İşlerim gereği ukrayna’ya sürekli gittiğim yıllarda ukrayna’da neredeyse gitmediğim yer kalmadıydı. Ama özellikle Akmescit heleki Yalta her seferinde bana bir başka sevecen gelir ruhumda fırtınalar eserdi. Birgün dedilerki gel seni Hanife neneye götürelim . Yalta’nın yamaçlarında bir eve gittik. Hanife nene dul gelini ve felçli torunu ile oğlu vefat etmeden önce yaptığı iki odalı evlerinde yaşıyorlar.
O zamanlar Hanife nene ilerlemiş 80 li yaşına rağmen 16 yasından beri yaşadığı sürgün hayatı ve tarifsiz acıların yüzünde bıraktığı izlere rağmen uzun boyu bembeyaz teni ve masmavi boncuk gibi gözleri ve güleç yüzü ile insana umut veren duruşu ile çok farklı biri olduğunu hissettiriyor hemen.
Hanife nene ailesi ile birlikte üsküdar istanbul’da mutlu mesut yaşarlarken ikinci dünya savaşının sert rüzgarlarının estiği yıllarda Yalta’daki akrabalarından biri düğünlerine davet ederler. O zamanlar 16 yasında dünyalar güzeli Hanife anne ve babasıyla birlikte binbir zorlukla Yalta’ya giderler. Onca yolu gitmişken tabi birazda kalırlar orada. Tam dönecekleri zaman stalin tüm Kırım halkını zorunu sürgüne tabi tutar. sürgünde mümkünse iki Kırımlı aileyi bile yan yana aynı yere sürmez ve sadece rusların yaşadıkları bölgelere sürerki kimse ile bağlantıları olmasın asimile olsunlar.
Hanife’yi de ailesi ile bitlikte sibiryada sadece rusların olduğu küçük bir köye sürerler. Bir süre sonra Anne babası bu sürgüne daha fazla dayanamazlar kahırlarından vefat ederler. Tek başına köyde yaşam mücadelesi veren, horlanıp dışlanan Hanife artık kaderinin bu köyde olduğunu anlar ve ruslarla birlikte yaşar ama hiçbir şekilde Türk olduğunu bir saniye bile aklından çıkarmaz.
Evlenme çağıda gelmiştir Hanife’nin ama evlenebileceği tek bir Türk yoktur civarda. Hanife mecburen düzgün bir rus ile evlenir yaşamına orada devam eder. Bu arada Hanife’nin bir oğlu olur. rus babaya rağmen oğlunun ismini Enver koyar ve hep Türk olarak yetiştirir. Enver, artık Hanife’nin hayata dahada fazla tutunmasının sebebi olur.
Bu arada rus koca vefat eder, Hanife oğlunu tek başına büyütür . Enver’i de bir rus kızı ile evlendirir ama kadere bak ki felçli bir kız çocuğu torun sahibi olur. Enver kereste ticareti yapar iyi para kazanır annesine orada rahat edeceği bir düzen de kurar. 50 yıldan fazla vatan hasreti ile sürgün hayatı yaşarken bir gün duyar ki tüm Kırım sürgünleri bulundukları yerlerden Kırım’a akın akın geri dönüyorlarmış.
Hemen Enver’e oğlum beni Kırım’a geri götür der. Kırım hayalleri ile büyümüş olan Enver sevinçle kabul eder herşeyi orada bırakıp Yalta’ya gelip yamaçtaki o evi yapar yeniden kereste ticaretine başlar. Lakin Enver kanser illetine yakalanır vefat eder. Gelin rus olmasına rağmen çok düzgün bir kadındır. Hanife neneye felçli kızına sahip çıkar ama onlar için zor bir hayat başlamıştır.
Hanife nene sürgün hayatı dahil Türkiye’den birini ilk defa beni görmüş ve ilk karşılaştığımızda yüzüme uzun uzun bakarak masmavi boncuk gibi gözlerinden yaşlar süzüldü. O anki duygularımı tarif etmek mümkün değil. Hayatımın en zor anlarından biriydi. Kanapeye oturduk. istanbul’dan konuştuk. istanbul’un şimdiki halini ilgiyle ve şaşkınlıkla dinledi. Kırım’a nasıl geldiklerini nasıl sürgün edildikleri ve sürgünde geçen 50 yıllık hayatı bir film şeridi anlattı hepsini. Onun artık manevi oğlu olmuştum.
Bir gün Yalta’dan tel ettiler ki Hanife nene diyorki oğluma söyleyin ben yakında öleceğim. Bana yazma göndersin öldüğümde tabutumun başına sersinlerki bu kafir ruslar demesinler, Hanife nenenin kimsesi yoktu bir yazma bile tabutuna şeremediler. Beni onlara mahçup ettirmesin. Hanıma söyledim Hemen bir sürü çeşitli yazmalar aldı ve gönderdim.
Dediler ki Hanife nene yazmaları alınca sevincini bir görseydin hüngür hüngür ağlardın. O sıra başka bir yurtdışı seyahatim vardı. Yalta’dan tel ettiler Hanife nene vefat etti. Cenazeye yetişmem mümkün değildi. Siz dedim gereğini yapın yakında geleceğim.
Gittiğimde , merak etme biz senin adına gereğini yaptık. Yazmasını tabutun başına serdik. Kalabalık olarakta defnettik. rusları çatlattık. Mezarını ziyarete gittim. Ben hayatımda yüzüne baktığında insana huzur veren böyle bir nur yüzlü birini daha tanımadım.
Ruhu şad olsun. ışıklar içinde uyusun.




Bir yanıt yazın