olan Ali Tude, 1941-1946 Azerbaycan Millî Hükûmeti döneminde birçok gazete ve dergide yazmıştır. Maarif Nazırlığı’nda şube müdürü, sonra Tebriz Devlet Filarmonyası müdürü olarak görev yapar. Millî Meclis tarafından, siyasî, içtimaî, edebî hizmetlerinden dolayı “21 Azer” madalyası ile taltif olunur. Millî Hükûmet’in yıkılışından sonra o da Bakü’ye sığınır. Ali Tude’nin asıl çalışmaları 1946’dan sonra Bakü’de olacaktır. (Aşağıda Bakü hayatından bahsedilecektir.)

Bu dönemde yazılan eserlerde İran Türklerinin ve bütün İran halkının içinde bulunduğu durum, feodal idare tarzı, diktatör şah idaresinin amansız zulmü, toplumdaki çete ve mafya hâkimiyeti,
yolsuzluklar, zorbalıklar, bazı din ve devlet adamlarının din, mezhep, tarikat adı altında yaptıkları rezillikler ortaya konulmuştur.

Yine bu eserlerde ortak konular olarak, İran ve Orta Doğu halklarının beklentileri, İran şah rejiminin kokuşmuşluğu,
emperyalist güçlerin İran ve İran gibi Müslüman ülkeleri nasıl sömürdükleri, Müslüman halkların emperyalist devletlerin tuzaklarına nasıl düştükleri, İran yönetimindeki yabancı işbirlikçilerinin kendilerini nasıl gizledikleri gözler önüne
serilmiştir.

Şuna da işaret edilmelidir ki, bu dönemin edebî şahsiyetleri arasında yer alan Genceli Sebahî (1906-1989), Haşim Terlan (d.1924) ve Ali Tude (d. 1924) gibi emperyalist güçlerin ve onların yerli işbirlikçilerinin ölüm makinasından kurtulan bazı yazar ve şairler aynı zamanda “1946-1979 Şah Muhammed Rıza Pehlevî
Dönemi İran Türk Edebiyatı”nın da edebî simaları arasında yer alacaklardır.

2.2.4.3. Şah Muhammed Rıza Pehlevî Dönemi: Aydınların Ülkeden Kaçışı (1946-1979)

Yukarıda bahsedildiği gibi Azerbaycan Millî Hükümeti’ni yıkmak için harekete geçen Şah Muhammed Rıza Pehlevî yönetimi ve onun hamisi olan büyük güçler, Stalin’in 1937’de Türk Cumhuriyetlerinde uyguladığı “Ziyalılar Katliâmı”nı burada, İran coğrafyasında uygulamaya koymuşlardır. Maksat Şah Muhammed Rıza Pehlevî
yönetimini ülkeye hâkim kılmaktan ziyade İran coğrafyasında bulunan Türk aydınlarını ortadan kaldırmak, Türk dili, edebiyatı ve kültürünü etkisiz hâle getirmek olmuştur. Binlerce aydın öldürülmüş, binlercesi zindanlara atılmış, binlercesi
sürgünlere gönderilmiştir. İran Türk şair, yazar ve aydınlarının ekserisi yok edilmiştir. Tarihte eşine rastlanmamış bir aydınlar katliâmı yapılmıştır. İşte onlarca şair, yazar, gazeteci, sanatçı, aydın, büyük güçlerin temsilcisi İngilizlerin kuklası Şah Muhammed Rıza Pehlevî yönetiminin katliâmından canlarını kurtarmak için
Bakü’ye sığınmışlardır.

Hâl böyle olunca 1946’dan sonra İran Türk edebiyatı (1) Ülke Dışında Gelişen İran Türk Edebiyatı ve (2) Ülke Dâhilinde Gelişen İran Türk Eedebiyatı diye iki kolda gelişmiştir. Biz de bu dönem İran Türk edebiyatını bu şekilde incelemeyi uygun bulduk.

2.2.4.3. 1. Ülke Dışında Gelişen İran Türk Edebiyatı (1946-1979)

1946 yılı Aralık ayında Mir Cafer Pişeverî’nin liderliğini yaptığı “Azerbaycan Demokratik Hükümeti”nin Pehlevî yönetimi ve onun hamileri olan emperyalist güçler tarafından yıkıldıktan sonra ülkeyi terk etmek mecburiyetinde kalan ve ekserisi Bakü’ye sığınan şair ve yazarların meydana getirdikleri edebiyattır. Bu edebiyata “Sürgün Edebiyatı” da denilebilir.

Ülke dışında Rusça, Fransızca gibi batı dillerini öğrenen, Farsça ile birlikte Arapça gibi doğu dillerini bilen, çağdaş dünya edebiyatını tanıma imkânı bulan, çoğu Bakü’de olmak üzere tamamına yakını yüksek okul okuyan, hatta bazıları master doktora yapan, üniversite kadrolarında görev alan bu “sürgündeki edebiyatçılar” edebî ve estetik değerleri yüksek eserler vücuda getirmişlerdir.

Diğer yandan Baküye sığınan edebî şahsiyetlerin tamamına yakını çeşitli dergi ve gazetelerin yönetimlerinde, çeşitli edebî ve siyasî cemiyetlerin yönetim organlarında görev almışlardır. Tamamına yakını “Azerbaycan Demokrat Partisi üyesi olmuşlar, yine ekserisi Azerbaycan’da Yaşayan İranlı Siyasî Muhacirler Cemiyyeti”nin çatısı altında toplanmışlardır.

Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar