Kuraklık tehlikesi büyüyor…

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Yaşar Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Jafar Safari, yürütücülüğünde gerçekleştirilen bilimsel çalışmada, bölgenin 2100 yılına kadar nasıl bir kuraklık eğilimine gireceği analiz edildi.

Ortaya çıkan olası senaryolara göre; kurak ay sayısı yüzde 40 artabilir.


İzmir ve çevresinde etkisini artıran kuraklık, bölgedeki barajların kritik seviyelere gerilemesine ve bazı ilçelerde su kesintilerine neden oldu.

Yaşanan su krizinin yalnızca geçici değil, iklim değişikliğiyle derinleşen uzun vadeli bir problem olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Safari, sürdürülebilir çözümler geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Yaşar Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Safari, yürütücülüğünde gerçekleştirilen bilimsel çalışmada, Ege Bölgesi’nde gelecekte yaşanabilecek kuraklık senaryoları incelendi.

CMIP6 iklim modeli verilerinin kullanıldığı çalışmada, orta (SSP2-4.5) ve yüksek (SSP5-8.5) emisyon senaryoları ele alındı. Bölgenin 2100 yılına kadar nasıl bir kuraklık eğilimine gireceği analiz edildi. Saygın bilim insanlarını bir araya getiren araştırmada Doç. Dr. Safari’ye; İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden Dr. Mustafa Nuri, Bursa Teknik Üniversitesi’nden Doç. Dr. Babak Vaheddoost eşlik ederken, yüksek lisans öğrencisi Farzad Rotbeei ise araştırmaya katkı sağladı.

Araştırma, 2041-2100 döneminde şiddetli ve aşırı kuraklık ayı sayısının en yüksek olduğu bölgelerin Büyük Menderes Havzası (Aydın-Denizli-Muğla hattı) ile Küçük Menderes Havzası’nın batı kesimleri (Çeşme, Seferihisar, Selçuk ve çevresi) olduğunu gösteriyor. Bu alanlarda toplam 160 ayın üzerine çıkan kuraklık değerleri dikkat çekiyor.

Küçük Menderes’in doğu kesimlerinde ve Gediz Havzası’nda ise kuraklık riski devam ediyor. Orta emisyon senaryosuna göre 2070-2099 arasında kurak ay sayısında yüzde 26 artış öngörülürken, yüksek senaryoda bu oran yüzde 40’a yaklaşıyor.


Araştırmada ayrıca, aylarca sürebilen ve 15 aya kadar uzayabilen kurak dönemlerin oluşabileceği, bunun da tarımsal üretim, içme suyu temini ve ekosistem dengesi açısından ciddi tehditler doğuracağı belirtildi.


Doç. Dr. Safari, bu konuda şunları söylüyor:

“Bu veriler ışığında özellikle İzmir’in tarım, içme suyu ve ekosistem dengesi açısından büyük risk altında olduğunu söyleyebiliriz. İklim değişikliği, artık soyut bir kavram değil. Ege Bölgesi gibi hassas alanlar, hem sıcaklık artışı hem de buharlaşma nedeniyle çift yönlü baskı altında. Tarımsal üretim, içme suyu temini ve ekolojik denge tehlike altında. Bu çalışmamızda geleceğe dair net bir tablo ortaya koyduk: Adaptasyon ve bütüncül su yönetimi politikaları bir an önce hayata geçirilmeli.”


Doç. Dr. Safari atılması gereken adımları şöyle sıraladı:
“- Yeraltı su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı için izleme ve sınırlama sistemleri geliştirilmeli.
– Tarımsal sulamada modern ve su tasarruflu teknikler yaygınlaştırılmalı.
– Şehir şebekelerindeki su kaçakları hızla önlenmeli.
– Kuraklık erken uyarı sistemleri bölgesel düzeyde kurulmalı.
– İklim projeksiyonlarına dayalı uzun vadeli su yönetim planları hazırlanmalı.
– Yenilenebilir enerji yatırımları artırılarak karbon ayak izi azaltılmalı.
– Alternatif su kaynakları devreye alınmalı; atık sular tarımda kullanılmalı, deniz suyu arıtma tesisleri kurulmalı



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Hürriyet Akkeçili avatarı
    Hürriyet Akkeçili

    Halen bu konuda Türkiye geç kalmadı.
    Orman yangınlarının önlemi alınması gerekiyor. Halka ağaç sevgisi, ağaçları koruma önemi öğretilmesi gerekiyor. Yangınlar için, gerekli teknik bütün aletlerin mevcut olması gerekli.İyi yetiştirilmiş elemana ihtiyaç var.
    Nasıl Dinayette en büyük bütçe ayrılıyorsa, Ormanlarımız için iki katı ayrılması gerekir. Su olmazsa dinin, caminin kimseye bir faydası olmaz.
    Son 25 yılda, yurt içinde ve yurt dışında fil dişi ile süslenmiş, altın işlemeli camiler yerine, bu gelecekteki kuraklığı önlemek için yatırım yapılsaydı, ülkemiz bu duruma düşmezdi. Duanı evinde, bir ağacın altındada yapabilirsin, illa milyonlar değerinde beton karartısına kimsenin ihtiyacı yok. O kadar maaşlı , akşama kadar gölgede oturan, cami hocalarına kimseye bir faydası yok.
    Bu kişiler ne üretiyor? Ürettikleri tek şey mikrop!
    Eğer bu şimdiki hükümet başımızda kalırsa, başımıza bela kalacak.
    Gelecekte su sorunu, bütün şehirlerde alt yapı çöktü, yollar, köprüler, tren yolları bakımsızlıktan kötü durumda. Evlere verilen içme suları insanları hasta yapıyor.
    Türk halkına yallanlarla manüpilasyon yapılıyor. Kendi çıkarları için. Eğer halk ayağa kalkmazsa ve hakkını aramazsa, gelecekleri büyük tehlike içinde olacak.
    Bugünden itibaren, her hane başına, evde kaç kişi yaşıyor, o kadar boş alana ağaç dikilecek. Dikilen ağaçlara gereken önem ve bakım sağlanacak.
    Günde 5 vakit abdest ‘ te kullanılan su bu ağaçlara harcanacak. Bu kadar zor olmassa gerek!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar