2002 yılında Türkiye’de yeni bir perde açıldı. Oyunun adı: “Demokratikleşme”, ama senaryo sanki Washington DC’deki bir masada yazılmıştı. Başrollerde Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül, yönetmen koltuğunda ise derin bir güç: NATO-Gladio…
1: BOP’un Eş Başkanlığı
ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi sahneye sürülürken Erdoğan çıkıp, “Bu projenin eş başkanıyım” deyince alkışlar Pentagon’dan geldi. Türkiye’nin sınırları fiziki olarak değilse de, zihinsel ve idari olarak esnetilmeye başlandı:
• “Yeni Anayasa”
• “Eşit vatandaşlık”
• “Ana dilde eğitim”
• “Federasyon sinyalleri”
Bu başlıklar, “ileri demokrasi” kılıfıyla Gladio menüsünün Türk usulü versiyonuydu.
2: Gladio’nun En Sadık Elemanları
12 Eylül Gladio’su üniformalıydı. 2002 sonrası Gladio’su ise takım elbiseli, sakallı, ağzında “millet iradesi” lafzı, cebinde Pentagon notları taşıyordu.
Erdoğan-Gül ikilisi, 12 Eylül’cülerin devrettiği derin yapıyı devraldı, renklendirdi ve yeniden markalaştırdı:
“Made in Gladio – Yeni Türkiye Serisi”
3: Bahçeli’nin Sessiz Devrimi (!)
Zaman geçti, Erdoğan’ın eski yol arkadaşı Gül kenara çekildi, sahneye Gladio’nun bir diğer aktörü: Devlet Bahçeli geldi.
Milliyetçilik maskesiyle “devlete sadakat” nutukları atan Bahçeli, ironik şekilde Erdoğan’ın elini güçlendiren, “açılımın kapanışını” yapan ama özünde Gladio projelerini farklı paketlerle sürdüren bir figür haline geldi.
Yeni anayasa tartışmaları mı? Federasyon imaları mı? Tüm bunlar aslında aynı tezgâhın farklı ambalajlarıydı.
Sonuç: AKP – “Made in Gladio” Etiketli Yerli Üretim
Bugün gelinen noktada AKP, sadece bir siyasi parti değil; 12 Eylül sonrası Gladio’nun en parlak ürünü, en sadık memurudur.
Kurucu ortak Gül, görevini Bahçeli’ye devretmiş; sistemin bekası, “millîlik” maskesiyle sürdürülen Atlantikçi planlara emanet edilmiştir.
Erdoğan-Bahçeli ikilisi ise şu anda Gladio’nun:
• Hem gardiyanı,
• Hem propaganda şefi,
• Hem de uygulama müteahhididir.
Son söz:
Türkiye, hâlâ Amerikancı derin devletin gölgesindedir.
Sadece figürler değişmiş, dekor yenilenmiş, fakat oyun aynı kalmıştır.
AKP: “Yerel üretim görünümlü, ithal proje ürünü” bir siyasi aparattır.


Bir yanıt yazın