Korku insancıl bir duygudur.
Bir şekilde herkes korkar.
Korku, kararında olunca faydalıdır.
Olası tehlikeleri bu duygunun tetiklediği önsezi ile etkisiz hale getiririz.
Fazlası fobi’dir.
Kişiye ve topluma felaket getirir.
Yakın tarih bunun örnekleri ile doludur.
Osmanlı İmparatorluğunun son padişahı Sultan Mehmet Vahideddin…
623 yıllık bir imparatorluğun son padişahı Mehmet Vahideddin’in Adliye Nazırı İbrahim beye kaçmadan önce ifade ettiği sözler.
“Aczim var, korkuyorum. Bu saray benim baba ocağımdır. Odaların birinde doğmuş, birinde büyümüş, birinde babamın vefatını görmüş, birinde amcam yahut kardeşimin başına gelen felaketi nazar etmişimdir. Bunların benim kaderim olacağını düşündükçe çok korkuyorum.”
,*
Alman şansölyesi iken diktatörlüğünü ilan eden Adolf Hitler…
50 Milyondan fazla insanın ölümüne neden olup, soykırım’da 6 milyon kadın, çocuk ve bebeğin kanını ellerinde taşıyan bu diktatörün son zamanları farklı değildi.
Adolf Hitler’in vasiyeti gereği öldükten sonra onu yakan oda uşağı Heinz Linge anlatıyor.
Rus birlikleri Berlin’i iyice kuşatmış, aralıksız bir şekilde top mermileriyle vuruyordu. Son günlerini Başbakanlık binasının altındaki sığınakta geçiren Hitler ve kurmayları, her top atışından sonra korkudan çılgına dönüyorlardı.
Adolf için ise durum biraz farklıydı. O ölmekten daha çok, dünyanın en güçlü insanı durumunda iken sıradan bir insan olarak hesap vermekten ve cesedi baş aşağı asılan ve sokaklarda sürüklenen İtalyan diktatör müttefiki Mussolini ile aynı sonu paylaşmaktan korkuyordu. Bu düşünceler Hitler’i dehşet içinde bırakıyordu.
Fobi’ye dönüşen korkusu onu paranoyak bir deli haline getirmişti. Daha önce kendisine muhalif olan herkesi bertaraf etmişti. Şimdi sırada en yakında bulunan kurmayları vardı.
Onlarında infaz emrini sığınakta verdi.
*
Benito Mussoloni…
TİME dergisi yayını.
İtalya’ da kendisine muhalif herkesi İtalya düşmanı olarak ilan etmiş hapse veya mezara göndermişti. Yönetimini eleştiren herkesi yargılamadan hapse attırarak, kendi küçük faşist gençlik grubunu kurmuştu. Basını kısıtlamış ve “Kara Gömlekliler” adını verdiği eski askerlerden oluşan örgütlü bir grubu kullanarak yönetime hakim olmayı başarmıştı.Başbakanlık görevinden yasal olarak azledilememek için özel olağanüstü hal yetkileri almıştı. Tüm bunlara rağmen Mussolini tüm kontrolünü kaybetmeye başladığını anlayınca korkuları kabusa dönüştü.
Müttefik kuvvetler 1945’de zafer kazanana kadar dostum dediği Hitler’in İtalya’da kurduğu kukla hükümetini yönetti.
Mutlak sonun geldiğini anlayınca Mussolini ülkeden kaçmaya çalışarak İsviçre sınırına doğru yöneldi. Yakalandı, idam edildi ve cesedi ayaklarından asılarak teşhir edildi.
*
Aradan tam olarak 70 yıl geçti.
Yönetim sistemlerinde çok şey değişmiş gibi görünse de gerçekte hiç ama hiçbir şey değişmedi.
2015 yılından itibaren otoriter yönetimden diktatörlüğe geçmeye çalışan liderler Mussoloni ve Hitler’in icraatlarını tekrar ederken;
Vladimir Putin Adolf Hitler’in
Kim Jong-Un Mussolini’nin
Donald Trump ve benzeri liderler ise İdi Amin’in ruhlarnı bedenlerinde taşıyorlar.
Son söz:
Siz, siz olun hırs ve öfkenizin zincirden tasmasını elinde tutan nefsi duygularınıza hizmet etmeyin.
Aksi halde sonunuz yukarıdakilerden hiç farklı olmayacak.






Bir yanıt yazın