“Ey Türk! Daha Ne Bekliyorsun?”

Okuma Süresi:

1–2 dakika
❤️

Bir Uyarı, Bir Hiciv, Bir Çağrı…

Bugün artık sadece bir kelimeyle “Türküm” demek yetmiyor. Çünkü bu topraklarda artık “Türküm” demek bir kimlik beyanından çok bir cesaret eylemi haline geldi. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet, gözümüzün önünde lime lime edilmekte. Üç beş imzayla rejim değiştirenler, şimdi de tarih değiştirmeye çalışıyor. Binlerce yıllık devlet geleneği bir gecede “EBÖ” ( Erdoğan-Bahçeli-Öcalan ittifakı ( amerikancı gladyo) gibi garabetle bozuluyor, hukuk ve liyakat yerle bir ediliyor.

Ve sen…
Zoom toplantılarında, dört duvar arasında, iç sesinle “ben Türküm” demekle yetiniyorsun.
Yetiyor mu?
Hayır! Çünkü vatan yalnızca içten sevilerek korunmaz. Vatan, mücadeleyle, iradeyle, sokakta, meydanda, sözde, yazıda, duruşta savunulur. Bugün devletin omurgasıyla oynanıyor. Geriye sadece anayasa kaldı — onu da “şöyle bir revize edelim” diyerek tarihin çöp kutusuna atacaklar.

Görmüyor musun?
“Yerli ve milli” denilerek kurulan bu düzen, ne yerli kaldı ne milli. Kurucu değerler sistemli bir şekilde unutturuluyor. Lozan düşmanlığı, Cumhuriyet alerjisi, Atatürk’ü görmezden gelen bir tarih masalı… Ve sen hâlâ bekliyorsun. Neyin düzeleceğini sanarak?

Korkak bir iktidar ve onun iki gölgesi: Biri Bahçeli, biri Öcalan.
Sistem öyle ters yüz edildi ki; dünün teröristine masa kuran, milliyetçiyim diye Meclis’te naralar atanla kol kola yürüyor. Her şey göz göre göre, ekran ekran, yasa yasa, miting miting yapılıyor. Ama sen hâlâ susuyorsun.

Vatandaş!
Vatan ninnisiyle avunulmaz. Bayrak şiiriyle değil, duruşla savunulur.
Şeref, yalnızca nutuklarda değil, meydanlarda belli olur.
Şayet azıcık saygın, zerre kadar onurun ve bu ülkeye borcun varsa:
Birleş!
Sokağa çık!
Görünür ol!
Bu sokaklar, kasabalar, şehirler, ormanlar, denizler, ırmaklar yer altı – yer üstü, bu gökler bizim de.. vatan de…
Demokratik haklarını kullan!
Milleti örgütle, halkı uyandır!
İktidarı devretme, geri al!
Dil pehlivanlığını bırak artık…!
Vakit tamamdır de..!
Bu saatten sonra yapılmayan her şey, yazılmayan her cümle, çıkılmayan her sokak, unutulan her direniş; bu ülkenin çöküşüne kazma vurmaktır.
Son kale anayasadır — onu da alırlarsa geriye sadece suskunluk kalır.

O vakit, gülüm, yandı keten helva.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar