Bir Ekonomide Sefalet Endeksi Nedir?

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Bir ekonomide “işsizlik” ve “enflasyon,” ülke ekonomilerinin karşılaştığı en büyük sorunlardandır. Enflasyon ve işsizlik oranlarının oluşturduğu göstergeye Sefalet Endeksi” denir.  Endeks, enflasyon ve işsizlik oranının aynı anda yükselmesinin yanı sıra, işsizlik ve enflasyon oranından  sadece birinin artmasından da kaynaklanabilir. Teknolojik gelişme ve atıl durumda olan kapasitenin kullanılmaya başlanması enflasyon oranını azaltırken, işsizlik oranını değiştirmeyebilir. Teknolojik gelişme ve atıl kapasitenin kullanılmaya başlanması sonucunda üretim artar.

Üretiminin artması, enflasyonu azaltırken,  teknolojik gelişme  işgücü verimliliğini artırdığı için  işsizlik  sorunu ortaya çıkar. Sefalet endeksindeki değişim, işsizlik oranındaki değişimden de kaynaklanabilir. İhracat odaklı büyüme modelini kullanan  ülkede ihracat için gereken ham madde, ara malı ve yatırım mallarının  yeterli olmaması, bu malların ithal edilmesine yol açarak  ihracatla birlikte ithalatta  artışa   yol açar.

İthalat ve ihracatta oluşan artış işgücü talebini  artırır. İşgücü talebindeki   artış, işsizlik oranını  düşürür. İhracatın artmasıyla   ekonomik büyümede   yükselme olan  ülkelerde enflasyon oranı, ekonomik büyümeden sınırlı oranda etkilenebilir. Döviz kurundaki artış, ithalattaki fiyatları artırıp, üretim maliyetlerini  olumsuz etkileyerek   enflasyonu tetikler.

Sefalet Endeksi; 1960’lı yıllarda Amerikalı iktisatçı Arthur Okun tarafından geliştirilmiş olup, enflasyon ile işsizlik oranının toplamını  açıklar. Enflasyonun artması yaşam maliyetini artırırken, işsizliğin artması  kazanç sağlayamayan insan sayısını arttığı   için  sefalette yol açar. Bu endeks, 1999 yılında Nobel Ödüllü  ABD’li iktisatçı Robert Barro tarafından yeniden düzenlenip formülü değiştirilmiştir.

Borro, enflasyon oranı ve işsizlik oranına uzun vadeli tahvil faizi ile büyüme oranını da eklemiştir.  Böylece Barro Sefalet Endeksi (Barro Misery Indeks: BMI) ismini alan endeks şöyledir: BMI = (Enflasyon Oranı + İşsizlik Oranı + Faiz Oranı) – Büyüme Oranı.  Ekonomi büyümüş ise,  oranın düşmesi gerekir.  Büyüme oranının pozitif olması sefaleti düşürür.  Büyüme oranı negatif ise, bu oranın da toplamaya eklenmesi gerekir. Negatif büyüme, sefalet artışına yol açar. Burada faiz oranı, uzun vadeli tahvil faizi olup,  Türkiye açısından  geçerli olan 10 yıllık Devlet Tahvilinin faizidir.

Sefalet Endeksi, ABD ekonomisi dikkate alınarak hazırlanmış ve  yakın tarihe kadar  sadece ABD ekonomisine uygulanmıştır. 2000’li yılların sonlarında John Hopkins Üniversitesi’nden  Steve Hanke, Robert Barro’nın BMI ismiyle geliştirdiği Endeksi  değiştirerek başka bir sefalet endeksi oluşturmuştur. Hanke’nin endeksinde olan ilk 3 bileşen (enflasyon, işsizlik ve faiz oranlarının toplamı) değişmeyip aynı kalmış, sadece son bileşen değiştirilmiştir.  Hanke geliştirdiği son endekste bu 3 bileşenin toplamından kişi başına düşen GSYİH’deki yıllık değişim oranını çıkartmıştır.  Sefalet endeksini artıran bileşenler;  işsizlik ve enflasyon oranı ile  faiz oranlarındaki artıştır.

Türkiye ekonomisi, dış finansmana fazlasıyla bağımlı ülke ekonomileri arasındadır. Bu durumda dövizde oluşacak dalgalanmalar,   ekonomiyi  etkiler. Döviz kurunun yükselmesi, enflasyon oranını  artırır. Bu durumda endeksteki enflasyon oranını düşürmenin yolu  TL’nin değerinin düşmesini önlemektir. Bunun  yolu; risk yaratıcı, yabancı yatırımcıyı tedirgin eden hamlelerden kaçınmaktır. Bu şartın sağlanmasıyla kurlar ve dolayısıyla enflasyon dengede tutulabilir. Enflasyon dengede tutulursa,  faizlerde  düşüş  olabilir.  İşsizlik oranını düşürmek, büyümenin daha fazla istihdam oluşturabileceği alanlara yöneltilmesinden geçer. Bir ekonomide sefalet endeksini artıran bileşenler, işsizlik ve  enflasyon ile  faiz oranlarındaki artıştır.  Bu 3 kalem ekonomiyi olumsuz yönde etkiler.

Türkiye ekonomisi, dış finansmana bağımlı ülke ekonomileri arasındadır.  Bu durumda  dövizde oluşacak dalgalanmalar Türkiye’yi  etkiler. Döviz kurunun yükselmesi ya da  Türk lirasının değerinin düşmesi, enflasyonu  artırır.  Bu durumda endeksteki enflasyon oranını düşürmenin yolu, Türk lirasının değerinin düşmesini önlemektir.  

Bunun en önemli yolu ise;  risk yaratıcı, yabancı yatırımcıyı tedirgin eden hamlelerden kaçınmaktır. Bu şartın sağlanmasıyla kurlar ve  enflasyon dengede tutulabilir. Enflasyon dengede tutulursa, faizlerde düşüş  sağlanabilir. Endeksteki bir diğer kalem olan işsizlik oranını düşürmek, büyümenin daha fazla istihdam oluşturabileceği alanlara yöneltilmesinden geçer. Bu da, Türkiye’de inşaat yatırımından daha çok sanayi yatırımına yönelmeyi gerektirir.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar