Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, ülkenin çeşitli bölgelerindeki illerde devam eden orman yangınlarına karşı “dua” edileceğini duyurunca aklıma Ziya Paşa’ya teklif edilen “Yağmur duası” geldi.
Ziya Paşa sürgünden döndükten sonra, önce Suriye, sonra Konya ve 1878 yılında da Adana Valiliğine atanır.
Ölümüne kadar geçen sürede de Adana Valisi olarak görev yapar.
Ziya Paşa Adana valisi iken kendisi hakkında aşağıdaki hikâye anlatılır.
1879 yılında Çukurova’da ortalığı kasıp kavuran bir kuraklık hüküm sürer.
Ekinler kurur, sebze ve meyve bahçeleri kuraklıktan ürün vermez olur.
Çiftçi, tüccar bir grup Adanalı eli böğründe perişan bir durumda müftüye giderek yağmur duasına çıkılmasını isterler.
Müftü efendi de durumu arz etmek ve izin almak üzere Vali Paşaya sorar;
Paşa hazretler nasip olursa yarın Cuma namazını eda eyledikten sonra cemaatle birlikte topluca duaya gideceğiz.
Zat-ı Devletleri de buna iştirak etmeyi düşünürler mi?”
Ziya Paşa müftü efendinin bu teklifini alır almaz ayağa kalkar ve konağın penceresinden aşağıda gürül gürül akan Seyhan nehrini seyre dalar.
Sonra da müftü efendiye dönüp şöyle söyler;
Baka müftü efendi, ben Cenab-ı Hakkın huzuruna yağmur istemek için çıkmaya hayâ ederim.
Utanırım.
Hemen yanı başımızda koca bir ırmak akıyorken, onun kenarında durup yağmur duası yapmak ne ola ki.
Hak Teâlâ benden bunun hesabını sormaz mı?
Yarın Ruzi- Mahşer’de bana ‘Ey Ziya, önündeki nimeti görmezden gelip sen ne yüzle karşıma çıkıp yağmur dilersin’ demez mi?
Yok müftü efendi yok.
Beni mazur gör.
Rabb-ül Alemin’im huzurunda beni rüsva eyleme.”
Sen yangına karşı hiç bir tedbir alma, sonra da Allah’tan yardım iste.
Allah’tan yardım istenecekse eğer şöyle istenir:
“Allah’ım, sen, son modern yangın söndürme uçak filolarımızı görevinde muvaffak kıl.”
Osman AYDOĞAN


Bir yanıt yazın