Murat Çalık ve Ailesine Yapılan Zalimlik Son Bulmalıdır!
Demokratik Hukuk devleti olmanın en temel ve asla vazgeçilemez kuralı, hiç kimsenin mahkeme kararı olmadan tutuklanamayacağı ve hapse konamayacağı ilkesidir. Demokratik Hukuk devleti kurallarına uyan herkes buna uymakla yükümlüdür.
İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı ve CHP`nin seçimle belirlediği Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, 19 Mart 2025 tarihinde Silivri’de hapse kondu. Aynı anda İstanbul Büyükşehir Belediyesinin üst düzey 19 elemanlı da hapse atıldı. Bunu dalgalar halinde yeni tutuklamalar izledi. CHP`den çok sayıda Belediye Başkanı ve elemanı tutuklanarak hapse atıldı.
2002-2007 yıllarında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı, 2009-2015 yılları arasındaki AKP`den başbakan yardımcısı olarak görev yapan hukukçu Bülent Arınç, açıklamalarında yargı kararı olmaksızın kimsenin tutuklanamayacağı, yargı kararı kesinleştikten sonra kişilerin cezaevine konulabileceğine özenle vurgu yapmaktadır.
AKP Hukuk Devletinin bu temel ilkesine uymamaktadır!
Daha önce iki defa kanser ameliyatı geçiren Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık, tutuklanan Belediye başkanlarından biridir. İstanbul’a yakın Silivri Cezaevi yerine keyfi olarak İzmir Buca Kırıklar Cezaevi’ne gönderildi.

Murat Çalık, daha önce iki kere kanser hastalığı geçirdi. Şu anda ise kendisinde lenf kanseri bulunduğu şüphesi üzerinde duruluyor.
Murat Çalık, boynundaki kitleden dolayı 4 Temmuz’da 2,5 saatlik bir operasyon geçirdi. Hasta hanede bulunması ve tedavi görmesi gereken Murat Çalık, hasta hane kapısında bekleyen 79 yaşındaki annesi Gülseren Çalık ve yakınlarından kaçırılarak yeniden hapishaneye gönderildi. Anne Çalık bu olay sonrası fenalık geçirerek bayıldı.
Avukatlar, uzman hekim raporlarını baz alarak, cezaevi ortamının Çalık’ın hastalıklarının nüksetme riski oluşturduğunu dile getirdi. Adli Tip Kurumu, Murat Çalık’ın sağlık durumunun yeniden değerlendirilmesine karar verdi.
Ağır hastalığı nedeniyle tedavi görmesi gereken Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık`a yapılan bu uygulamanın, hukuk devleti ilkeleriyle, insanlık ve vicdanla da tamamen çeliştiği kesindir.
Türkiye`de Demokratik-Hukuk Devleti ve Yargı Bağımsızlığı kurallarına yeniden dönülmesi, vazgeçilemez bir gerekliliktir. Bu günleri hiç de geç olmayan bir sürede yaşayacağımızdan kuşku duymuyorum.
İnanmak istiyorum ki, bu kuralları hiçe sayanlar, günü geldiğinde bu yasa dışı uygulamaları keşke yapmasaydık demek zorunda kalacaklardır!




Bir yanıt yazın