
Denizcilik ve Kabotaj Bayramımızın 99.yıldönümü ulusumuza kutlu olsun!
Başta mazlum milletlerinin de önderi Atatürk olmak üzere Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Yönetiminin kuruluş sürecinin özverili kahraman Meclis üyeleri ile şehit, gazilerimizi saygı anıyorum. 01Temmuz 2025 Salı
Ülkemiz denizciliği üzerine hasbıhal:
· İmparatorluktan hasta adama devrilen Osmanlı Devleti, kapitülasyonlar ve Duyun-u Umumiye sömürüsüyle kabotaj(*) ve karasuyu denizlerle ilgili meslekleri yapma haklarını yabancılara devreder.
· 1 Ağustos 1918’de yapılan 24 maddelik Mondros Mütarekesi’nin çoğunluğu “Deniz Gücümüz” ile ilgilidir. Boğazlar’ın, askerî ve ticari deniz gücümüzün, hatta kullanılacak yakıtın bile teslim edilmesi, denizci personelin dağıtılması, zaten yok sınırında olan denizciliğimizi tamamıyla bitirir.
· Türk denizciliğin makus talihi Lozan Antlaşması (24.07.923) ile değişir. Antlaşma ile Türkiye’nin “kabotaj hakkı” kabul edilir. Bu Türk deniz ticaretinin dönüm noktasıdır.
· Atatürk, kabotaj hakkına verdiği önem “Kabotaj’ın bu yıl içinde, sadece ve tamamen Türk bayrağına dönüşü fiilen gerçekleşmiştir. Bu olayı övünerek anmak isterim. Bu olay, alıdır.yüzyıllarca süren engellere karşı, ancak millî yönetimin elde edebildiği başarılardandır.” tümcelerinden anlaşılmalıdır.
· 359 sayılı “Türkiye Sahillerinde Nakliyatı Bahriye (Kabotaj) ve Limanlarla Kara Suları Dâhilinde İcrayı San’at ve Ticaret Hakkında Kanun” 19 Nisan 1926’da kabul edilir ve 1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe girer.
· Lozan’la kazanılan hakkı ile Türk denizciliği ulusal bir kimlik kazandırır.
· Türk deniz ticaret filosunun gelişmesi ve dolayısıyla Türk iktisadına büyük gelir geiriri.
· Denizcilik faaliyetlerinde özel girişim desteklenirken Türkiye Seyr-i Sefain İdaresi, Devlet Denizyolları ve Limanları Umum Müdürlüğü ile Devlet Limanları İşletmesi Umum Müdürlükleri’nin kurulmasıyla kamusal alanda da yatırımlar yoğunlaştırılır.
· 150 yıllık bir mücadelenin sonrasında elde edilen kabotaj hakkı, Türk deniz ticaretinin dönüm noktasını oluşturmaktadır
GAZİ ATA’NIN 1 TEMMUZ 1927 YILININDA İSTANBUL’A İLK GELİŞİ:
· 1927 yılının 1 Temmuz’unda İzmit üzerinden Ertuğrul yatıyla akşamüzeri İstanbul’a gelir; coşkun şekilde karşılanır ve Dolmabahçe Sarayı’na geçer.
· Kurtuluş’tan sonra Cumhurbaşkanı olarak İstanbul’a ilk gelişidir ve yaklaşık 3 ay kalır.
· Dolmabahçe Sarayı’nda o gece onuruna yapılan yapılan toplantıda Gazi:
– Artık bu saray, Allah’ın gölgelerinin değil, gölge olmayan, gerçek olan milletin sarayıdır. Ve ben burada milletin bir ferdi, bir misafiri olarak bulunmakla bahtiyarım!
– İki büyük cihanın mültekasında (birleşme) Türk vatanının ziynetini, Türk tarihinin serveti, Türk milletinin gözbebeği İstanbul, bütün vatandaşların kalbinde yeri olan şehirdir.
– Sekiz yıl önce, üzüntüyle ağlayan İstanbul’dan kalbim sızlayarak çıkmıştım. Uğurlayanım yoktu. Sekiz yıl sonra, kalbim rahat olarak, … İstanbul’a geldim ve bütün İstanbulluların ruhuma heyecan veren sıcak ve sevimli kucağıyla karşılaştım” sözleriyle Cumhuriyet rejiminin ve İstanbul’un önemini vurgular.
Kutlu günde hatırlatma:
– Atatürk’ün, 5.Dönem(1 Kasım 1937) TBMM açılış söylevinde “…üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye; endüstrisi, ticareti ve sporu ile en ileri denizci ulus yetiştirmek yeteneğindedir…Denizciliği Türk’ün büyük ulusal ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız.” sözleri ile mavi vatanın önemini belirtmektedir.
Gazi’nin gösterdiği hedeflerin çok çok gerisine düşmüş bir Türkiye’ye ait verilerin özeti:
– Yeni nesillerin ve siyasilerin hatıralarında, yaşamlarında Denizcilik Ve Kabotaj Bayramlarının izleri silik veya yok denecek düzeydedir.
– Taşımacılıkta denizyolu payı % 4, demiryolu %5, karayolu %90’dır.
– Yolcu taşımacılığında denizyolunun payı ise % 0,56’dır.
– Suda boğularak ölen vatandaş sayısı yılda 600-900 kişi arasındadır.
Sonuç olarak;
– Başta güzel İstanbul olmak üzere yerleşkelerin insan yaşamını zorlaştıran çok kötü yapı yığınları haline getirildiği,
– Karmaşanın hakim olduğu sağlıksız kentlerden kaçma adına kıyıların ikincil kentlerle işgal edildiği,
– Yük ve yolcu taşımacılığın en pahalı olanları kara ve hava yolunun hesapsız kitapsız irileştiği,
– Çarpık eğitimin neden olduğu suda boğulma vakalarının yüksek sayılarda olduğu
bir Türkiye’de kader midir?
Yunus Emre’nin Kader gayrete aşıktır. Zorlayınca olmaz. Nasipse olur. Ama zorlamadan da nasip olmaz. Çünkü kader gayrete aşıktır.” sözünü ne etmeli!
(BU YAZI DERLEMEDİR)
(*) Yalnızca 51 yaşındayken ölen Atatürk’ün adalet bakanı Mahmut Esat Bozkurt, Türkiye Cumuriyeti’nin çağdaş yasalarının mimari olduğu gibi “359 sayılı Türkiye Sahillerinde Nakliyatı Bahriye (Kabotaj) ve Limanlarla Kara Suları Dâhilinde İcrayı San’at ve Ticaret Hakkında Kanun”un da mimarıdır.


Bir yanıt yazın